Ailelere LGBT içerikleri konusunda "güvenli iletişim" uyarısı

Nörobilim ve sosyal bilim uzmanı.

🎙️ Sesli Gazete (~10 dk)
Ailelere LGBT içerikleri konusunda "güvenli iletişim" uyarısı
📝 Editör Özeti ÖNE ÇIKANLAR
  • Şöhret Karaduman, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, çocukların gelişim süreçlerinde karşılaştıkları içeriklerin yaş ve gelişim düzeylerine uygun olmasının önemini anlattı.
  • Çocukların soyut düşünme ve kimlik gelişimleri ile prefrontal korteksin düzenlenmesi henüz tam olarak olgunlaşmamışken yoğun ve karmaşık temalarla karşılaşmasının zihinsel ve duygusal açıdan zorlayıcı olabileceğini ifade eden Karaduman, "Henüz kendi biyolojik ve duygusal sınırlarının inşa edilme evresindeki bir zihne, dünyasının kavram karmaşasını sansürsüz bir şekilde sergilemek anksiyete ve kafa karışıklığı üretebilir." diye konuştu.
  • Karaduman, ebeveynlerin iki uç yaklaşımdan da kaçınması gerektiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Ne panikleyip katı bir yasakçılıkla beynin tehdit ve korku merkezi olarak bilinen bölgesine tehdit ortamı yaratmak ne de rehberliği tamamen terk etmek gerekir.

Nörobilim ve sosyal bilim uzmanı Dr. Şöhret Karaduman, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, çocukların gelişim süreçlerinde karşılaştıkları içeriklerin yaş ve gelişim düzeylerine uygun olmasının önemini anlattı.

Çocukların soyut düşünme ve kimlik gelişimleri ile prefrontal korteksin düzenlenmesi henüz tam olarak olgunlaşmamışken yoğun ve karmaşık temalarla karşılaşmasının zihinsel ve duygusal açıdan zorlayıcı olabileceğini ifade eden Karaduman, "Henüz kendi biyolojik ve duygusal sınırlarının inşa edilme evresindeki bir zihne, dünyasının kavram karmaşasını sansürsüz bir şekilde sergilemek anksiyete ve kafa karışıklığı üretebilir." diye konuştu. Karaduman, ebeveynlerin iki uç yaklaşımdan da kaçınması gerektiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Ne panikleyip katı bir yasakçılıkla beynin tehdit ve korku merkezi olarak bilinen bölgesine tehdit ortamı yaratmak ne de rehberliği tamamen terk etmek gerekir.

İtidal zemininde durmak gerekiyor. Bu da çocuğun maruz kaldığı konuyla alakalı birikmiş sorularına, yaş olgunluğuna uygun, sade, biyolojik gerçekliği koruyan ve aile içi mahremiyeti gözeten net bir çerçeve çizmek anlamına geliyor." Sosyal medya, diziler, filmler, müzik ve popüler kültürün çocukların kendilerini tanımlama süreçlerine etkisine değinen Karaduman, özellikle ergenlik ve gençlik döneminde akran ilişkileri ile sosyal çevrenin önem kazandığını anlattı.

Karaduman, popüler kültürün bazı durumlarda kimlik arayışını "etiketlere dayalı" bir alana taşıyabildiğini dile getirerek, "Gençler bu süreçte varoluşsal sancısını, akran baskısını ya da dönemsel yabancılaşma hissini anlamlandırmaya devam ederken beyin için daha az enerji harcatan hazır etiketleri ve paket kimlikleri kolayca kabul edilebiliyor." ifadelerini kullandı. Bunun gençlerin kendilerini tanıma sürecinde dış etkenlerin etkisini artırabileceğini vurgulayan Karaduman, çocuğun içsel hakikatini ve çekirdek benliğini tanıması yerine dışarıdan sunulan trendler üzerinden yapay bir kimlik çerçevesi oluşturmasına yol açabileceğine işaret etti.

Karaduman, LGBT tartışmalarının son yıllarda daha görünür hale gelmesinin aile ve toplum üzerindeki etkilerini de değerlendirdi. Tartışmaların sertleşmesinin ailelerin koruyucu ve kural koyucu işlevlerini olumsuz etkileyebileceğinin altını çizen Karaduman, ailenin güvenli bağlantının, fıtri sınırların ve köklenmenin sağlandığı ilk yer olduğunu söyledi.

Karaduman, toplumsal düzlemde konuların sürekli çatışma malzemesi haline getirilmesinin zararlarını aktararak, "Kavramların sürekli bir çatışma malzemesi haline gelmesi, ebeveyn ile çocuk arasındaki duygusal hazineyi tüketiyor, güvenli iletişim kanallarını tıkıyor." değerlendirmesini yaptı. Nörobilim ve sosyal bilim uzmanı Karaduman, ailelerin çocuklarıyla konuşurken öncelikle çocuğun yaşını, gelişim düzeyini ve sorunun arka planındaki ihtiyacını dikkate alması gerektiğini vurguladı.

