Her gece sabaha karşı aynı saatlerde gözleriniz aniden açılıyor ve kendinizi tamamen dinç ya da yoğun bir kaygıyla uyanmış buluyorsanız, bu durum rastlantı değildir. İnsan vücudu, organların temizlenme ve yenilenme saatlerini düzenleyen kusursuz bir biyolojik saate sahiptir. Çoğu zaman stres veya yorgunluk denilerek geçiştirilen bu ani uyanmalar, aslında içeride bir sistemin düzgün çalışmadığının açık kanıtıdır. Beyniniz, derin uyku evresinde hayati bir fonksiyonun aksadığını fark ettiği an hayatta kalma refleksini devreye sokarak sizi uyandırır. Dolayısıyla kronikleşen gece uyanmalarını bir uyku problemi olarak değil, vücudun kendini koruma çığlığı olarak okumak gerekir. Gece yarısı saat 02.00 ile 04.00 arasında aniden ve kalbiniz hızla çarparak uyanıyorsanız, bunun arkasındaki birincil şüpheli ani kan şekeri düşüşüdür. Akşam saatlerinde tüketilen ağır veya şekerli gıdalar, insülin hormonunu tavan yaptırdıktan sonra gecenin ortasında kan şekerinin çakılmasına yol açar. Glikoz seviyesi beyin için kritik sınırın altına indiğinde, vücut bir acil durum senaryosu başlatır.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Beyne glikoz sağlamak adına böbrek üstü bezlerinden aniden adrenalin ve kortizol hormonları salgılanır. Bu hormonal patlama ise sizi bir tehlike varmış gibi tetikte, kalbiniz küt küt atarak ve ter içinde uyanık tutar. Bu fizyolojik savunma mekanizması, sadece uykunuzu bölmekle kalmaz; aynı zamanda derin uyku evresine geçmenizi engelleyerek sabah yataktan yorgun kalkmanıza neden olur. Vücudun bu ani hayatta kalma tepkisi sırasında hissettiğiniz panik, çoğu zaman bir kabus görmüş ya da panik atak geçiriyormuşsunuz algısı yaratabilir. Yaşanan bu durum döngüsel bir hal aldığında, kronik uyku bozukluklarını ve gün boyu süren tatlı krizlerini tetikler. Akşam saatlerinde basit karbonhidratlar yerine lif, sağlıklı yağ ve protein içeren dengeli bir ara öğün tüketmek, bu gece yarısı şoklarını önlemenin en etkili yoludur. Böylece kan şekeri grafiğiniz tüm gece boyunca yatay bir seyir izler ve sabaha kadar kesintisiz bir uyku konforu sağlanır. Geleneksel Çin tıbbı ve modern kronobiyolojiye göre, gece saat 01.00 ile 03.00 arası karaciğerin en yoğun temizlik zamanıdır.
Gün boyu biriken toksinler, ağır yağlar veya geç yenen akşam yemekleri bu organa aşırı yük bindirdiğinde karaciğer hücresel düzeyde zorlanmaya başlar. Organın temizliği tamamlamak için harcadığı bu yoğun enerji ve yarattığı içsel ısı, uykunuzun en derin evresinde aniden bölünmesine yol açar. Gün içinde bastırdığınız tüm stres, kaygı ve bitmek bilmeyen düşünceler, gece siz uyurken bilinçaltınızda birikmeye devam eder. Normal şartlarda geceleri düşmesi gereken stres hormonu kortizol, kronik stres yaşayan bireylerde yüksek seviyelerde seyretmeyi sürdürür. Vücut derin uykuya geçip gevşemek istediğinde, yüksek kortizol seviyeleri sinir sistemini sürekli savaş ya da kaç modunda tutar. Sonuç olarak en ufak bir rüya veya çıt sesiyle, zihniniz sanki bir tehdit altındaymış gibi aniden uyanık faza geçer. Bu uyanmalardan sonra yeniden uykuya dalmak saatler sürer çünkü zihin tehlike algısını kapatamaz. Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
Yorumlar
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!