Sanal medyanın ve orada sunulan sanal gerçekliğin sıkça tartışıldığı şu günlerde UNICEF çarpıcı bir rapor ortaya koydu. Rapora göre çocukların 5’te 1’i teknoloji aracılığıyla sömürüye maruz kalıyor.
Peki teknoloji devleri ve devletler, çocukları dijital ortamda korumak için hangi adımları atabilir? UNICEF’in çocukların dijital ortamda maruz kaldığı istismarlara ilişkin son raporunda dikkat çekici veriler yer alıyor.
Rapora göre 21 ülkede 15 milyon çocuk dijital ortamda istenmeyen cinsel içeriklere maruz kalıyor. 9 milyon çocuk ise iradeleri dışında cinsel içerikli sohbetlere katılmaya zorlanıyor. Sanal ortamda güvenlik, son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünya genelinde tartışılan başlıklardan biri. “ÇOCUKLARIN ÇEVRİM İÇİ GÜVENLİĞİ EN BÜYÜK TEHDİTLERDEN BİRİ” UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, çocukların çevrim içi güvenliğinin giderek daha büyük bir tehdit haline geldiğini belirtti: “Belirttiğiniz gibi, çocukların çevrim içi güvenliği giderek dünyanın her yerinde, Türkiye de dahil olmak üzere, çocuklara yönelik en büyük tehditlerden biri haline geldi.
UNICEF olarak özellikle hükümetlere, ancak bunun yanı sıra teknoloji şirketlerine de çağrıda bulunuyoruz: Sunduıkları hizmetlerin daha en başından, yani daha tasarım aşamasından itibaren daha güvenli olmasını sağlamalılar. Çocuklara yönelik istismar; cinsel istismar, her türlü kötü muamele ya da çevrim içi şiddet vakaları internetin en ücra köşelerinde yaşanmıyor.
Bu vakalar, ana akım platformlarda da meydana geliyor. Bu nedenle şirketlerin üzerlerine düşen sorumluluğu ve hesap verebilirliği üstlenmeleri, hizmetlerini ve platformlarını çocuklara yönelik şiddeti önleyecek şekilde tasarlamaları kesinlikle gerekli.
Daha fazla hesap verebilirlik ve somut adım gerekiyor.” “KISITLAMA TEK BAŞINA YETERLİ OLAMAZ” Türkiye’nin 15 yaş altındaki çocukların sanal medya kullanımını kısıtlayan düzenlemesine de değinen Marchi, bu tür önlemlerin önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını söyledi. UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi şöyle konuştu: “Bence Türkiye’nin aldığı karar ve benimsediği yön gayet anlaşılır.
Bu karar, vatandaşların giderek artan endişelerine ve mevcut gerçekliği tamamen karşılıyor.
Bunun önemli bir ileri adım olduğunu düşünüyorum. Ancak bu bir tedbir olabilir, ama tek başına yeterli olamaz.
Dolayısıyla mevzuatın uygulanması; çocukların dijital okuryazarlığının artırılması, ailelerle ve ebeveynlerle çalışılması, öğretmenlerle ve tüm hizmet sağlayıcılarla iş birliği yapılması gibi adımlarla birlikte yürütülmeli. Kısıtlama yürürlükteyken, yapbozun diğer tüm parçalarının da bir araya getirilmesi gerekiyor.
Platformların güvenli olacak şekilde tasarlanması, vakaların bildirilmesine yönelik sistemlerin güncel hale getirilmesi ve çocukların çevrim içi içeriklere gerçekten güvenli bir şekilde erişebilmelerinin sağlanması gerekiyor. Dolayısıyla bu, ülkenin vatandaşlarına verdiği önemli bir mesaj ve önemli bir işaret.
Ancak bunun diğer unsurlarla birlikte ele alınması gerekiyor.” OYUNLARDA DA İSTİSMAR RİSKİ VAR Çocukların dijital ortamda karşı karşıya kaldığı riskler yalnızca sosyal medya platformlarıyla sınırlı değil. Çocukların oyunlar üzerinden de istismara maruz kalabildiği ve olumsuz etkilenebildiği belirtilirken, oyun sektöründe de çocuk güvenliğinin nasıl sağlanacağı gündeme geliyor.
Marchi, çözümün oyunların ve diğer dijital ürünlerin tasarım aşamasında güvenliğin merkeze alınmasından geçtiğini belirtti: “İşin temelinde önce tasarımda güvenlik anlayışı var. Çocuklar, haliyle ‘çocuklara yönelik olarak tasarlanan’ medya ve oyunlara erişebiliyor.
Tam da bu nedenle, bu ürünler tasarlanırken şirketlerin sorumluluğu bulunuyor. Güvenliğin daha en başından tasarımın bir parçası olması gerekiyor.
Çünkü güvenliği en baştan sisteme yerleştirmek, oyunda istismar yaşandıktan sonra bununla mücadele etmekten daha kolay.” YAPAY ZEKÂÇocuklar i̇çi̇n tehdi̇t mi̇?Dijital dünyadaki riskler tartışılırken yapay zekâ da önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler oturumunda da liderlerin dikkat çektiği yapay zekâ konusunda farklı değerlendirmeler bulunuyor.
Kimi yapay zekâyı insanlık için büyük bir atılım olarak değerlendirirken, kimi de önemli riskler barındırdığını belirtiyor.
UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, yapay zekânın hem tehdit hem de fırsatlar barındırdığını ifade etti: “Evet, yapay zekâ bir tehdit oluşturabilir ancak aynı zamanda fırsatlar da sunabilir. Teknoloji çok hızlı ilerliyor.
Yapay zekânın nasıl çalıştığı konusunda uzman değilim. Ancak bizi endişelendiren noktalar farklı düzeylerde karşımıza çıkıyor.
Yapay zekânın çocukları cinselleştiren görüntüler üretmek amacıyla kullanıldığı örnekler oldu. Bu, kesinlikle teknoloji şirketleriyle birlikte çalışmamız gereken bir alan.
Dolayısıyla sorumluluk; yapay zekâ şirketlerine, hükümetlere ve düzenleyici kurumlara kadar uzanıyor. Hükümetlerin sorumluluğu var.
Hükümetlerden çocukları korumaları ve sistemi, şirketlerin nasıl faaliyet gösterebileceğini daha iyi düzenlemeleri bekleniyor. Bu, küresel bir mesele.
Çocukları daha iyi korumak için atılacak farklı adımlar konusunda tüm ülkelerin bir araya gelmesi ve ortak bir anlayış oluşturması gereken alanlardan biri.” "TIK TIK EVDE KİMSE YOK" | ABD’nin İran planı değişiyor mu? Bel ağrısında kritik ayrıntı!
Dinlenince mi geçiyor, hareket edince mi?
💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!
✍️ Yorum Yapın