İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi özel bir televizyon kanalında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Çiftçi, bugün sabah saatlerinde düzenlenen Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonun detaylarına ilişkin şu bilgileri verdi: "Sabah saatlerinde Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik olarak bir operasyon gerçekleştirildi. Operasyonun gerekçeleri; suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinde aklama, kamu kurum ve kuruluşları zararında dolandırıcılık, vergi usül ve kanununa muhalefet suçları. İçlerinde Alihan Kuriş'in de bulunduğu 30 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı, 3 şahıs yurt dışında, 10 şüpheli şahsın da yakalanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu 43 kişiye yönelik bir operasyondu. Dün akşam Adalet Bakanımızla da konuyu değerlendirip bu sabah operasyon için düğmeye bastık. Alihan Kuriş 2016 yılında bu örgütün başına geçti daha doğru bu akımın başına geçti ve o tarihten itibaren faaliyetlerini çok daha büyük bir gizlilik içinde yürüttüler. Almanya’nın Köln şehrinde 70 milyon dolarlık yatırımla dev bir genel merkez inşa ettiklerini biliyoruz. Bu bina tamamlandığında tüm faaliyetlerini oraya taşımayı planlıyorlardı. Örgütün finansal ayaklarına yönelik olarak uzun süredir üzerinde çalışılan bir operasyondu." "Terörsüz Türkiye" sürecinin önemli bir konu olduğuna dikkati çeken Çiftçi, Türkiye'nin 50 yıldır terör örgütü PKK ile mücadele ettiğini söyledi. Bakan Çiftçi, "Türkiye'nin üretimine, istihdamına, refahına, altyapısına harcanması gereken paralar terörle mücadele konusunda boşuna harcanmış oldu, enerjisi boşuna akıtılmış oldu. İnşallah Terörsüz Türkiye yasasıyla beraber ülkemiz bu prangadan da kurtulmuş olacak. Böylece Türkiye başka bir seviyeye geçmiş olacak" ifadelerini kullandı. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un TBMM'de rekor oyla kabul edildiğini belirten Çiftçi, siyasi partilerin büyük kısmının buna destek verdiğini dile getirdi. Çiftçi, Türkiye'nin önemli bir eşiğe geldiğini vurgulayarak, "Biz de İçişleri Bakanlığı olarak bu sürecin takipçilerinden biriyiz. Süreç bugüne kadar iyi geldi. Bundan sonra da iyi gitmesi, sonuca ulaşması için İçişleri Bakanlığımıza da büyük görevler düşüyor. Çünkü şu anda iç ve dış konjonktür, Türkiye'nin siyasi atmosferi gayet uygun bu noktada" diye konuştu. Sürecin akamete uğramaması için dün TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında, 81 ilin valileri, emniyet müdürleri ve jandarma komutanlarının katılımıyla "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" konulu güvenlik toplantısı yapıldığını hatırlatan Çiftçi, şöyle devam etti: "Bu süreci mutlaka sabote etmek isteyenler olacak. Bundan sonra sürecin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için almamız gereken tedbirlere yönelik olarak Sayın TBMM Başkanımız kapsamlı değerlendirme yaptı. Sürecin başından bugüne gelinceye kadar hangi aşamalardan geçtiğimizi detaylı şekilde anlattı, tecrübelerini paylaştı. Son derece verimli toplantı gerçekleştirdik. Biz bundan sonra bölgede de Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde de valilerimizle, kolluk güçlerimizle toplantı yapmaya devam edeceğiz. Atmamız gereken adımları onlarla kararlaştıracağız. Bakanlık