Sıkı bir beyaz perde takipçisi olan Erdem, DonanımHaber'de sinema ve dizi sektörüne dair haberleri kaleme alıyor.
Fransa'nın nükleer enerji kurumu EDF, Meuse ve Moselle nehirlerindeki su seviyelerinin kritik seviyeye düşmesi üzerine Chooz ve Cattenom nükleer santrallerindeki toplam üç reaktörü devre dışı bıraktı. EDF, kararın hem Fransa hem de Belçika'daki su kullanıcıları için yeterli nehir akışını korumak amacıyla alındığını açıkladı. Özellikle Chooz santralindeki reaktörlerin kapatılmasında, iki ülke arasında 1998 yılında imzalanan ve Meuse Nehri'nin kullanımını düzenleyen anlaşmanın da etkili olduğu belirtiliyor.
Bildiğiniz gibi nükleer santraller genellikle nehir veya deniz kıyısına inşa ediliyor. Bunun temel sebebi, reaktörlerin güvenli şekilde çalışabilmesi için sürekli soğutma suyuna ihtiyaç duyması. Santraller, soğutma amacıyla kullandıkları suyu belirli bir sıcaklık artışıyla tekrar doğaya bırakıyor. Ancak kuraklık dönemlerinde nehirlerdeki su miktarı azalırken sıcaklık da yükseldiği için çevre mevzuatı devreye giriyor. Çünkü aksi hâlde santrallerden geri bırakılan sıcak su, nehir ekosistemine zarar verebiliyor. Yani düşük su seviyeleri yalnızca teknik değil, aynı zamanda çevresel bir sınır da oluşturuyor.
Üç reaktörün kapatılması, Fransa'nın bu yaz yaşadığı ilk nükleer kesinti değil. EDF daha önce de Bugey 3, Tricastin 4 ile Saint-Alban 1 ve 2 reaktörlerinde üretimi azaltacağını açıklamıştı. Temmuz ayında yaşanan sıcak hava dalgası sırasında ise yedi farklı reaktörde güç üretimi düşürüldü. Bunun sonucunda ülkenin toplam nükleer elektrik üretimi yaklaşık yüzde 9 geriledi.
Enerji analiz şirketi ICIS'in verileri, yaşanan kaybın boyutunu daha net ortaya koyuyor. Şirketin hesaplamalarına göre Fransa, yalnızca haziran ve temmuz aylarında sıcaklık ve su kısıtlamaları nedeniyle 3,7 teravat saatin üzerinde nükleer elektrik üretimi kaybetti. Bu da üretim kaybı açısından yeni bir rekor anlamına geliyor. Üstelik ICIS analistleri, yeni sıcak hava dalgalarının yaşanması hâlinde bu rekorun yaz bitmeden daha da büyüyebileceği uyarısında bulunuyor.
Fransa açısından bu tablo ayrı bir önem taşıyor. Çünkü ülkedeki 57 nükleer reaktör, toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 70'ini karşılıyor. Bu nedenle birkaç reaktörde yaşanan üretim kaybı bile hem ülke içindeki elektrik arzını hem de komşu Avrupa ülkelerindeki enerji fiyatlarını doğrudan etkileyebiliyor.
Azalan su seviyeleri taşımacılığı da olumsuz etkiliyor. Ren Nehri'nde yük gemileri sığlaşan sularda ilerleyebilmek için daha az yük taşımak zorunda kalırken, taşımacılık maliyetleri hızla yükseliyor. Avrupa'nın en büyük limanı olan Rotterdam'dan Ren Nehri üzerinden yapılan yük taşımacılığının da son haftalarda normal seviyelerin yaklaşık yüzde 10 altına düştüğü belirtiliyor.
Küresel kurulu güneş enerjisinde 3 TW eşiği aşıldı 2 gün önce eklendi
Benzer sorunlar Orta Avrupa'da da yaşanıyor. Macaristan'daki Paks Nükleer Santrali, Tuna Nehri'ndeki düşük su seviyesi nedeniyle durma noktasına geldi. Romanya ise Cernavoda Nükleer Santrali'ne daha fazla su yönlendirebilmek için Tuna Nehri'nde bir kaya oluşumunu kontrollü şekilde patlatarak geçici bir çözüm üretmeye çalıştı. Öte yandan Norveç'te hidroelektrik rezervuarlarının son 20 yılın en yavaş dolum hızına sahip olması da Avrupa'nın bir diğer önemli yenilenebilir enerji kaynağını baskı altına almış durumda.
Enerji analistlerine göre tüm bu gelişmeler ortak bir soruna işaret ediyor. Avrupa'nın elektrik sistemi, uzun yıllardır nehirler ve su kaynakları üzerine kurulu durumda. Ancak daha sık yaşanan sıcak hava dalgaları ve kuraklıklar, bu altyapının iklim değişikliğine karşı ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, yağışların önümüzdeki aylarda normale dönmemesi hâlinde Avrupa'nın kış aylarına hem daha düşük elektrik üretim kapasitesi hem de daha yüksek enerji fiyatlarıyla girebileceği konusunda uyarıyor.
Nike'tan ayaklara masaj yapan akıllı terlik
Yorumlar