Apple’ın iCloud Plus abonelerine sunduğu iCloud Private Relay özelliğinin, kullanıcıların IP adreslerini her zaman gizleyemediğinin ortaya çıkması yeni bir hukuki süreci başlattı. Araştırmacılar Talal Haj Bakry ve Tommy Mysk tarafından paylaşılan bulgular, özelliğin belirli durumlarda kullanıcı verilerini korumakta yetersiz kaldığını gösteriyor. Söz konusu güvenlik açığı, kullanıcılar bir web sitesine giriş yapmak için passkey kullandığında veya siteler veri yükleme hızını artırmak için DNS prefetching ile WebTransport yöntemlerini tercih ettiğinde ortaya çıkıyor. Bu durum, Apple’ın gizlilik vaadiyle pazarladığı özelliğin temel işlevini yerine getiremediği eleştirilerine yol açıyor. Clarkson Hukuk Bürosu tarafından 6 Ağustos tarihinde açılan davada, davacı Edward Rickman, iCloud Plus aboneliğini IP adresini ve Safari tarayıcı geçmişini gizlemek amacıyla aldığını belirtiyor. Dava dilekçesinde, Apple’ın kullanıcılarına imkansız olduğunu söylediği zararları, kendi kimlik doğrulama hizmeti aracılığıyla yeniden yarattığı iddia ediliyor. Sınıf davası statüsü talep eden başvuruda, Apple’ın iş uygulamalarını değiştirmesi için ihtiyati tedbir kararı alınması isteniyor. Ayrıca, tüketicilerin yanıltılması nedeniyle maddi tazminat ve avukatlık ücretlerinin karşılanması da talepler arasında yer alıyor.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Apple, iCloud Private Relay özelliğini yıllardır kullanıcıları internet takibinden koruyan güvenli bir yöntem olarak tanıtıyor. Ancak bu hizmetin sadece aylık ücret ödenen iCloud Plus aboneliği kapsamında sunulması, kullanıcıların güveninin sarsılmasına neden oluyor. Clarkson Hukuk Bürosu ortağı Tim Giordano, Apple’ın gizlilik konusundaki marka vaadinin bu durumla çeliştiğini savunuyor. Giordano, kullanıcıların yıllarca koruma sağladığını düşündükleri bir hizmet için ücret ödediklerini ve aslında takip edilmeye açık bırakıldıklarını belirtiyor. Söz konusu açığı keşfeden araştırmacılar, kullanıcıların IP adreslerinin korunup korunmadığını kontrol edebilecekleri bir web sitesi hazırladı. Araştırmacılar, bulgularını Apple’a bildirmek yerine doğrudan kamuoyuyla paylaşmayı tercih ettiklerini açıkladı. Bu kararın arkasında, Apple’ın güvenlik açıklarına yönelik inceleme süreçlerinin oldukça uzun sürmesi yatıyor. Tommy Mysk, Apple’ın güvenlik ödül programındaki deneyimlerinin, sorunun hızlıca çözüleceğine dair güven vermediğini ifade ediyor.
Apple’ın daha önce iPhone 16 Pro’daki yapay zeka özellikleri nedeniyle 250 milyon dolarlık bir uzlaşma ödemek zorunda kaldığı biliniyor. Şirket cephesinden ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama gelmedi. Apple’ın bu güvenlik açığına karşı nasıl bir adım atacağı ve kullanıcıların tepkilerinin ne yönde olacağı merak ediliyor. Sizce Apple’ın sunduğu gizlilik odaklı hizmetler, bu tür açıklar karşısında güvenilirliğini korumaya devam edebilir mi? Yorumunuz gönderildi,onaylandıktan sonra yayımlanacak. Δ document.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() ); Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
Yorumlar
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!