TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis'te Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Kurtulmuş, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu. Terörsüz Türkiye ile tarihin en önemli süreçlerinden birisinin yaşandığını belirten Kurtulmuş, Cumhuriyet'in ilk asrının yarısında terörle Türkiye'nin ayaklarına pranga vurulduğunu, şehitler verildiğini, çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini, maddi imkanların heba edildiğini hatırlattı. Türk-Kürt arasında bir husumet sokulmaya, Türkiye'nin bölünmeye ve parçalanmaya çalışıldığına dikkati çeken Kurtulmuş, süreçte ağır bedeller ödendiğini dile getirdi. Terörsüz Türkiye sürecinde yapılanları anlatan Kurtulmuş, dünyada 8-9 yılda ve daha uzun sürelerde gelinen noktaya Türkiye'nin bir yılda ulaştığını söyledi. Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye kapsamında TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ilk toplantısını 5 Ağustos 2025'te yaptığını anımsattı. Komisyon'da bütün partilerin temsil edildiğini aktaran Kurtulmuş, Komisyon'un 21 toplantısında farklı kesimlerin temsilcilerinin dinlendiğini kaydetti. Herkesin Komisyon'daki toplantılarda herhangi bir kısıtlama olmadan görüşlerini, önerilerini dile getirdiğinin altını çizen Kurtulmuş, konuşan kişilerin ardından kimsenin aleyhe söz almadığını, bunun olağanüstü yüksek bir demokrasi örneği olduğunu belirtti. Komisyon raporunun partilerin uzlaşısıyla 18 Şubat'ta hazırlandığını hatırlatan Kurtulmuş, raporun önemli dökümanlar arasında yer aldığını söyledi. Kurtulmuş, Komisyon'un, çalışmalarda en etkili, demokratik araçlardan birisi olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: "Yasa çalışmaları sırasında şuna dikkat ettik. Elimizde ittifakla kabul edilmiş bir rapor var. 47 kişinin oy verdiği, bütün partilerin oy verdiği rapor. Şunu söyledik, hazırlanacak olan yasa da bu raporun 6. bölümündeki PKK/KCK'nın kendisini feshetmesi, silahları bırakmasıyla birlikte ortaya çıkacak süreci yönetmek üzere yasal çerçeve oluşturuyor. Meclis'te 467 milletvekilimizin oyuyla kabul edilen yasa da raporun 6. bölümünde ittifak edilmiş olan genel bir çerçeveye uygun yasadır. Bu sayı, milletin kahir ekseriyetinin Terörsüz Türkiye'ye verdiği desteğin siyasete yansımasıdır. Partiler içerisinde farklı görüşler olabilir ama bizim de beklentilerimizin çok üstünde 467 rakamı, nadir görülen, ulaşılan bir rakam. Bu çok önemli. Milletin vermiş olduğu desteğin siyasete yansıması olarak bunun okunması gerektiğini düşünüyorum." Türkiye'de bütün kesimlerin terörden "illallah" dediğini aktaran Kurtulmuş, önceki dönemlerde hiç kimsenin giremediği Gabar ve Cudi Dağı'nda şenlikler düzenlendiğini, 2 senedir kimsenin burnunun kanamadığını söyledi. Bölgede yatırım imkanlarının rahat ortama kavuştuğunu dile getiren Kurtulmuş, "Barış ve esenlik havasını toplumun tamamı satın aldı. Bunun siyasete yansımasıdır." dedi. Süreçte bazı hassasiyetleri ortaya koyduklarının altını çizen Kurtulmuş, maşeri vicdanın kabul edeceği hareketleri yapabilmenin, kararları alabilmenin önemli olduğunu kaydetti. Şehit yakınlarının, gazilerin, bu mücadeleye büyük destek vermiş halkın duygularını asla incitmeyecek şekilde hareket edilmesinin önemini vurgulayan Kurtulmuş, bunu başından itibaren hem Komisyon hem yasa çalışmalarında dikkate aldıklarını belirtti. Kurtulmuş, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun öncesinde TBMM'de şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren kanunun kabul edildiğini hatırlattı. Bu yasa üzerinde de tam bir mutabakat olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bütün siyasi parti gruplarının konuşmalarında yasaya destek verdiğini aktardı. Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Şehitlerimizin, gazilerimizin, maşeri vicdanın, büyük çoğunluğun kabul edeceği şekilde dengeyi oluşturmaya çalıştık. Başından itibaren söylediğimiz bir şey vardı, Kürt'ün onurunu, Türk'ün gururunu koruyarak, bu ülkedeki etnik fay hatlarını asla harekete geçirmeyecek, tam tersine barış ve kardeşliği sağlayacak bir çalışmanın yapılması. Yasa, buna dikkat etti. Bu yasanın meselesi, etnik gruplar arasında bir barış değil, devletin bir grupla barış sağlaması değil. Devlet herhangi bir şekilde savaşın içerisine girmedi ki barış olsun. Terör örgütü, silahlı kalkışma vardı. Şimdi silahlı terör örgütü diyor ki 'Ben vazgeçtim, kendimi feshediyorum, silahlarımı teslim ediyorum.' Bu sürecin başlamasıyla birlikte de terörün tamamen ortadan kaldırılması için yapılan yasal düzenleme." Bu yasanın muhatabının terör örgütü üyeleri, terör örgütünün çevresi olduğunu belirten Kurtulmuş, bunların hepsini çok hassas bir şekilde yürüttüklerini vurguladı. Kurtulmuş, şunları ifade etti: "Burada milli duyguları rencide edecek, mesela Komisyon çalışmalarının, rapor hazırlama süreçlerinin hiçbirisinde devletin temel nitelikleriyle ilgili bir tartışma gündeme gelmemiştir, hiç kimse teklif etmemiştir. 'Anayasa'nın ilk 4 maddesinin değiştirilmesi, bir üniter yapıyı zedeleyecek teklifler, federasyon, konfederasyon teklifleri' gibi hatta resmi dil konusunda bile en ufak bir öneride bulunulmamıştır. Bazılarının söylediğinin aksine milli hassasiyetin, devlet yapısının tamamının korunabildiği ortak bir kararlılıkla süreç yürütülmüştür. Onun için de böylesine büyük destek sağladı. Toplumun geniş kesimleri tarafından da çok ciddi bir hüsnükabulle karşılandığını görüyoruz." Terörsüz Türkiye sürecinde yapılanları anlatan Kurtulmuş, süreçte siyasi kararlılık bulunduğunu, sürecin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde "devlet aklı" şeklinde yürütüldüğünü belirtti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin stratejik noktalarda önemli destek verdiğini dile getiren Kurtulmuş, siyasi partilerin de desteklerinin, süreci siyasi olarak anlamlı hale getirdiğini vurguladı. Bölgenin, terör örgütleri tarafından, bazı ülkelerin hallaç pamuğu gibi dağıtıldığı bir bölge haline geldiğine dikkati çeken Kurtulmuş, bu dönemde etnik aidiyetler, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden kırılmalar oluşturulduğunu söyledi. Türkiye'nin daha fazla bölünmenin değil, daha fazla derlenip toparlanmanın merkezi olması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve aziz milletimizin başına bela olan bu terör meselesinden hep beraber kurtulalım. Bu bir örnek olarak da bölge ülkeleri tarafından kabul edilecektir. Ortaya koyduğumuz Türkiye modeli, barış ve esenliğin sağlanma süreci Allah'ın izniyle tamamlandığında, bütün dünyaya örnek olacak, bütün dünyadaki siyasal bilgiler, hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacaktır. Böylesine önemli bir süreç. Bölgenin bu kadar bölünüp parçalandığı, İsrail'in her tarafa tasallut ettiği, bölgedeki bütün ülkelere fiilen saldırdığı, ülkelerin alanlarını, topraklarını işgal ettiği ortamda bizim önce iç kaleyi tahkim etmemiz gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımızın