Meğer irade meselesi değilmiş! Sürekli tatlı krizine girmenin arkasındaki 5 gizli eksiklik

Meğer irade meselesi değilmiş! Sürekli tatlı krizine girmenin arkasındaki 5 gizli eksiklik

Birçok insan gün içinde aniden bastıran tatlı yeme isteğini sadece psikolojik bir kaçamak ya da irade zayıflığı olarak kabul eder.

📝 Editör Özeti ÖNE ÇIKANLAR
  • Birçok insan gün içinde aniden bastıran tatlı yeme isteğini sadece psikolojik bir kaçamak ya da irade zayıflığı olarak kabul eder.
  • Oysa tıp dünyası, durdurulamaz şeker aşermelerinin arkasında çoğunlukla hücresel düzeyde yaşanan ciddi bir kıtlık olduğunu belirtiyor.
  • Vücut, enerji üretebilmek için ihtiyaç duyduğu mikro besinleri bulamadığında beyne en hızlı enerji kaynağı olan glukozu, yani şekeri alması için acil durum sinyali gönderir.

Birçok insan gün içinde aniden bastıran tatlı yeme isteğini sadece psikolojik bir kaçamak ya da irade zayıflığı olarak kabul eder. Oysa tıp dünyası, durdurulamaz şeker aşermelerinin arkasında çoğunlukla hücresel düzeyde yaşanan ciddi bir kıtlık olduğunu belirtiyor. Vücut, enerji üretebilmek için ihtiyaç duyduğu mikro besinleri bulamadığında beyne en hızlı enerji kaynağı olan glukozu, yani şekeri alması için acil durum sinyali gönderir. Bu durum geçici tatlı atıştırmalıklarıyla çözülmeye çalışıldığında ise kan şekeri hızla dalgalanır ve kısır bir döngü başlar. Dolayısıyla eliniz sürekli çikolataya veya hamur işine gidiyorsa, mesele psikolojik değil biyokimyasal bir eksiklik olabilir. Tatlı krizlerinin arkasında yatan en sinsi ve en yaygın mineral eksikliklerinin başında hiç şüphesiz krom elementi gelmektedir. Krom, besinlerle aldığımız şekerin hücre içine girerek enerjiye dönüşmesini sağlayan insülin hormonunun en yakın çalışma arkadaşıdır. Eğer vücudunuzda yeterli miktarda krom bulunmuyorsa, insülin hormonu hücre kapılarını açamaz ve şeker kanda birikmeye başlar. Hücreler içeride aç kaldığı için beyne sürekli olarak "daha fazla şeker gönder" talimatı verir ve bu durum sizi amansız bir tatlı krizine sürükler. Özellikle yemeklerden hemen sonra gelen ani tatlı isteği, krom depolarınızın tamamen boşaldığının en net ve en somut göstergesidir.

Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Bu eksikliği gidermek için beslenme düzenine brokoli, yumurta sarısı, hindi eti ve tam tahıllı gıdaları düzenli olarak eklemek gerekir. Krom seviyesi normal değerlerine ulaştığında, hücreler şekeri kolayca işleyebildiği için tatlı krizleri de kendiliğinden bıçak gibi kesilecektir. İrade gücüyle aylarca savaşamadığınız o çikolata kriziniz, sadece doğru bir mineral takviyesiyle birkaç günde kontrol altına almanız mümkündür. Dolayısıyla şekere olan zaafınızı yenmenin ilk kuralı, hücrelerinizin bu gizli anahtarını yerine koymaktan geçer. Özellikle geceleri aniden bastıran ve sadece çikolata yiyerek sakinleşen tatlı krizlerinin arkasındaki gizli suçlu magnezyum eksikliğidir. Magnezyum, glukoz metabolizmasında ve vücudun enerji üretim zincirinde aktif olarak görev alan üç yüzden fazla enzimin çalışmasını sağlar. İlginç bir şekilde, ham kakao dünyadaki en yüksek doğal magnezyum kaynaklarından biri olduğu için vücudunuz bu eksikliği çikolata isteyerek kapatmaya çalışır. Ancak tüketilen şekerli ve işlenmiş çikolatalar, vücuttaki magnezyumun daha da hızlı tükenmesine yol açarak sorunu kronikleştirir. Göz seğirmesi, bacak krampları ve geçmeyen halsizliğe eşlik eden tatlı krizleri yaşıyorsanız acilen magnezyum depolarınızı kontrol ettirmelisiniz. Çiğ kabak çekirdeği ve badem tüketmek, bu döngüyü kırmanın en sağlıklı ve en doğal yoludur.

Bağışıklık sisteminin temel direği olan çinko minerali, aynı zamanda dilimizdeki tat alma reseptörlerinin sağlıklı çalışmasında da kritik bir rol oynar. Vücutta çinko seviyeleri düştüğünde, tat alma duyusunda mikroskobik düzeyde körelmeler meydana gelir ve bireyler besinlerin tadını tam olarak algılayamazlar. Bu durum, beynin tat doyumuna ulaşabilmek için çok daha yoğun, baskın ve uyarıcı olan şekerli gıdalara yönelmesine neden olur. Yani çinko eksikliği çeken biri, yediği normal bir meyvenin şekerini az bularak doğrudan yapay tatlılara karşı aşırı bir arzu geliştirebilir. Aynı zamanda çinko, insülinin pankreasta depolanması ve salgılanması süreçlerini de doğrudan yöneten hayati bir mineraldir. Eksikliğinde insülin dengesi bozulduğu için, ani açlık atakları ve şeker dalgalanmaları günlük yaşamın kaçınılmaz bir parçası haline gelir. Deniz ürünleri, kabak çekirdeği ve kırmızı et gibi çinko zengini besinleri tüketmek bu gizli tat tuzağını bozacaktır. Hücrelerin çinkoya doyması, hem iştah kontrolünü kolaylaştırır hem de yapay şekerlere olan bağımlılığı kökten bitirir. Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.

💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın

Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!

✍️ Yorum Yapın