İhracatçı 2026'nın rotasını çizdi

İhracatçı 2026'nın rotasını çizdi

Türkiye, 2025 yılında mal ihracatını yüzde 4,4 artışla 273,3 milyar dolara, hizmet ihracatını ise yüzde 4,6 artışla 122,6 milyar dolara taşıdı.

Türkiye, 2025 yılında mal ihracatını yüzde 4,4 artışla 273,3 milyar dolara, hizmet ihracatını ise yüzde 4,6 artışla 122,6 milyar dolara taşıdı. 2026 yılı için ise mal ihracatında 282 milyar dolar, hizmet ihracatında 128 milyar dolar olmak üzere toplam 410 milyar dolarlık hedef belirlendi. EKONOMİ Gazetesi’nin ihracatçı firmalar, sektörel dernekler ve ihracatçı birliklerinden oluşan 100’ü aşkın temsilciyle gerçekleştirdiği araştırma, sektörlerin yılın ikinci yarısına daha iyimser baktığını ortaya koydu. Yeni siparişler, uzun vadeli ihracat kontratları ve tarım sektöründe hasat döneminin sağlayacağı katkıyla ihracatta büyümenin sürmesi beklenirken, bu beklentinin kalıcı hale gelmesi için rekabet gücünü artıracak yapısal adımların önceliğini koruduğu ifade ediliyor. Araştırmaya katılan sektörlerin büyük bölümü 2026 yılına ilişkin olumlu ancak temkinli bir beklenti taşıyor. Baz senaryoda mal ihracatının 289,3 milyar dolara ulaşacağı öngörülürken, iyimser senaryoda bu rakamın 311,7 milyar dolara çıkabileceği hesaplanıyor. Küresel talebin zayıf seyretmesi ve jeopolitik risklerin devam etmesi halinde ise ihracatın 270,6 milyar dolar seviyesinde kalabileceği değerlendiriliyor. Sektörlerin ortalama ihracat artış beklentisi baz senaryoda yüzde 5,8 olurken, iyimser tabloda yüzde 14 seviyesine ulaşıyor. Araştırmada, 2026 yılı için en güçlü büyüme beklentisi savunma sanayii ve yüksek katma değerli sektörlerde yoğunlaştı. Baz senaryoda gemi, yat ve hizmetleri sektörü yüzde 70, savunma ve havacılık yüzde 25, fındık ve fındık mamulleri yüzde 20 ihracat artışı öngördü. Bu sektörleri demir ve demir dışı metaller ile yaş meyve sebze yüzde 10, kimyevi maddeler ile maden sektörü yüzde 8 beklentisiyle takip etti.

Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; İyimser senaryoda ise gemi, yat ve hizmetleri sektörünün yüzde 100, savunma ve havacılığın yüzde 50, fındık ve fındık mamullerinin yüzde 30, demir ve demir dışı metaller ile yaş meyve sebzenin yüzde 20, kimya sektörünün ise yüzde 15 büyüme öngörmesi dikkat çekti. Araştırmada emek yoğun sektörler ile geleneksel ihracat kalemlerinde ise daha temkinli bir tablo ortaya çıktı. Baz senaryoda zeytin ve zeytinyağı sektörü yüzde 15, mücevher sektörü yüzde 8, hazır giyim ile meyve-sebze mamulleri yüzde 3, halı sektörü yüzde 2 ihracat daralması öngördü. Çelik, çimento-cam-seramik, deri ve iklimlendirme sektörleri ise mevcut seviyelerini koruyacağı beklentisini paylaştı. Olumsuz senaryoda tablo daha da belirginleşiyor. Zeytin ve zeytinyağında yüzde 25, mücevherde yüzde 20, çelikte yüzde 15, makine sektöründe yüzde 10, meyve-sebze mamullerinde yüzde 8 ve hazır giyimde yüzde 7 ihracat düşüşü öngörülüyor. Sektör temsilcileri, özellikle emek yoğun alanlarda maliyet baskısı, fiyat rekabetindeki zayıflama ve küresel talepteki yavaşlamanın ihracat performansını sınırlamaya devam edeceği görüşünü dile getiriyor. 2025 yılında hizmet ihracatı 122,6 milyar dolara ulaşırken, 2026 yılı hedefi 128 milyar dolar olarak belirlendi. Mal ihracatında öngörülen 282 milyar dolarlık hedefle birlikte Türkiye'nin toplam mal ve hizmet ihracatının 410 milyar dolara çıkarılması amaçlanıyor. Turizm, taşımacılık, lojistik, sağlık, eğitim, yazılım ve teknik müşavirlik başta olmak üzere hizmet sektörlerinin toplam ihracat içindeki payının artırılması hedefleniyor. Hizmet ihracatındaki büyümenin cari dengeye katkı sağlamasının yanı sıra, mal ihracatını destekleyen tamamlayıcı bir unsur olarak öne çıkması bekleniyor.

İhracatta yıl sonu beklentisi ile ilgili EKONOMİ'ye açıklama yapan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, mevcut koşullar dahilinde yıl sonunda yüzde 2 ila 4 arasında bir büyüme beklediklerini söyledi. Birkaç sektörün ihracat artışını desteklediğinin altını çizen Gültepe, yılın ilk yarısındaki 3,8 milyar dolarlık parite katkısının yılın geri kalanında olmayacağına, temmuz ayında da parite nedeniyle yaklaşık 290 milyon dolarlık kayıp yaşadıklarına dikkat çekti. Bunun da büyümeyi negatif etkileyeceğine değinen Gültepe, koşulların olumsuz seyretmesi halinde ihracatta yüzde 1'lik daralma, en iyi senaryoda ise yüzde 8'lik büyüme öngördüğünü belirtti. Gültepe, sözlerine şöyle devam etti: "İhracatın gidişatını belirleyecek sihirli kelime rekabetçilik. Bugün ihracatçının en büyük sorunu rekabet gücünü kaybetmiş olması. Özellikle emek yoğun sektörler başta olmak üzere sanayimiz yüksek faiz ve finansman maliyetleri nedeniyle ciddi baskı altında. Tam sanayinin olgunlaşma döneminde olmamız gerekirken son dört yılda sanayinin GSYH içindeki payı 7 puan geriledi. Sanayicinin ve ihracatçının yeniden rekabet gücü kazanabilmesi için destek mekanizmalarının bu doğrultuda yeniden şekillendirilmesi gerekiyor. Kısa vadede en önemli beklentimiz döviz dönüşüm desteğinin yüzde 10'a çıkarılması. Müşteri bulma veya yeni pazar kazanma konusunda sektörlerimizin önemli bir sorunu yok, bu konuda zaten başarılılar. Bugün Türk ihracatçısının ihtiyacı yeni pazar bulmaktan ziyade, mevcut pazarlarda rekabet edebileceği maliyet koşullarının yeniden oluşturulmasıdır." Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.

Kaynak: Ekonomim

Yorumlar

Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!