iki sene evvel Ahlat'ta yapmış olduğu ilk konuşmada üzerine basa basa söylediği hususlardan birisi, budur. Böylesine bir ortamda, böylesine zor bir coğrafyada bu kadar büyük iddiası olan bir ülke olarak Türkiye, iç kalesini tahkim etmek mecburiyetindedir. Bu süreç böyle başlamıştır. Bunun en önemli ayaklarından birisi de artık Türkiye'nin terörle hiç meşgul olmaması, buraya gücünü, insan kaynaklarını, mali kaynaklarını asla kaybetmemesi gerektiğidir." Kurtulmuş, uzun yıllardır terörle mücadele edilmesine rağmen etnik farklılıklara sahip insanlar arasında husumet bulunmadığını vurguladı. Hiçbir şekilde Türk'ü Kürt'ten ayırt edecek kültürel farklılığın ve önemli noktanın olmadığının altını çizen Kurtulmuş, politik ayrışmaları ortadan kaldırmanın ve herkesin fikrini söylemesi gerektiğinin önemine işaret etti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, büyük fırsatların açıldığını dile getirerek, "Bu Yasa her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Raporun kapıyı araladığını, büyük oyla kabul edilen Yasa'nın da kapıyı tamamen açtığını görüyorum. Karşımıza çıkan yeni bir yoldur. Bu yol, Türkiye'de gerçekten birliğin, beraberliğin, kardeşliğin yoludur. Bu yol, aynı zamanda bölgede bütün bölge halklarının kardeşliğinin sağlanabileceği atmosferin oluşturulmasına imkan sağlayacak bir yoldur. Burada dikkatli olmak lazım. Bunun böyle olmasını isteyenler olduğu gibi istemeyenlerin de çok olduğunu biliyoruz." diye konuştu. Eski dönemin alışkanlıkları üzerinden siyasi konuşma devrinin geride kalması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, karşıtlıklara dayanan dilin bırakılmasının önemine değindi. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Herkes, yeni dönemin hassasiyetlerine uygun barış ve kardeşlik diliyle konuşmak durumundadır. Önceki ezberlerine göre yapılan siyasetin de bundan sonra bir karşılığı olmayacaktır. Bunun için herkesin fikrini sonuna kadar söylemesi, bunu Türkiye'nin birliği, beraberliği, ortak vatandaşın yurttaşlığı, ortak medeniyetin paydaşlığı, ortak coğrafyanın kaderdaşlığı anlayışı içerisinde bunları bir araya getirmesi lazım. Ayrıştırıcı, ötekileştirici, bunların üzerinden siyasi rekabeti 'siyasi husumet' zanneden dilin geride bırakılması lazım. Bunun ilk şartı da o vatanseverliği, ırkçı, ayrıştırıcı, zaman zaman şoven anlayış içerisinde görmemektir. Bu vatanın tamamı bizimdir. İstanbul da Ankara da Şırnaklının Hakkarilinin Diyarbakırlınındır. Aynı şekilde Şırnak'a gittiğim zaman en az yöre halkı kadar oraya ait hissediyorum. Bu aidiyet duygusunu çok köklü bir şekilde yerleştirmektir. Bunun başlangıcı dildir. İnsanların anlaşmasını sağlayan da ayrışmasını sağlayan da dildir. Dolayısıyla burada siyasetçilere büyük sorumluluk düşüyor." Herkesin, kendi yankı odalarında, kendi tabanlarını tatmin etmek için üç beş tane ayran kabartan söz söyleyebileceğini belirten Kurtulmuş, on yıllar boyunca Türkiye'nin bunu yaptığını, bunun bir faydasının olmadığının görüldüğünü vurguladı. Kurtulmuş, herkesin sadece kendi yankı odalarında değil, şehrin meydanlarında, sokaklarında herkesi kuşatan, herkese söz söyleyen bir sözü kurması ve bunun üzerinden siyaset geliştirmesi gerektiğini dile getirdi.