Sanal medya ve dijital platformlarda çocukların şiddet, suç, cinsellik, istismar ve uyuşturucu kullanımını özendiren içeriklerle karşı karşıya kalması, bu mecralardaki denetim mekanizmalarını yeniden gündeme taşıdı. Televizyon yayınlarında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından uygulanan denetim ve yaptırımların dijital platformlarda da daha etkin hale getirilmesi gerektiği belirtilirken, İngiltere'nin bu alandaki uygulamaları örnek gösteriliyor. İNGİLİZLERİN İZİN VERMEDİĞİ YAYINLAR BİZ DE NEDEN SERBEST?İngiltere'nin iletişim ve medya düzenleyicisi Ofcom, dijital platformlara yönelik kurallar belirlerken şirketlerin özellikle çocukların korunması konusundaki yükümlülüklerini denetliyor. Yasa dışı içerikler, yaş doğrulama sistemleri ve platformların risk değerlendirmeleri de kurumun denetim alanında bulunuyor.Türkiye'de televizyon kanallarının RTÜK denetimine tabi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ali Murat Kırık, dijital platformlarla geleneksel yayıncılık arasındaki denetim farklılığına dikkat çekti.Küresel dijital platformların abonelik sistemleri üzerinden çok geniş bir içerik yelpazesini kullanıcılara sunduğunu belirten Kırık, bu platformların büyüklüğünün denetimin önünde engel oluşturmaması gerektiğini söyledi.DİJİTALDE DENETİM ZAYIF“Dijital platformlar küresel şirketler olması sebebiyle ‘Ben her şeyi yaparım, her içeriği sunarım. Nasıl olsa abonelik sistemi var’ diyerek hareket edebiliyor. Ancak televizyonlarda bu içeriklerin çok küçük bir bölümü dahi yayınlansa ceza ve yaptırımlarla karşı karşıya kalınabiliyor” diyen Kırık, dijital yayıncılık için daha etkili bir denetim sistemine ihtiyaç olduğunu savundu.Dijital platformlardaki abonelik modellerinin de ayrıca ele alınması gerektiğini belirten Kırık, kullanıcının içerik üreticisine doğrudan ödeme yapmasının tek başına sorun olarak görülemeyeceğini, ancak sistemin oluşturabileceği teşviklerin incelenmesi gerektiğini ifade etti.Kırık, “Kullanıcının içerik üreticisine doğrudan ödeme yapması elbette başlı başına bir sorun değildir. Ancak bu sistemin özellikle gençleri daha fazla görünür olmaya, mahremiyetlerini paylaşmaya veya daha dikkat çekici içerikler üretmeye teşvik edip etmediği mutlaka incelenmelidir” dedi.‘ÇOCUKLARIN VE GENÇLERİ ALGORİTMAYA KARŞI KORUMALIYIZ’Kırık, dijital mecralarda şiddet, suç, cinsellik, istismar ve uyuşturucu kullanımını özendirebilecek içeriklerin bulunabildiğini belirterek, algoritmaların da kullanıcıların benzer içeriklerle tekrar tekrar karşılaşmasına yol açabileceğini söyledi.Dijital platformlarda yer alan içeriklerin çocuk ve gençler üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Kırık, “Medya değişti, yayıncılık değişti, izleyici değişti. Ancak toplumun, özellikle çocukların ve gençlerin korunması gerekiyor” ifadelerini kullandı.İngiltere'deki modeli yeniden örnek gösteren Kırık, “İngiltere'de dijital platformlar ‘Ben küresel şirketim, kendi kurallarımı koyarım’ diyemiyor. Devlet, çocukların güvenliği söz konusuysa platformun büyüklüğünün önemi olmadığını söylüyor. Ofcom denetliyor, ceza kesiyor ve kural koyuyor” dedi.SIKI BİR DENETİM GEREKLİTürkiye'de RTÜK'ün geleneksel yayıncılıkta uyguladığı denetim anlayışının dijital dünyanın şartları doğrultusunda yeniden yapılandırılması gerektiğini savunan Kırık, Ofcom benzeri daha güçlü bir dijital denetim mekanizmasının oluşturulması gerektiğini ifade etti.Dijital mecraların giderek güçlenmesiyle birlikte küresel platformların sektördeki etkisinin arttığını belirten Kırık, “Dijital bir emperyalizm ve aynı zamanda bu mecraların tekelleşmesini görüyoruz.