Bunun üzerine Uğur Çanlı, eşi ve çocuğunu otomobiliyle Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne götürdü. Anne ve çocuğu, burada yapılan müdahalenin ardından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversite Hastanesi’ne sevk edildi.
Sevda ve Yusuf Talha Çanlı’nın zehirlendiği tespit edildi. Durumu ağırlaşan Yusuf Talha Çanlı, ambulans helikopterle İstanbul’daki Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Ancak, Yusuf Talha Çanlı, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı. Yoğun bakımda tedavi gören anne Sevda Çanlı ise tedavisinin ardından dün taburcu edildi.
Anne ve oğlunun yan dairede yapılan böcek ilaçlamasından zehirlendiği iddia edilirken, ev sahibi Z.B. ile ilaçlama yapan firma yetkilisi Ö.E. ve çalışan B.E.S. gözaltına alındı. Polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilip, mahkemeye çıkarılan şüphelilerden ev sahibi Z.B. ile ilaçlama firmasının yetkilisi Ö.E. tutuklandı, B.E.S., ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Yusuf Talha Çanlı’nın cenazesi dün ikindi namazının ardından Barbaros Mahallesi’ndeki Dumlupınar Camisi’nde kılınan namaz sonrası toprağa verildi. Baba Uğur Çanlı, “Evladım çok acı çekti. Çok uğraştım elimden geleni yapmaya çalıştım. Çok zor, Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın” dedi.
Yusuf Talha Çanlı’nın öldüğü, annesi Sevda Çanlı’nın da hastanede yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındığı olayda sorumluluk tartışması ortaya çıktı. Tarımsal ilaçlamada kullanılan bir ilacın, ev ilaçlamasında kullanılması sonrasında firmayı hangi bakanlığın denetlediği gündeme geldi.
TARIMSAL ilaçlamada kullanılan bir ilacın, ev ilaçlamasında kullanılması sonrasında yetki tartışması ortaya çıktı. İlacı satan firmanın Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından değil, Bakanlığı’nca denetlenmesi gerektiği iddia edilirken, bakanlıklar konuyla ilgili açıklama yapmadı.
Benzer tartışma İstanbul’da Böcek Ailesi’nin hayatını kaybettiği ilaçlama faciasında da gündeme gelmiş, Türk Tabipleri Birliği (TTB), Böcek Ailesi’nin ölümü ardından şu açıklamayı yapmıştı:
TTB’NİN YÖNELTTİĞİ SORULAR
“İstanbul Fatih’te bir otelde konaklayan Böcek Ailesi’nin (anne, baba ve iki çocuk) kısa süre içinde yaşamını yitirmesi, yalnızca bireysel bir trajedi değil, Türkiye’de uzun süredir biriken halk sağlığı ve denetim krizinin çarpıcı bir dışavurumudur. Bu olay, turizm işletmelerinde kullanılan kimyasalların kontrolsüzlüğü ile denetim mekanizmalarının zayıflığını ölümcül sonuçlarıyla birlikte görünür kılmıştır. Bu nedenle olayı bütünüyle kavrayabilmek için belli soruları sormamız ve cevaplamamız gerekir ancak bu şekilde yaşananların arka planını net biçimde ortaya koyabiliriz.
İlaçlamayı yapan şirketler ‘Halk Sağlığı Alanında Haşerelere Karşı İlaçlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’ kapsamında çalışmak zorundadır. Yönetmelik, 27 Ocak 2005’te Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kullanılacak maddeler ‘biyosidal ürün’ olarak adlandırılır ve Dünya Örgütü standartlarına göre belirlenen etken madde miktarlarıyla düzenlenir. Ürünler yalnızca bakanlık tarafından ruhsatlandırılmışsa kullanılabilir. Yönetmelik sorumlulukları da açıkça tanımlar: Kaza ve zehirlenmelere karşı gerekli tedbirlerin alınmasından, herhangi bir kaza ve zehirlenme halinde ilkyardımın yaptırılmasından ve tedavi kuruluşuna sevkten ekip sorumlusu, mesul müdür ve işyeri sahibi ayrı ayrı sorumludur. Neden gerçek sorun olan denetim eksikliği tartışılmıyor? Kimyasal kullanım protokolleri sıkılaştırılmalıdır. Denetim ekipleri güçlendirilmeli ve bağımsızlaştırılmalıdır. Tüm uygulama kayıtları dijital ve izlenebilir hale getirilmelidir.”
Yorumlar