Ebeveynlerin çocuklarının maruz kaldığı içerikleri takip etmesinin yanı sıra çocukla açık ve güvenli bir iletişim kurmasının da önem taşıdığını belirten Karaduman, yasaklayıcı veya korkutucu bir dil yerine çocuğun sorularını anlamaya yönelik yaklaşım sergilenmesi gerektiğini kaydetti. Karaduman, ergenliğin kimlik arayışının ve hormonal dalgalanmaların yoğun yaşandığı evre olduğuna dikkati çekerek, "Çocuk iç kısmını ebeveynlere karşı kapatır veya kendini dıştan müdahaleye açık hale getirir.

Ebeveynin sergileyeceği en sağlıklı yaklaşım, güvenli bir düzenleme ve diyalog alanı sunmaktır. Bu süreçte aile, duygusal kredisini tüketmeyen, çocuğu damgalamayan, dinleyen ve sakinliğini koruyan sabit bir liman olmalıdır.

Aşırı yasakçılık kadar kayıtsız kalıp meseleyi 'özgürlük' kisvesiyle rehbersiz bırakmak da kaçınılması gereken uç noktalardadır." diye konuştu. Bir çocuğun LGBT içeriklerine maruz kalması ile yönelimi arasındaki neden-sonuç ilişkisine de değinen Karaduman, şu değerlendirmeleri yaptı: "Burada tek boyutlu mekaniklerden neden-sonuç ilişkisinden ziyade, bir gelişimsel zemin ve büyüme tetikleyicilerin etkileşimi söz konusudur.

Ergenlik, beynin aynalama bölümünün ve yardım arayışının en zirvede olduğu dönemdir. Henüz çekirdek benlik algısı oturmamış bir gence dijital mecralardan pompalanan yoğun temalar, onda varoluşsal bir arayış varken hazır bir kalıp-şablon-düzen sunar.

İçerik tek başına biyolojik temeli sıfırdan inşa etmese de ergenin dönemsel yalnızlığını, duygusal gerilimlerini veya kabul görülme arzusunu belirli bir yöne kanalize eden güçlü bir filtre terapisel (çerçeveleme) rolü oynar." Günümüzdeki hızlı bilgi akışında ergenlerin varoluşsal sancısının, akran çatışmasının veya dönemsel beden memnuniyetsizliğinin "cinsel çabalar/kimlik sorunu" olarak etiketlenme riski taşıdığını ifade eden Karaduman, ergenin kimlik çabasını nihai bir etiketlemeyle sabitlemek yerine onun duygusal düzenlemesine ve öz benlik inşasına rehberlik etmek gerektiğini kaydetti. Karaduman, korumanın düşman üretmek değil, fitri ve sağlıklı kimliğin muhafaza edilmesi olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Bir yandan ötekileştirmeyen, nefret söyleminden uzak, insani nezaketi koruyan bir dil inşa edilirken diğer taraftan çocuğun ruhsal ve zihinsel sınırları korunmalıdır.

Dijital ortamlarda kontrolsüzce harcanan saatler, dopamin dengesini bozduğu gibi filtresiz maruziyet nedeniyle erken yaşta zihinsel bant genişliğini tüketir. Aile denetimi bir baskı aracı olarak değil, evin dijital hijyenini, mahremiyetini ve zihinsel sağlığını koruyan bakımlı bir sınır olarak konumlandırılmalıdır.

Fıtratı korumak, zaman, içerik, yiyecek, giysi, çevre dahil olmak üzere, insanın gelişimi ve ruhunun her alanda faydalı olanla zararlı olanı ayırabilmesi basiretidir." Okullarda çocukların bu konularla karşılaşması halinde aile, öğretmen ve rehberlik servisinin sorumlulukları olduğunu vurgulayan Karaduman, bu üçlü sac ayağının ortak paydasının çocuğun ruh sağlığını korumak olması gerektiğini anlattı. Karaduman, okul ve rehberlik hizmetlerinin çocuğun gelişim sürecinin özelliklerini muhafaza eden bir zemin kurması gerektiğinin altını çizerek, "Rehberlik birimi aileyi devre dışı bırakan değil, sürece dahil olan bir köprü görevi görmelidir.

Ailenin güvenli duygusal limanı, okulun sosyal sınırları ve sorumlulukları deneyimlerin sağlandığı bir öğrenme alanı olarak birbirini tamamlamalıdır." ifadelerini kullandı. Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

İlgili Konular: #Gündem #Ailelere

💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın

Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!

✍️ Yorum Yapın