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Kurtulmuş, "Dış tehditlere karşı, provokasyonlara karşı dikkatli olmak gerektiği kanaatindeyim." dedi. "Sürece yönelik ne tür tehditler olabilir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, "En belli başlısı şu an bütün Orta Doğu ülkeleri için mevcut olan İsrail tehdididir." dedi. Kurtulmuş, "İsrail'in bu sürece dair bir provokasyon yapma ihtimalinden mi bahsediyorsunuz?" sorusunu şöyle yanıtladı: "Hiç şüphesiz. Bunu nereden söylüyorum? Bunu asla bir korku yaymak için söylemiyorum. Türkiye'nin geçmiş tecrübelerinden, Allah rahmet etsin Turgut Özal zamanında, rahmetli Erbakan Hoca zamanında, daha evvel Demirel ve Ecevit'in de denemeleri var. Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde 2013'te denemeler var. Türkiye'de, hep bu terör örgütünden kurtulmak için siyasetçiler birtakım çabalar sarf etmiş. Ama bu sarf edilen iyi niyetli çabaların tamamına yakını birtakım şer odakları tarafından, Türkiye düşmanı mahfiller tarafından, onların içerideki ve dışarıdaki unsurları tarafından akamete uğratılmış, provokasyonlar yapılmış, suikastlar yapılmış. Eşref Bitlis Paşa'nın suikastinden Uğur Mumcu suikastine, Bahriye Üçok suikastine kadar, rahmetli Özal'ın kongre salonunda kurşunlanmasına kadar bütün bunlara baktığımız zaman bunların hepsinin Türkiye'de bir barış ve esenlik ortamı olmasın, bir kardeşlik temin edilmesin diye gayret gösteren şer odaklarının eylemleri olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki bunların bir kısmı faili meçhul olarak kalmış. Bunlara karşı uyanık olmak lazım. Türkiye'de ilk sefer siyasi olarak, fikri olarak bu kadar büyük bir ittifak ortamı oluşmuştur. Bunun kıymetini bilmek lazım." "Bugün 81 ilin valisini ve mülki amirlerini bir araya getiriyorsunuz? Sürece ilişkin valilere tavsiyeleriniz olacak. Bu toplantıya dair beklentiniz nedir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin daveti üzerine toplantıya katılacağının bilgisini verdi. Çiftçi'nin zaman zaman illerin valileri ve emniyet müdürleriyle çevrim içi görüşmeler yaptığını hatırlatan Kurtulmuş, senede bir gün de TBMM'de Türkiye'nin bütün valilerinin bir araya geldiğini anımsattı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Bu önemli bir dönem, önemli bir süreç. Bu sürecin hassasiyetleri, bununla ilgili olarak da valilerimizin, emniyet müdürlerimizin kendi illerinde her türlü yanlışlığa karşı şimdiden tedbirlerini alması gerektiği, provokasyonlara karşı uyanık olmaları gerektiği ana fikri üzerinde bir toplantı olacağını zannediyorum." diye konuştu. "Siz başından beri bu Yasa'nın bir af yasası olmadığını vurguladınız. Aksi görüşler de var buna yönelik. Ulus devlet yapısına aykırı olduğunu da söylüyorlar Yasa için. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna karşılık Kurtulmuş, bu eleştirilere katılmadığını vurguladı. Bunları haksız, maksadını aşan eleştiriler olarak gördüğünü belirten Kurtulmuş, her kim ne eleştiri yaptıysa onu saygıyla karşıladığını söyledi. Bunun, demokrasinin gereği olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Bu çıkan Yasa, komisyon raporumuz da, komisyon raporumuz rapor olarak önümüzde duruyor da çok kolay hazırlanmadı. Saatler süren 21 büyük toplantı. Her toplantı 5 saat, bazen daha uzun sürdü. Rapor hazırlanma safhasında partilerin temsilcileriyle birlikte 6 toplantı yaptık. Çok derin tartışmalar yapıldı. Kelime kelime hassasiyetle üzerinde duruldu. Tam da bu eleştirileri dikkate alarak bu tartışmaları yaptık. Yasanın yapılma sürecinde, hazırlanma sürecinde de aynı şey oldu. Milli egemenliğimizi, birliğimizi, bütünlüğümüzü, ulus devlet yapımızı, üniter yapımızı bozacak bir tek cümle yoktur. Bu