olarak bu süreci dikkatle takip ediyoruz. Şu anda bizim teröre yönelik olarak çalışmalarımız da devam ediyor. Yani biz terörle ilgili çalışmalarımızı sonlandırmış da değiliz. Kolluk kuvvetlerimiz sahada arama-tarama faaliyetlerini devam ettiriyorlar. Bunun neticesinde barınak, mağara, sığınak gibi tespit ettiklerimizi imha ediyoruz. Terör örgütüne yönelik ikna çalışmalarımız devam ediyor. İçişleri Bakanlığı olarak bugüne gelinceye kadar lojistik destek veriyorduk. Bundan sonra sahada daha aktif olarak süreci takip edeceğiz." Trendyol Süper Lig 2026-2027 sezonunun yarın başlayacağını anımsatan Çiftçi, "Pazar günü Diyarbakır'da Amedspor ile Erzurumspor'un bir maçı var. Biz bu maçın da iyi yönetildiği takdirde, diğer maçların da iyi yönetildiği takdirde Terörsüz Türkiye amacına hizmet edeceğini değerlendiriyoruz. Onun için Gençlik ve Spor Bakanımızla karar aldık, ilk maça da beraber gidelim diye düşünüyoruz Diyarbakır'da" açıklamasında bulundu. Bakan Çiftçi'ye, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik Marmaris'te gerçekleştirilen suikast teşebbüsüne katılan Burkay Karatepe'nin yakalanmasına ilişkin değerlendirmeleri soruldu. "Burkay Karatepe'nin yakalanması önemli bir eşikti." diyen Çiftçi, şunları söyledi: "37 kişilik suikast timinin yakalanamayan tek kişisiydi.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Diğerleri yakalanmıştı, adalete hesap vermişlerdi ama bu kişi 10 yıldır kaçmayı, gizlenmeyi becermişti. Bunun da yakalanmasıyla beraber halka tamamlanmış oldu. Bu şunu da gösterdi, devletimiz hiçbir zaman unutmuyor. Devletin hafızasından kaçış yok. Aradan 1 yıl geçse de 10 yıl geçse de biz suçluları aramaya, takip etmeye, uygun zamanda ve zeminde onları yakalamaya, adalete teslim etmeye gayret edeceğiz. Bu kişinin yakalanması, devlet hafızasının zamana yenilmediğini göstermesi açısından da son derece önemli." Çiftçi, göreve başladığında suç ve suçlularla mücadele kapsamında iki önemli başlık belirlediklerini anlatarak, bunların yeni nesil suç örgütleri ile uyuşturucuyla mücadele olduğunu kaydetti. Bakan Çiftçi, 2026'yı yeni nesil suç örgütleriyle ve uyuşturucuyla mücadele yılı ilan ettiklerini ifade ederek, şöyle devam etti: "Yeni nesil suç örgütleri, artık günümüzde yeni nesil terör örgütlerine evrildi. Bunlar terör örgütü. İnsanların evlerini, araçlarını kurşunluyorlar, onları huzursuz ediyorlar. Değişik alanlarda faaliyet gösteriyorlar. Bunlar terör eylemlerine girişiyorlar, siber dolandırıcılık, uyuşturucu kaçakçılığı yapıyorlar, düzensiz göçmenlerle ilgili faaliyetleri var. Dolayısıyla hibrit örgütler bunlar. Onun için bunlarla etkili şekilde mücadele etmemiz gerekiyor. Bakanlığımız artık bunu merkeze aldı. Şimdiye kadar kaçakçılık ve organize suçlar bu örgütlerin ilgi alanındaydı. KOM Dairemiz bunlara bakıyordu. Artık bundan sonra Terörle Mücadele Daire Başkanlığımız da bunları hedeflerine alacaklar." Yeni nesil suç örgütlerine yönelik gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin bilgi veren Çiftçi, "Bu yılın ilk 7 ayında 518 yeni nesil suç örgütüne yönelik olarak 1445 operasyon yaptık. Bazen birden fazla operasyon yaptığımız da olabiliyor çökertmek için. Bunları tamamen çökertinceye kadar, faaliyetlerini sona erdirinceye kadar mücadelemiz devam edecek. 