Modern savaşın testi: Hava savunmasında "boş şarjör" krizi ve harekat bağımsızlığı

Modern savaşın testi: Hava savunmasında "boş şarjör" krizi ve harekat bağımsızlığı

Hudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analisti ve NATO Savunma Kolejinde misafir akademisyen olarak görev yapan Dr.

Hudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analisti ve NATO Savunma Kolejinde misafir akademisyen olarak görev yapan Dr. Can Kasapoğlu, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu'daki gerilimlerle değişen savunma mimarisini, taarruz asimetrisi ve savunma ekonomisi bağlamında AA Analiz için kaleme aldı. Eski Sovyet coğrafyası ve Orta Doğu’daki çatışmaların gösterdiği bir gerçek var: Füze ve dron harbi, düşük maliyetli ve yüksek sayılarda üretilebilen silah sistemleriyle birlikte giderek daha taarruz ağırlıklı bir karakter kazanmaktadır. Savunan taraf çok sayıda hedefi, çok sayıda istikameti ve hemen her zaman dilimini korumak zorundadır. Taarruz eden tarafsa hedefini, taarruz zamanını ve farklı silahların aynı pakette nasıl kullanılacağını seçmektedir. Bu asimetriye bir de ucuz dronlar, seyir füzeleri ve balistik füzelerle icra edilen satürasyon faktörleri eklendiğinde en gelişmiş hava savunma mimarileri dahi mühimmat hesabına yenik düşebilmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın iki ilginç istatistiği var: Uzun süredir hiç dronlarla derin darbe icra edilmeyen, cephe gerisi robotik harp sistemleriyle saldırı gerçekleştirilmemiş gün yoktur. İkincisi, birkaç haftadır Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, mühimmat sıkıntısı nedeniyle balistik ve aerobalistik füzeleri önleyemediği gibi, hiçbir başarılı önleme yapılamayan günlerin sayısı da hızla artmaktadır. Ukrayna’nın yaşadığı Patriot krizi ile İran’la yaşanan çatışmalar sonucunda ABD’nin hava ve füze savunma mühimmatı envanterinde ortaya çıkan sıkıntılar, esasen aynı kategorik tehditten neşet etmektedir. Problem, yalnızca tehdit arz eden füzelerin ve dronların teknik performansı değildir. Asıl problem, taarruz temposu ile önleyici füze üretim temposu arasındaki makasın açılmasıdır. ABD'nin önemli think-tanklerinden CSIS’in aktardığı tahminlere göre, 2026 döneminde ABD Patriot stratejik hava ve füze savunma stokunun yaklaşık yüzde 65’i harcanmış, savaş öncesinde 2 bin 330 seviyesinde olan envanter, 2 bin 300’lerden 850’nin altına gerilemiştir. CSIS, THAAD mühimmat stokunun da 250 civarında olduğunu değerlendirmiştir [1]. Tek bir PAC-3 önleyicisinin yaklaşık 4 milyon dolara mal olduğu düşünüldüğünde karşımıza yalnızca askeri değil ciddi bir savunma ekonomisi sorunu çıkmaktadır. Kitabın ortasından cevaplayalım: Hava savunma sisteminin radar manzumesi, lançeri ve komuta-kontrol mimarisi ne kadar gelişmiş olursa olsun, şarjör boşsa sistem muharip değerini hızla kaybeder. Dahası, milyonlarca dolarlık önleyicileri on binlerce dolar maliyetli dronlara ve füzelere karşı kullanmak, muhasımın istediği maliyet değişim oranını kabul etmek anlamına gelir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde hava unsurları ve füze savunmasının belirleyici ölçütü, yalnızca önleme yüzdesi değil söz konusu başarı oranının ne kadar sürdürülebildiği olacaktır. Ukrayna’nın 9 Avrupa ülkesiyle başlattığı FREYJA girişimi, yukarıda aktarılan trendin somut sonucudur.

Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Program, Patriot’a göre daha düşük maliyetli Avrupa balistik füze savunma sistemi geliştirmeyi ve 2027’nin ilk yarısında işlevsel bir prototip ortaya koymayı amaçlamaktadır. Buna paralel olarak Lockheed Martin, "PAC-3 Adapted Capability Effector" adlı yeni önleyici füzenin mevcut çözümlerin yaklaşık yarı maliyetine üretilebileceğini açıklamıştır. Bahse konu gelişmeler, harekat bağımsızlığının, bilhassa hava unsurları ve füze savunma sahasında artık daha geniş tanımlanması gerektiğini göstermektedir. Harekat bağımsızlığı, yalnızca bir silahı ya da platformu milli imkanlarla üretmek değildir. Sensörden komuta-kontrole, önleyici füzenin kritik bileşenlerinden harp başlığına, bakım altyapısından savaş zamanı üretim artışına kadar bütün zinciri hızla ve istikrarla çalıştırabilmektir. Müttefiklerle işbirliği, bu anlayışın alternatifi değildir ancak tek bir dış tedarikçiye bağımlı kalmak, yüksek yoğunluklu savaşta stratejik hareket serbestisini daraltmaktadır. Kritik altyapının değişen mahiyeti de bu zorunluluğu pekiştirmektedir. Orta Doğu’daki çatışmalarda veri merkezlerinin ve deniz suyunu tuzdan arındırma tesislerinin vurulması, modern toplumların dijital ve fiziksel altyapılarının artık doğrudan hedef olduğunu göstermiştir. Rusya-Ukrayna Savaşı'nda tarafların enerji altyapısına yönelik taarruzları ve Rusya’nın sivil yerleşimleri sistematik biçimde hedef alması da aynı eğilimin Avrupa cephesindeki tezahürüdür. Hava ve füze savunması, artık yalnızca askeri üsleri değil veri akışını, elektriği ve içme suyunu da korumak zorundadır. Lockheed Martin’in F-35’i entegre füze savunma mimarisinde havadan sensör ağı olarak konumlandırması, bu nedenle önemlidir. Tasarlanan yapıda uzay tabanlı sensörler füze fırlatmasını tespit etmekte, F-35 takip ve hedefleme verisi üretmekte, komuta-kontrol ağı müşterek resmi dağıtmakta, THAAD ve Gelecek Nesil Önleyici (Programı) ise imha zincirini tamamlamaktadır. Bu yaklaşım, reaksiyon süresini kısaltabilir ancak sensör zenginliği, mühimmat yokluğunu ikame edemez. Türkiye, NATO içinde hava savunma mimarisi projeleriyle ön plana çıkmaktadır zira HİSAR ve SİPER aileleri gelişirken bir taraftan Çelik Kubbe mimarisi bakımından başarılı bir teknolojik eşik aşmıştır. Bundan sonraki kritik başlık, balistik füze önleme segmentindeki önemli boşluğun doldurulmasıdır. Bir diğer ihtiyaç ise bu sistemlere olası harp durumunun ya da caydırıcılık parametrelerinin talep edeceği sayıda önleyici mühimmat sağlayacak üretim derinliğidir. Barış zamanındaki teslimat takvimleriyle yüksek yoğunluklu harp tüketimi arasında büyük fark vardır. Bu nedenle stok hedefleri, seferberlik üretimi, ikinci tedarikçiler ve kritik bileşen bağımsızlığı, savunma planlamasının merkezine yerleşmelidir.

Bu noktada test rejiminin mahiyeti de önem kazanacaktır. Hava ve füze savunma projeleri, yalnızca tek hedefe karşı kontrollü atışlarla değil balistik füze, seyir füzesi ve dronların eş zamanlı kullanıldığı doygunluk senaryolarıyla sınanmalıdır. Ölçülmesi gereken yalnızca isabet değildir, sensör ağının baskı altında sürekliliği, lançerlerin yeniden doldurulabilmesi için gereken zaman, farklı önleyicilerin görev paylaşımı ve elektronik harp altında komuta-kontrol mimarisinin dayanıklılığıdır. Aynı şekilde taarruz sürüleri, formasyon uçuşundan müşterek hedef tespiti, dinamik görev paylaşımı, elektronik harp baskısı altında atışlar ve veri bağı kesildiğinde görevi sürdürebilme aşamalarına geçmelidir zira gerçek harekat bağımsızlığı, sistemin, düşman baskısı altında tekrar tekrar görev yapabilmesidir. Taarruz tarafında da dikkat çekici bir gelişme yaşanmıştır. Baykar, Ağustos 2026’da 10 K2 kamikaze İHA’yı aynı anda kaldırarak otonom sürü ve formasyon uçuşu icra etmiştir. Mart ayında 5 platformla yapılan testin yalnızca birkaç ay içinde iki katına çıkarılması, algoritmik koordinasyonun ölçeklenmesi bakımından önemlidir. Geleceğin doygunluk taarruzları, yazılım, otonomi ve seri üretimin bileşiminden doğacaktır. Sonuç olarak, Türkiye’nin önündeki hedef yalnızca daha gelişmiş füze ve dronlar üretmek değildir. Asıl hedef, sensörlerden önleyicilere, taarruzi sürülerden mühimmat üretimine kadar harbin temposuna dayanabilecek NATO uyumlu ve milli bir ekosistem kurmaktır. Füze ve dron çağında harekat bağımsızlığı, platformun milliyetinden çok, boşalan şarjörün ne kadar hızlı doldurulabildiğiyle ölçülecektir. [1] Mark Cancian ve Chris Park, Renewed Iran War Would Test Diminished Interceptor Inventories, CSIS, 2026. [Dr. Can Kasapoğlu, Hudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analistidir. Ayrıca NATO Savunma Kolejinde misafir akademisyen olarak görev yapmaktadır.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir. Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz. Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.

Kaynak: AA Gündem

Yorumlar

Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!