anlamda da bu, geçici ve müstakil bir yasadır tanımı gereği. PKK-KCK terör örgütünün kendi tasfiye süreciyle ilgilidir." Kurtulmuş, bütün bu endişelerin ortaya hiç konulmaması için hazırlanan Kanun'un içine 3 emniyet sibobu yerleştirildiğine işaret ederek, "Bunlardan birisi, raporda kritik eşik olarak tanımladığımız örgütün silahı bıraktığı, bütün unsurlarıyla kendisini feshettiği... Bunu biz tespit edecek değiliz. Bunun, güvenlik birimlerince tespit edilmesi ve güvenlik birimlerinin yapmış olduğu bu tespit zaten rutin olarak Milli Güvenlik Kurulu'nda güvenlik meseleleri konuşuluyor, Milli Güvenlik Kurulu'nda konuşularak kararlaştırılması ve bunun yayınlanmasıyla birlikte Yasa yürürlüğe girer. Birinci maddede bunu söylüyoruz. Yasanın üçüncü maddesinde tekrar aynı cümleyi teyiden koyuyoruz. Bir teyit ve tespit mekanizması olmadan, bu da devletin en üst güvenlik birimi tarafından tespit edilmeden asla Yasa uygulamaya girmeyecek. Birinci emniyet sibobu bu. İkinci emniyet sibobu... Bu, bir genel af değildir, diyoruz. Bir Kurul kuruldu. Bu Kurul'un başkanlığını Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız yapacak. Adalet Bakanımız, İçişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve Dışişleri Bakanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ve Milli Güvenlik Kurulu Sekreterimizin olduğu bir yapı." değerlendirmesinde bulundu. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Kanun'un genel af olmadığının altını çizerek, "Tek tek her bir dosya hakkında, 'geldi, teslim oldu, silahını verdi', 'örgütsel bağlantım kalmadı' dedi. Her bir dosyayla ilgili bu Kurul'da kararlar verilecek. Bu Kurul'un verdiği kararlar çerçevesinde uygulama gerçekleşecek. İkinci emniyet sibobu budur. Bu Kurul'a da idari, adli ve hukuki düzenlemeler yapabilmeyi teklif etme yetkisi verildi. Sürecin içerisinde gerekli birtakım düzenlemeler olursa Kurul, o günün şartları içerisinde, günün gerekleri içerisinde değerlendirecek." diye konuştu. Üçüncü emniyet sibobunun ise TBMM bünyesinde oluşturulacak, bütün siyasi partilerin katılım sağlamasını ümit ettiği bir İzleme Komisyonu olduğunu anlatan Kurtulmuş, şunları kaydetti: "İzleme Komisyonu vasıtasıyla da siyaset, meselenin her safhasını, TBMM, her safhasını çok partili bir şekilde kontrol edecek, bir araya gelecek, toplantılar yapacak, sürece ilişkin tekliflerini ortaya koyacak. Bununla ilgili kendi birtakım tespitleri varsa bunu da Kurul'la, Türkiye kamuoyuyla paylaşacak. Bu kadar nitelikli bir şekilde hazırlanmış, tüm emniyet sibopları, ola ki bir eksiklik olmasın diye düşünülerek tasarlanmış olan Yasa Teklifi'ne nasıl 'bölücü bir yasa teklifi' denilebilir? Siyaseten söylenebilir ama bu siyaseten söylenenin de hiçbir karşılığı olmadığı öncelikle TBMM'deki oylamayla ortaya konulmuştur. 467 milletvekili çok büyük bir çoğunlukla bu Yasa'ya 'Evet' demiştir. Milletimizin de kahir ekseriyetinin buna 'Evet' dediğini biliyoruz. İnşallah bundan sonrası hiçbir aksamaya mahal vermeden tıkır tıkır işleyecektir." "Terörsüz Türkiye sürecine yönelik hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında oluşturulacak Kurula terör örgütü mensuplarınca yapılacak başvurulara" ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, Kanun kapsamında bazı infaz düzenlemeleri yapılacağını söyledi. Düzenleme kapsamına giren suçlardan, toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazının 5 yıl süreyle, toplam 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazının