400 yıllık “vampir” mezarının sırrı çözülüyor. Boğazında orak, ayağında kilit

Polonya'nın kuzeyinde bulunan sıra dışı bir mezar, bilim insanlarını yaklaşık 400 yıl önce yaşamış genç bir kadının gizemli hikayesine.

🎙️ Sesli Gazete (~7 dk)
400 yıllık “vampir” mezarının sırrı çözülüyor. Boğazında orak, ayağında kilit
📝 Editör Özeti ÖNE ÇIKANLAR
  • Arkeologlar, 2022'de Pien köyü yakınlarındaki mezarda, öldüğünde 17 ila 19 yaşlarında olduğu düşünülen bir kadının iskeletini ortaya çıkardı.
  • Araştırmacıların “Zosia” adını verdiği kadının boğazının üzerine paslanmış bir orak yerleştirilmiş, ayak başparmağına ise üçgen biçimli bir asma kilit takılmıştı.
  • Araştırmacılara göre bu iki önlem, genç kadını gömen insanların onun mezardan kalkarak yaşayanlara zarar vereceğinden ciddi biçimde korktuğunu gösteriyor.

Polonya'nın kuzeyinde bulunan sıra dışı bir mezar, bilim insanlarını yaklaşık 400 yıl önce yaşamış genç bir kadının gizemli hikayesine götürdü. Arkeologlar, 2022'de Pien köyü yakınlarındaki mezarda, öldüğünde 17 ila 19 yaşlarında olduğu düşünülen bir kadının iskeletini ortaya çıkardı.

Araştırmacıların “Zosia” adını verdiği kadının boğazının üzerine paslanmış bir orak yerleştirilmiş, ayak başparmağına ise üçgen biçimli bir asma kilit takılmıştı. Araştırmacılara göre bu iki önlem, genç kadını gömen insanların onun mezardan kalkarak yaşayanlara zarar vereceğinden ciddi biçimde korktuğunu gösteriyor.

Nicolaus Copernicus Üniversitesi'nden arkeolog Dariusz Polinski liderliğindeki ekip, Zosia hakkında şimdiye kadarki en kapsamlı bilimsel araştırmayı gerçekleştirdi. Araştırmacılara göre Zosia'nın ayak başparmağına takılan kilit, ceset ilk gömüldüğü sırada yerleştirilmişti.

Ancak boğazındaki orak muhtemelen daha sonra mezar yeniden açılarak eklendi. Orağın, genç kadının ölümden sonra ayağa kalkmaya çalışması durumunda başını kesmesi amacıyla boynunun üzerine yerleştirildiği düşünülüyor.

Bilim insanları mezarın, ceset tamamen çürümeden önce yeniden açılmış olabileceğini belirledi. İskeletin eklemlerinde bozulma veya yer değiştirme bulunmaması, orağın eklendiği sırada vücutta yumuşak dokular bulunduğuna işaret ediyor.

Araştırmacılar Zosia'nın ağzına veya burnuna ölümünden sonra bakır ve altın içeren bir nesne yerleştirildiğine dair izler de buldu. Nesnenin genç kadının damağında yeşilimsi bir renk bıraktığı belirlendi.

İlk ihtimallerden biri bunun bir madeni para olduğu yönündeydi. Ancak yapılan analizler, bakır ve altın oranının dönemin bilinen madeni paralarıyla uyuşmadığını ortaya koydu.

Araştırmacılar nesnenin de ölünün geri dönmesini engellemeye yönelik “şeytan karşıtı” bir ritüelin parçası olabileceğini düşünüyor.

Pien'deki mezarlıkta bulunan sıra dışı gömü Zosia ile sınırlı değil. Yaklaşık dört kuşak boyunca kullanıldığı düşünülen alanda şimdiye kadar 101 mezar ortaya çıkarıldı.

Bunların onlarcasında alışılmışın dışında uygulamalara rastlandı. Bir çocuk yüzüstü gömülürken, başka bir iskelet çarmıha gerilmiş gibi konumlandırılmıştı.

Bazı kafataslarının çevresine ise ölünün hareket etmesini veya ısırmasını engellemek amacıyla yerleştirildiği düşünülen taşlar bulundu. Başka mezarlarda da orak ve kilitlere rastlandı.

Mezarlığın köyden uzakta, bir yol ayrımının yakınında ve kilise ya da şapelden uzak bir noktada bulunması da araştırmacıların dikkatini çekti. Bilim insanları alanın toplum tarafından dışlanan veya öldükten sonra bile tehlikeli olduğuna inanılan kişiler için kullanılmış olabileceğini düşünüyor.

Araştırmanın en önemli sorularından biri, genç kadının neden toplum tarafından bu kadar tehlikeli görüldüğü. Bilim insanları bunun için Zosia'nın DNA'sını ve dişlerindeki oksijen ile stronsiyum gibi elementlerin kimyasal izlerini inceledi.

Sonuçlar, Zosia'nın çocukluğunu büyük olasılıkla mezarlığın bulunduğu bölgede veya yakınlarında geçirdiğine işaret etti. Ancak Orta Avrupa'nın başka bölgelerinde büyümüş olma ihtimali tamamen dışlanamadı.

Mitokondriyal DNA analizi ise anne tarafından bazı atalarının İskandinav topluluklarıyla bağlantılı olabileceğine dair olasılık ortaya koydu. Uzmanlar, bu DNA örneğinin Avrupa'nın birçok bölgesinde görüldüğünü ve Zosia'nın kökenini kesin olarak belirlemek için yeterli olmadığını vurguladı.

Araştırmacıların daha güçlü olduğu noktalardan biri Zosia'nın sosyal statüsü.

Genç kadının kafatasının yakınında bulunan ipek kumaş kalıntılarında saf altın ve gümüşten yapılmış metal ipliklere rastlandı. Kumaşın bir şapka veya başlığın süslemesinde kullanılmış olabileceği düşünülüyor.

Araştırmacılara göre bu değerli malzemeler, Zosia'nın varlıklı bir aileden gelmiş olabileceğine işaret ediyor. Daha önce yapılan incelemelerde genç kadının göğüs kemiğinde damar kaynaklı bir tümör bulunabileceği öne sürülmüştü.

Bunun göğsünde ağrı, şişlik veya fiziksel bir farklılığa yol açmış olabileceği düşünülüyordu. Ancak son araştırmada Zosia'nın ölümüne neden olabilecek belirgin bir hastalık veya travma tespit edilemedi.

Araştırmacılar Zosia'nın kesin ölüm nedenini ve neden “tehlikeli” görüldüğünü henüz bilmiyor. O dönemde Avrupa'da salgın hastalık, kıtlık ve benzeri felaketlerin zaman zaman doğaüstü güçlere ve ölülere bağlandığı biliniyor.

Uzmanlar, Zosia'nın da bölgede yaşanan hastalık veya kıtlık gibi felaketlerden sorumlu tutulmuş olabileceğini düşünüyor. Bugün bu tür mezarlar sıklıkla “vampir mezarı” olarak adlandırılsa da “vampir” kelimesi Avrupa'da yaygın biçimde ancak 18. yüzyılda kullanılmaya başladı.

Araştırma ekibi şimdi mezarlıktaki diğer iskeletleri de ayrıntılı biçimde incelemeye hazırlanıyor.. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz..

İlgili Konular: #Dünya #Boğazında

💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın

Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!

✍️ Yorum Yapın