518 örgütün 17'si de uluslararası çapta faaliyet yürüten örgütlerdendi. Bunlarla ilgili mücadelemiz hem yurt içinde hem yurt dışında devam edecek." diye konuştu. "Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında bir protokol imzalandığı ve okullar için 30 bin görevli personel alınacağı" haberlerinin anımsatılması üzerine sürece dair bilgi veren Çiftçi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarının ardından İçişleri Bakanlığı olarak fiziki tedbirleri artırma yolunda önlemler aldıklarını söyledi. Çiftçi, Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kendi mevzuatları kapsamında tedbirler aldıklarını belirterek, "Biz bu saldırılardan sonra okullardaki tedbirleri daha da artırmak için okullar kapanıncaya kadar 25 bin polis, bekçi ve güvenlik korucusu görevlendirmiştik fakat bunun sürdürülebilir olduğunu da değerlendirmiyoruz" ifadesini kullandı. Polislerin çalışma saatlerinde 12-36 çalışma sistemine geçmek istediklerini kaydeden Bakan Çiftçi, "Bunun için mesela önceden bekçiler sadece gece vakitlerinde çalışabiliyorlardı. Ben bu konudaki onların çalışma saatlerini değiştirmeye yönelik, gündüz vakitlerinde de çalışabilmeleri için yetkiyi il valiliklerimize devrettim ki polisin yerine bekçileri çalıştırabilelim. Oradan elde ettiğimiz polislerimizle de 12-36 çalışma sistemine geçebilelim. Okullara 25 bin personel verirsek bizim bu sisteme geçme şansımız yok. Onun için konuyu Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımıza arz ettim" dedi. Çiftçi, 30 bin bahçe görevlisinin istihdam edileceğini ifade ederek, bu konudaki yetkinin valiliklerde olduğunu, kontenjanların belirlendiğini, 81 ile dağıtılacağını ve alımların İŞKUR üzerinden yapılacağını belirtti. Amaçlarının okullardaki güvenliği artırmak olduğunu dile getiren Çiftçi, her yıl birinci ve ikinci dönem okul güvenliği toplantıları yaptıklarını, yaşanan saldırıların ardından ise bu toplantıları aylık olarak gerçekleştirmeye başladıklarını söyledi. Çiftçi, birinci derecede riskli olarak belirlenen tüm okullarda polislerin görev aldığını kaydederek, "İkinci derecede riskli okulların ortaokul ve liselerinde sabit polis görevlilerimiz var. Üçüncü ve dördüncü derecede riskli okullarda ise okul irtibat görevlilerimiz bulunuyor. Onlar yine görevlerine devam edecek ancak bahçe görevlileri ekstradan görev yapmış olacak" dedi.
HAYAT 112 Acil mobil uygulaması hakkında da bilgi veren Çiftçi, şöyle devam etti: "HAYAT 112 Acil mobil uygulamamıza öğretmenlerle ilgili bir buton yerleştirdik, KADES uygulamasında olduğu gibi. Okullarımızda güvenliği ilgilendiren istenmeyen bir husus olduğunda öğretmenlerimiz tek tuşla 112'ye ihbarda bulunabilecekler. Bunlar da öncelikli olarak değerlendirilecek. Bu da okul güvenliğini sağlamaya yönelik olarak aldığımız tedbirlerden birisiydi. Mahallenin gerektirdiği diğer tedbirleri almaya zaten valiliklerimiz yetkili. Onlar kendi açılarından da durumu değerlendirip ilave tedbirleri de alabilecekler. 