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Çözüm net ve açık; bu mecralar daha sıkı denetime tabi tutulmalı” değerlendirmesinde bulundu.Kırık, dijital yayıncılık ve reklam alanında yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu da belirterek, “Artık beklenen reklam yasası mutlaka çıkartılmalı ve Türk medyası koruma altına alınmalıdır. Görüşü, fikri, zikri ne olursa olsun Türk medyasını korumak toplumu korumaktır; toplumu korumak da ülkeyi korumaktır” ifadelerini kullandı.KÜRESEL DİJİTAL DEVLER KARŞISINDA YERLİ MEDYA NASIL KORUNACAK?SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, dijital medya düzenine ilişkin değerlendirmelerinde; küresel platformların vergilendirilmesinden haber içeriklerinin teliflendirilmesine, algoritmik şeffaflıktan Ofcom modeline, kullanıcı alışkanlıklarından yerli medyanın karşı karşıya kaldığı problemlere kadar çarpıcı ifadelere yer verdi. Eraslan, "Yerli yayıncıdan beklediğimiz sorumluluğu küresel platformdan da beklemeliyiz" dedi. KURAL HERKES İÇİN AYNI OLMALIDIR Levent Eraslan, "Yerli yayıncı ile küresel platform arasındaki en önemli sorunlardan biri ekonomik eşitsizliktir. Türkiye'de faaliyet gösteren bir medya kuruluşunun çok sayıda vergi ve yasal yükümlülüğü bulunuyor. Çalışan istihdam ediyor, sosyal güvenlik ödemeleri yapıyor, telif ödüyor ve içerik üretmek için ciddi maliyetlere katlanıyor. Buna karşılık küresel platformlar çok daha büyük ekonomik güce sahip. Bu nedenle vergilendirmede temel ilke açık olmalıdır: Türkiye'den gelir elde eden ve Türkiye'deki kullanıcıların oluşturduğu ekonomik değerden yararlanan şirketler, bu ekonomik faaliyetin karşılığında Türkiye'ye adil bir katkı sağlamalıdır. Reklam piyasasında da benzer bir durum söz konusu. Dijital reklam pastasının çok büyük bir bölümü birkaç küresel platformun kontrolünde.
Bu durum yalnızca medya kuruluşlarını değil, reklam verenleri de ilgilendiriyor. Programatik reklamcılık sisteminin daha şeffaf hale getirilmesi ve yerli yayıncıların reklam gelirlerinden hak ettikleri payı alabilmeleri için Rekabet Kurumu başta olmak üzere ilgili kurumların daha güçlü incelemeler yapması gerekiyor. Aynı şekilde tüketici hakları, çocukların korunması, kişisel verilerin kullanılması ve reklam standartları konusunda da yerli ve yabancı şirketler arasında farklı uygulamalar olmamalıdır. Kural herkes için aynı olmalıdır." ifadelerini kullandı. YERLİ YAYINCIDAN BEKLEDİĞİMİZ SORUMLULUĞU KÜRESEL PLATFORMDAN DA BEKLEMELİYİZ Öte yandan kritik değerlendirmelerde bulunan Eraslan, "Türkiye'nin önündeki mesele yalnızca sosyal medyayı veya dijital platformları denetlemek değildir. Asıl mesele, değişen medya düzeninde yerli yayıncıyı korurken vatandaşın haber alma hakkını, ifade özgürlüğünü, çocukların güvenliğini ve dijital ekonominin gelişimini birlikte sağlayabilmektir. Küresel platformlar elbette Türkiye'de faaliyet gösterebilir ve göstermelidir. Ancak Türkiye'de faaliyet gösteren herkesin Türkiye'nin hukukuna, ekonomik düzenine ve toplumsal sorumluluklarına uyması gerekir." ifadelerini kullandı.Eraslan, "Yerli yayıncıdan beklediğimiz sorumluluğu küresel platformdan da beklemeliyiz. Bence önümüzdeki dönemin temel yaklaşımı şu olmalıdır: Dijitalleşmeye karşı çıkmak değil, dijitalleşmenin kurallarını Türkiye'nin medya ekosistemini koruyacak şekilde yeniden belirlemek. Çünkü güçlü bir dijital medya düzeni, yalnızca güçlü platformlarla değil; ayakta kalabilen, üretebilen ve özgürce yayın yapabilen yerli medya kuruluşlarıyla mümkündür. Ayrıca yerli medyanın örgütlenmesinde de bazı problemler olduğuna vurgu yapmak lazım hiç gazetecilik ile ilgisi olmayan internette sadece tweet atan kişilerin basın emekçilerin halkını savunuyor gibi görünmeleri de sivil toplum bağlamında oldukça olumsuz bir görüntü vermektedir." dedi. Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
Yorumlar
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!