ise 10 yıl süreyle infaz hakiminin kararıyla erteleneceğini aktaran Kurtulmuş, "Burada hassas olan noktalardan birisi de örgütün üst düzey yöneticileri birinci maddede çok net bir şekilde kapsam dışı bırakılmıştır." ifadelerini kullandı. "Sürece ilişkin TBMM gündemine bundan sonra yeni kanun tekliflerinin gelip gelmeyeceğine" yönelik soru üzerine Kurtulmuş, tarihi bir adımla çok önemli bir yasanın çıkarıldığını belirtti. Kurtulmuş, şunları ifade etti: "Bu yasayla birlikte Terörsüz Türkiye'ye, terörsüz bölgeye, Türkiye'nin barış ve esenliğine, kalıcı kardeşliğine bir kapı açılmıştır. Yasa çıkarmak işin en kolay kısmıdır. Çok büyük uğraşılarak bu yasa ortaya konuldu ama TBMM her hafta bir sürü yasa çıkarıyor. Mühim olan zihinlerin, zihniyetlerin, siyasi, fikri bakışın değişmesi, dilin ve kalbin tashih edilmesi mecburiyetidir. Yani hepimiz bu ülkenin ortak, eşit yurttaşlarıyız. Hepimiz bu topraklara bağlıyız. Bu toprakların tamamı hepimizin ülkesidir. Hepimiz bu bayrağın altında, huzur, barış içerisinde yaşıyoruz. Bu kolay değil.
Yılların verdiği birtakım tahribatlar var. Bunların da süratle giderilebilmesi lazım. Eğer bu süreçte inşallah işler istenildiği gibi devam ederse, hakikaten örgüt tamamıyla kendisini fesheder, silahlardan arındırılmış olur ve bir daha bundan da önemlisi bakın, Orta Doğu'da en kolay bulunan şey silahtır. Başından beri bunu söylüyoruz. Bir örgütü feshedersiniz, 50 tane örgüt kurarsınız. Bir tane silahı verirsiniz, 50 bin tane silah temin edersiniz veya size emperyalistler verir bu silahları, onların adına savaşın diye. Mühim olan bir daha bu memlekette hiçbir Kürt gencinin 'Ben artık dağa çıkmam gerekir' demeyeceği bir fikri, siyasi olgunluğun sağlanması, bir bütünleşmenin temin edilmesidir. Eldeki silahların bırakılmasından öte zihinlerdeki silahın bırakılmasıdır, kalplerdeki kardeşliğin yaşatılmasıdır ve bunu da öyle laf olsun diye değil, samimi olarak bunu ortaya koyabilmektir. Kaldı ki bu bunu başardığımız takdirde biz sadece ülke olarak sadece bu bölgeden ibaret değiliz ki. Suriye'deki Arap da bizim, Suriye'deki Kürt de bizim, Türkmen de bizim, Nusayri de bizim. Yani bizim derken, biz onun bir parçasıyız, oranın bir parçasıyız. Böylesine büyük bir aidiyet duygusuyla bu topraklara, bu ülkeye ve bu bölgeye kendimizi hissedersek ve böyle bir fikri ortamın kuvvetlenmesini temin edersek sürece yapacağımız en büyük katkı budur." Kurtulmuş, sürecin pozitif devam etmesi ve ihtiyaç duyulması halinde, TBMM'nin de onayıyla yeni yasal düzenlemelerin yapılabileceğini söyledi. Kurtulmuş, "bundan sonraki süreçte konunun paydaşlarıyla nasıl bir temas olacağının" sorulması üzerine, Komisyon çalışmalarına ilk davet ettikleri grubun şehit aileleri ve gaziler olduğunu anımsattı. Kurtulmuş, o gün herkesin ağlamamak için kendisini zor tuttuğu bir an yaşandığını dile getirerek, şunları kaydetti: "Bir gazimiz, gözünü çıkardı. Meğerse yapay gözmüş gözünün birisi. Terörle mücadelede gözünü kaybetmiş. Dedi ki, 'ben yakın arkadaşımı yanımda şehit verdim ama artık daha fazla şehitlerin olmaması, daha fazla insanımızı kaybetmemek için ben gözümü kaybettim, bu kadar mücadele verdim, sonuna kadar bu sürecin başarıyla tamamlanması için destek veriyoruz' dedi. Yine bir oturumda şehit ve gazilerimizin anneleriyle, evlatlarını teröre kaybetmiş olan anneler 'Barış Anneleri' adı verilen grup bir araya geldi. Aşağı yukarı o annelerin her ikisinin de söylediği, her iki