İsrail sandığa giderken Gazze için hangi askeri ve siyasi senaryolar masada?

İsrail sandığa giderken Gazze için hangi askeri ve siyasi senaryolar masada?

İsrail'de ekim ayında yapılması planlanan erken genel seçimler, aylardır kördüğüme dönen Gazze barış planının geleceğini doğrudan şekillendiriyor. Başbakan Netanyahu'nun siyasi varlığını kor…

Savaşın gölgesinde sandık başına gitmeye hazırlanan İsrail'de, iç siyasi dengeler Filistin topraklarındaki askeri ve insani durumu doğrudan etkiliyor. Aşırı sağcı hükümet ortaklarının ateşkes karşıtı katı duruşu, müzakere süreçlerini kilitlerken muhalefetin iktidar yarışı da sahada geri adımı zorlaştırıyor. Seçim sonrası dönem, Gazze'de kalıcı bir barıştan ziyade farklı askeri yönetim modellerinin devreye sokulabileceği kritik bir dönemece işaret ediyor.

İsrail'deki seçim yarışı her ne kadar çetin geçse de işin özünde Gazze politikasında köklü bir değişim beklenmiyor. Mevcut anketler ve siyasi açıklamalar, yarışın ağırlıklı olarak sağcı kampa mensup aktörler arasında geçeceğini gösteriyor. İster mevcut hükümet devam etsin ister muhalefet liderleri iktidara gelsin, Hamas tamamen silahsızlandırılana ve askeri olarak ortadan kaldırılana kadar Gazze üzerindeki İsrail askeri kontrolünün sürmesi ortak bir şart olarak öne sürülüyor. Netanyahu’nun rakipleri dahi aşamalı bir geri çekilme fikrine sıcak bakmayarak, sahadaki baskının gevşetilmesini erken bir taviz olarak yorumluyor. Bu durum, seçim öncesinde herhangi bir liderin Gazze konusunda yumuşak veya tavizkar görünmek istememesine yol açıyor.

Ateşkes müzakerelerinin tıkanmasındaki en büyük dinamik, İsrail içindeki kırılgan hükümet yapısıdır. Aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich, Gazze'den tam çekilmeyi öngören herhangi bir barış planının uygulanması halinde hükümetten çekileceklerini ve koalisyonu dağıtacaklarını açıkça ilan ettiler. Smotrich gibi isimlerin Gazze'yi kalıcı olarak İsrail toprağı yapma ve Yahudi yerleşimcileri bölgeye geri döndürme çağrıları, sahadaki tampon bölgelerin ve yeni askeri bariyerlerin inşasıyla pratik karşılık buluyor. Siyasi varlığı bu ortakların desteğine bağlı olan Netanyahu ise anlaşmayı geciktirerek veya yeni şartlar öne sürerek hem ortaklarını masada tutmaya çalışıyor hem de ekim ayındaki sandık gününe kadar ordunun Gazze'deki varlığını korumayı hedefliyor.

Bu iç siyasi baskı sadece söylemde kalmıyor; aşırı sağcı ittifak meclis bütçe komisyonlarındaki ağırlığını kullanarak Gazze'deki geçici askeri koridorların kalıcı altyapılara dönüştürülmesi için ek ödenekler çıkarılmasını sağlıyor. Kabine içindeki bu radikal kanat, rehinelerin geri getirilmesi yönündeki kitlesel halk protestolarına ve uluslararası diplomatik baskılara karşı da hükümetin en sert direnç duvarını oluşturuyor. Olası bir erken koalisyon dağılmasının Netanyahu'yu yargılandığı davalar karşısında tamamen savunmasız bırakacak olması, Başbakan’ın bu ortakların kırmızı çizgilerine harfiyen uymasını zorunlu kılıyor. Sonuç olarak, güvenlik kabinesinde alınan stratejik kararlar askeri bir rasyonaliteden ziyade, hükümetin ertesi gün düşmesini engelleyecek siyasi hesaplarla şekilleniyor. Savunma bürokrasisi ile siyasi irade arasında giderek derinleşen bu çatlak ise sahadaki komutanların uzun vadeli ve istikrarlı bir operasyonel planlama yapmasını imkansız hale getiriyor.

Sandıktan çıkacak sonuç ne olursa olsun, Gazze Şeridi'ni uzun vadeli ve resmi bir askeri idare sürecinin beklediği anlaşılıyor. Eğer Netanyahu liderliğindeki blok iktidarını korursa, aşırı sağın baskısıyla Gazze nüfusunun daha dar alanlara sıkıştırılması ve kuzey bölgelerde kalıcı askeri üslerin kurulması senaryosu ağırlık kazanacak. Öte yandan, Gadi Eisenkot gibi isimlerin öne çıktığı bir muhalefet kanadının kazanması durumunda, uluslararası toplumla daha koordineli ancak Hamas'ın tasfiyesinden ödün vermeyen daha teknokratik bir askeri yönetim modeli benimsenebilir. ABD yönetiminin hazırladığı barış planlarına yönelik İsrail içindeki bu direnç, seçimler tamamlanana kadar Gazze halkının insani yardım koridorları ve güvenlik açısından tamamen belirsiz bir geçiş dönemine mahkum kalacağını gösteriyor.

Kaynak: Ekonomim

Yorumlar