30 bin bahçe görevlisi yeni eğitim, öğretim yılına yetişecek. Okulların açılmasıyla beraber göreve başlayacaklar. Biz emniyet, jandarma olarak okulların etrafında, güvenlik tedbirleri almaya devam edeceğiz." Çiftçi, okulların daha güvenli hale getirilmesini amaçladıklarını vurgulayarak, suç işlenmesine müsait metruk yapılara ilişkin yıkılması gerekenlerin valilikler ve belediyelerle görüşülerek yıkılmasının, yıkılamayacak durumda olanların ise giriş ve çıkışları engellenecek şekilde kapatılmasının sağlanacağını söyledi. Göç politikalarında anlayış değişikliğine gittiklerini anımsatan Bakan Çiftçi, şunları kaydetti: "Göç politikamızı insani, vicdani ve hukuki bir bakış açısıyla değerlendiriyorum. Buna göre hareket edeceğiz ve bütün göç politikalarımızı buna göre oluşturacağız. Şu anda ülkemizde 3 milyon 623 bin yasal kalış hakkına sahip yabancı var. Bunlardan 2 milyon 235 bini Suriyelilerden oluşuyor. Suriyeliler 8 Aralık'taki rejim değişikliğinden sonra ülkelerine dönüşe başladılar. 10 yıl içerisinde 1,5 milyon Suriyeli ülkelerine geri döndü. 8 Aralık'tan sonra bu geri dönüşler hızlandı. 8 Aralık'tan bu yana da 723 bin kişi ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde geri döndü. Biz bunu teşvik ediyoruz. Kimseyi zorla ölüme, zulme ve güvensizlik ortamına göndermiyoruz." Düzensiz göçün kaynağında yönetilmesi ve göçe neden olan sorunların ortadan kaldırılmasının önemine işaret eden Çiftçi, düzensiz göçmenlerin Türkiye'ye girişlerinin engellenmesi amacıyla sınırlarda fiziki tedbirlerin de uygulandığını belirtti. Çiftçi, düzensiz göçmenlerin ülkeye girememelerinin, giriş yapmaları halinde ise çalışamayacakları ve barınamayacakları bir ortam oluşturulmasının hedeflendiğini, kayıtsız ve geliş amaçları bilinmeyen düzensiz göçmenlerin engellenmesinin aynı zamanda bir güvenlik politikası olduğunu kaydetti. Şu ana kadar 1389 kilometre sınır duvarı inşa edildiğini aktaran Çiftçi, güney ve doğu sınırlarının tamamen fiziki duvarlarla çevrildiğini, bu bölgelerin, termal kameralar, optik kuleler ve devriye araçlarıyla sürekli izlendiğini söyledi. Çiftçi, sahipsiz sokak hayvanlarıyla ilgili düzenlemenin 2024'te yapıldığını ve ağustosta kanunda bir değişikliğe gidildiğini anımsatarak, şunları kaydetti: "Sahipsiz sokak hayvanlarının yüzde 97'si toplanmış durumda. Bir hedef koymuştum, 'yıl sonuna kadar bütün sahipsiz sokak hayvanlarını toplayacağız, barınaklara veya doğal yaşam alanlarına alacağız' diye. Bunu revize ediyoruz, muhtemelen ekim ayının sonunda tüm sahipsiz sokak hayvanlarını doğal yaşam alanlarına veya barınaklara almış olacağız. Hayvanların yaşam alanı sokaklar değil. Sokaklar güvensiz mekanlar. Açlık, hastalık, güvensizlik, sokağın insafına terk etmek var. Dolayısıyla biz hayvanları da sokağın insafından kurtarmak istiyoruz. Barınaklarda tedavilerini yapıyoruz. Sahiplenmek isteyenler varsa sahiplendiriliyor. Yoksa da barınakta yaşamlarına devam ediyorlar." Sürecin hem belediyeleri hem de valilikleri ilgilendirdiğini belirten Çiftçi, yasanın nüfusu 25 bini aşan belediyelere barınak kurma görevi verdiğini, barınak bulunan yerlerde de doğal yaşam alanları oluşturulması gerektiğini anlattı. Çiftçi, bu ayın sonu itibarıyla bütün barınakların gözden geçirileceğine dikkati çekerek, hayvanların usulüne uygun toplanıp toplanmadığı, kısırlaştırma ve tedavilerinin uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, hayvan refahının sağlanıp sağlanmadığı ve barınakların mevzuata uygunluğunun gözden geçirileceğini ifade etti. Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
Yorumlar
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!