Gelişmelerden anında haberdar olun. Münih Üniversitesi Ekonomik Araştırmalar Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren CESifo tarafından temmuz ayında yayımlanan araştırmada, Almanya'nın 2022-2023 döneminde yaşadığı enerji krizinin seçmen davranışları üzerindeki siyasi etkileri incelendi. Araştırmaya göre yüksek ve beklenmedik enerji maliyetleri, bazı seçmenlerin ana akım siyasi partilere duyduğu güveni zayıflatırken, daha düşük enerji maliyetleri vadeden ve Rusya'ya yönelik enerji yaptırımlarına karşı çıkan AfD'nin seçmenler açısından görece cazibesini artırdı. YÜKSEK ELEKTRİK FATURASI AFD DESTEĞİNİ ARTIRDI Araştırmada, yüksek elektrik maliyeti artışıyla karşı karşıya kalan hanelerde AfD'ye verilen desteğin yükseldiği ve bu etkinin zaman içinde devam ettiği belirlendi. Diğer siyasi partiler açısından benzer ölçekte istatistiksel olarak anlamlı bir artış görülmedi. Özellikle ortalamanın üzerinde elektrik maliyeti artışı yaşayan seçmenler arasında Yeşiller Partisi'ne yönelik desteğin gerilediği tespit edildi. Çalışmada "ortalamanın üzerinde artış" ifadesi, aylık elektrik avans ödemelerinde yüzde 31'in üzerindeki yükseliş olarak tanımlandı. Bu eşik, araştırmaya dahil edilen tüm hanelerin elektrik faturalarının ortalama yüzde 31 arttığı anlamına gelmiyor. Söz konusu oran, araştırmacıların yüksek artış grubunu belirlemek için kullandığı sınırı ifade ediyor. ALMANYA'DA ELEKTRİK FİYATLARI YÜZDE 25-30 ARTTI Enerji krizi döneminde Almanya'daki elektrik fiyatlarında da önemli artışlar yaşandı. Araştırmaya göre toptan elektrik fiyatları 2023'te gerilemesine rağmen ortalama perakende elektrik fiyatları yüzde 25-30 oranında yükseldi.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Ortalama perakende elektrik fiyatı 2023 yılında kilovatsaat başına 0,45 avroya ulaşırken, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasının ardından yüzde 42'lik artış kaydetti. Yüksek enerji maliyetleri, enflasyon ve yaşam maliyeti baskısı, 2022-2023 enerji krizinde Avrupa'nın birçok ülkesinde sağ popülist ve aşırı sağ partilerin söylemlerinin güç kazanmasına zemin hazırladı. Bu partiler, enerji fiyatlarındaki yükselişi ve iklim politikalarının maliyetlerini hükümetlerin ve Avrupa Birliği'nin başarısızlıkları üzerinden eleştirdi. 95 MİLYAR AVROLUK DESTEĞE RAĞMEN SİYASİ ETKİ ORTAYA ÇIKTI Araştırmada dikkat çeken noktalardan biri de siyasi etkinin, hükümet tarafından uygulanan kapsamlı destek programlarına rağmen ortaya çıkması oldu. Almanya hükümeti enerji krizi döneminde toplam mali hacmi 95 milyar avroyu bulan üç büyük destek paketi uyguladı. Paketlerde doğrudan ödemeler, vergi indirimleri ve geçici sübvansiyonlar yer aldı. Hükümet daha sonraki süreçte elektrik için kilovatsaat başına 0,40 avro, doğal gaz için 0,12 avro ve bölgesel ısıtma için 0,095 avro fiyat sınırı uyguladı. Bu sınırlar, önceki yılın tüketiminin yüzde 80'lik bölümü için geçerli oldu. Araştırmacılar, çok sayıda hanenin desteklerden yararlanma hakkına sahip olmasına veya bu destekleri almış olmasına rağmen kendisini yeterince desteklenmiş hissetmediğini belirtti. Bunun nedenlerinden biri olarak destek ödemelerinin doğrudan elektrik faturalarına yansıtılmaması gösterildi. Hanelerin yüksek faturalarla kamu desteği arasında doğrudan bağlantı kuramamış olmasının siyasi algıyı etkileyebileceği değerlendirildi.
YÜKSEK ENERJİ MALİYETİ İKLİM POLİTİKALARINA DESTEĞİ DE AZALTTI Araştırmacılara göre geçici ve beklenmedik elektrik maliyeti şoku yalnızca siyasi parti tercihlerinde değil, iklim politikalarına yönelik tutumlarda da kalıcı değişikliklere yol açtı. Yüksek elektrik maliyetleriyle karşılaşan kişilerin iklim politikalarına verdiği desteğin gerilediği görüldü. Elektrik fiyatlarındaki artışın doğrudan bir iklim politikasından kaynaklanmamasına rağmen, bu tür politikalara karşı tutumuyla öne çıkan aşırı sağ partiye desteğin artması dikkat çekti. Çalışmada bu etkinin düşük gelirli hanelerde veya enerji tüketimini azaltmakta zorlandığını belirten kişilerde belirgin şekilde daha güçlü olduğuna dair kanıt bulunmadı. ARAŞTIRMACILARDAN GENELLEME UYARISI Araştırmacılar, elde edilen sonuçların Almanya'nın kendine özgü elektrik faturalandırma sistemine dayandığına dikkat çekerek bulguların diğer ülkelere doğrudan uygulanmaması gerektiğini vurguladı. Çalışmanın ortaya koyduğu temel bulgu, beklenmedik ekonomik maliyet şoklarının yalnızca hane bütçelerini değil, siyasi tercihler ve kamu politikalarına yönelik tutumları da etkileyebileceği yönünde oldu. ALMANYA'DA EKONOMİK KRİZLER DAHA ÖNCE DE AŞIRI SAĞI GÜÇLENDİRDİ Almanya'nın yakın tarihinde ekonomik ve toplumsal krizlerin aşırı sağ hareketlerin güç kazanmasına zemin hazırladığı dönemler de bulunuyor. 1920'lerin başındaki hiperenflasyon ve ekonomik istikrarsızlık, Weimar Cumhuriyeti'ne yönelik güvenin zayıflamasına neden oldu. 1929 sonrasında Büyük Buhran'ın yol açtığı yüksek işsizlik ve siyasi istikrarsızlık da Adolf Hitler'in Nazi Partisi'nin güç kazanmasında etkili olan faktörler arasında yer aldı. Günümüzde yapılan araştırmalar da ekonomik ve toplumsal baskıların aşırı sağ siyasete yönelik desteği artırabileceğine işaret ediyor. Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
Yorumlar
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!