tarafın da söylediği ortak söz şöyleydi, 'biz şimdiye kadar evlatlarımızı toprağa gömdük, şimdi silahlarımızı toprağa gömmeyi istiyoruz. Vakit şimdi öyle bir vakittir.' Burada bu kadar ağır bedel ödemiş olan şehitlerimizin yakınları, gazilerimiz, bu geniş kitle de çok büyük oranda buna destek veriyor. Bu süreç içerisinde Anadolu'nun birçok yerinde toplantılar yapıldı. Ben de gittiğim toplantılarda şehit aileleri ve gazilerimizin de olmasına özel önem verdim. Dolayısıyla bu süreçte şehit aileleri ve gazilerimiz sürecin önemli bir parçası olarak görüldü. Hemen hemen onlarla ilgili bütün kesimlerin temsilcileri, hepsini dinlemek mümkün değil. Burada komisyonda gelip görüşlerini ifade ettiler ve yasa sürecinde de onların bilgilerine başvuruldu." Kurtulmuş, Şırnak'taki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali'nin (TEKNOFEST) büyük bir coşkuyla karşılandığının ve sonbaharda da Şanlıurfa'daki TEKNOFEST'e bir milyondan fazla kişinin beklendiğinin hatırlatılarak, bölgedeki ekonomik kalkınma hamlelerinin sorulması üzerine, ekonomik kalkınma, yatırım, turizm, eğitim ne konuşulursa konuşulsun işin aslının toplumsal motivasyona dayandığına işaret etti. Geçmiş gözlemlerine kıyasla Doğu'daki bütün ziyaretlerinde çok büyük bir toplumsal motivasyonun olduğunu dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti: "En son Cudi Dağı'nda Hazreti Nuh Peygamberi Anma Törenine katıldık. Herhalde 10-15 bin kişi vardı. Daha evvel terör dolayısıyla yapılamamış, son birkaç yıldır da art düzeyde yapılıyormuş. Nasip olursa onu önümüzdeki seneden itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin himayesinde yapacağız. İnsanlardaki coşku, yani bir yayla şenliğine gelmiş gibi, kimisi kamyonetle gelmiş, kimisi arabayla gelmiş, işte kimisi diğer araçlarla gelmiş, binlerce insan, 10 bin, 15 bin kişinin olduğu bir kalabalık. İnsanlar bir şey söylüyor, hiç konuşmalarına gerek yok, 'biz barış istiyoruz, huzur istiyoruz, kardeşlik istiyoruz' o motivasyona insanlar satın almış vaziyetler. Çok büyük bir motivasyon var. Şimdi Şırnak'taki bu TEKNOFEST'te de görmüşsünüzdür. Şırnak gibi bir yerde, yüzlerce takım yarışmaya katılıyor, binlerce evladımız yarışmaya katılıyor. Şehir stadyumu tıklım tıklım dolu. Şimdi Şanlıurfa'da bunun kat kat üstü olacak. Yani bu büyük bir motivasyon." TBMM Başkanı Kurtulmuş, "hendek olayları" sırasında kendisinin bakan olduğunu ve Mardin Midyat'ı ziyaret ettiklerini belirterek, Cizre'de eğitim yapılamadığı için buraya gelen öğrencilerin etütlerine katıldıklarını anlattı. 14-15 yaşındaki çocukların bombalamalar ve çatışmalar müsaade etmediği için ailelerinin yanında eğitim alamadıkları için Midyat'a geldiğini kaydeden Kurtulmuş, şunları ifade etti: "Çocuklar, büyük bir gerilim, hatta açık söyleyeyim büyükler öfke içerisinde konuşuyorlardı. Şimdi çok şükür bunların hepsi geride kaldı. Aynı çocukların devamı olan kardeşleri, şimdi TEKNOFEST'lere gidip yarışıyorlar. Memleketin başka kültürel ve eğitim imkanlarından sonuna kadar istifade etmek için çaba harcıyorlar. Kötü mü oluyor, fena mı oluyor? Bir tek soru sormak lazım, eski dönemde kim kazandı? Vallahi de billahi de ne Türk kazandı ne Kürt kazandı ne Arap kazandı ne A partisi kazandı ne B partisi kazandı ne Z partisi kazandı. Eski dönemin kazananı, elleri kirli, heybelerinde kan dolu olan emperyalistler oldu. Bu oyunu bozacağız. Bu iradedir, 467 oyun bence karşılığı, bendeki karşılığı budur. Bu iradeyi Türkiye ortaya koydu. Allah'ın izniyle buna devam edeceğiz." "Türkiye anayasa yapım sürecinde beklediği o konsensüsü de bu iklimden çıkartabilir mi? Yeni bir anayasa için heyecanlanabilir miyiz?" şeklindeki soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, "Heyecanlanmanın ötesinde yeni bir anayasa yapmak Türkiye'nin boynuna borçtur. Bu bir siyasi sorumluluktur, siyasetin topluma karşı bir sorumluluğudur." ifadesini kullandı. Bu parlamentonun anayasa yapmaya en müsait parlamento aritmetiğine sahip olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bu kadar farklı partinin, fikirlerin olmasının yeni bir anayasa yapılması sürecine destek sağlayacağını söyledi. Hiçbir partinin tek başına parlamentoyu yönetip bir anayasal çoğunluğa sahip olmadığına dikkati çeken Kurtulmuş, "Bu, herkes karşılıklı müzakereye açık demektir. Herkes fikirlerini ortaya koyar, müzakere edilir. Herkesin dediği, tam istediği olmaz ama makul olan, ana eksenin, büyük çoğunluğun kabul etmiş olduğu hususlarda bir anayasa çalışması yapılır." diye konuştu. Türkiye'de artık yeni, çağdaş, toplumun gereklerini karşılayacak, milli, özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasanın yapılma mecburiyeti bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bunun şahsi ya da herhangi bir partinin tek başına talebi değil, Türkiye'nin ihtiyacı olduğunu anlattı. Kurtulmuş, 1982 Anayasası'nın kabul edilmesinden çok kısa bir süre sonra yeni bir anayasanın şart olduğuna ilişkin tezlerin konuşulduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: "Bu kadar çok konuşulmuş, bu kadar çok ufak anayasa değişiklikleri yapılmış, birtakım düzenlemeler yapılmış ama hala 1982 Anayasası'nın ruhu orada durmaktadır. Hala 1961 Anayasası'nın 1982 Anayasası'na devrettiği ruh orada durmaktadır. Yani birtakım vesayet düzeneklerinin olduğu Anayasa orada duruyor. Eşitliği, özgürlüğü, halkın katılımını değil de egemenlerin hakim olduğu bir Türkiye'nin dizayn edildiği bu zihniyetten, anayasa yapısından Türkiye'nin kurtulması lazım. Türkiye bunu yapabilir." Türkiye'de Osmanlı'nın son dönemlerinden itibaren hep anayasa tartışmasının yaşandığını aktaran Kurtulmuş, "Artık siyasi iklimin olgunlaştığını, Türkiye'nin yeni bir anayasa yapmaya muktedir olduğunu, sivil bir anayasa yapmaya muktedir olduğunu düşünüyorum. Bunun için de üzerimize ne düşüyorsa bu sorumluluğu yerine getireceğiz. Bu tablo, böyle davranılmasını cesaretlendirecek bir tablodur." açıklamasında bulundu. "Büyük bir konsensüs oluşmasına rağmen yine mütereddit kesimler de var. Milletimize son mesajınız nasıl olur?" sorusunu yanıtlayan Kurtulmuş, kendisini "en ultra vatansever" kabul edenlerin hassasiyetleri düşünülerek Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un hazırlandığını bildirdi. Kanun'da, Türkiye'nin milli birliğini, üniter devlet yapısını, Türkiye'de barışı ve kardeşliği tehlikeye atacak en ufak bir kelimenin söz konusu yer almadığının altını çizen Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı: "Özel bir hassasiyetle yaklaşılmıştır. Dolayısıyla milletimiz müsterih olsun. Bu kadar büyük titizlikle hazırlanan bir yasa ve bu kadar büyük ittifakla kabul edilen bir yasa asla milli menfaatlerimize en ufak bir zarar vermeyecektir. Tam tersine, eğer milli menfaatler, bütünleşme, birleşme, barış, esenlik, kardeşlikse onu da sağlayacak olan önemli adımlardan birisidir. Milletimize hayırlı olsun." Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!
✍️ Yorum Yapın