Son Dakika

Nepal'deki̇ felaketi̇n nedeni̇ ne? Prof. Dr. Orhan şen anlattı!

Hakikaten çok büyük ve önemli bir afet meydana.

🎙️ Sesli Gazete (~7 dk)
Nepal'deki̇ felaketi̇n nedeni̇ ne? Prof. Dr. Orhan şen anlattı!
📝 Editör Özeti ÖNE ÇIKANLAR
  • Esasında yaşanan felaket tamamen depreme bağlanamaz.
  • Her ne kadar 4,4 büyüklüğünde bir depremden bahsedilse de bu sarsıntı tek başına böylesi bir felaketi tetiklemeye yetmeyebilir.
  • Ancak küresel ısınmanın getirdiği sıcaklık artışları ve bu yıl dünya genelinde rekor kıran sıcaklar, Himalayalar'da —Everest Tepesi'ne çok yakın bir konumdaki— buzulları çatlattı.

Hakikaten çok büyük ve önemli bir afet meydana geldi. Esasında yaşanan felaket tamamen depreme bağlanamaz.

Her ne kadar 4,4 büyüklüğünde bir depremden bahsedilse de bu sarsıntı tek başına böylesi bir felaketi tetiklemeye yetmeyebilir. Ancak küresel ısınmanın getirdiği sıcaklık artışları ve bu yıl dünya genelinde rekor kıran sıcaklar, Himalayalar'da —Everest Tepesi'ne çok yakın bir konumdaki— buzulları çatlattı.

Bölgede çok kalın ve büyük buzul kütleleri bulunuyor. Bu buzullar zaten çatlamış durumdaydı ve tetiklenmek için en ufak bir etki bekliyordu.

Depremin de şüphesiz bir etkisi oldu ancak günlerdir yağan yağmurları da unutmamak gerekir. Yine de bölgeye aşırı bir yağış düşmedi; son 72 saatte metrekareye yaklaşık 50 kilogram yağış kaydedildi.

Bu miktar, bizim Karadeniz Bölgesi'ne yağan yağmurun neredeyse onda birine denk geliyor. Ancak yüksek dağlardan kopan o devasa buzul parçaları, Çin sınırından Nepal'e doğru akan önemli bir nehir olan Nehri'ne ulaştı. 5-6 bin metre yükseklikteki dağlardan kopup aşağı sürüklenen buzullar, önüne kattığı dev kaya parçalarıyla birlikte nehrin önünü tıkadı.

Nehrin önünün kapanmasıyla burada adeta doğal bir baraj oluştu. Bu doğal baraj, arkasında biriken nehir suyunu muazzam bir hacimde topladı.

Ardından bu baraj aniden patlayarak yıkıldı. Kopan buzulların ve kayaların oluşturduğu bu barajın yüksek kotlarda aniden boşalması, felaket boyutundaki selin oluşmasına yol açtı.

Sel, bölgedeki 13 hidroelektrik santralini (HES) tamamen yıktı.

40 kilometrelik yol haritadan silindi. Şu anda aralarında uluslararası turistlerin de bulunduğu yaklaşık 400 kişi kayıp ve 157 kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor.

Bölgede kutsal kabul edilen dini bir ziyaret alanı da bulunduğu için buraya çok sayıda turist gelmişti. KÜRESEL ISINMA VE DEPREMİN BİRLEŞİMİ Himalayalar'daki buzullar eridikçe tutunma gücünü kaybediyor.

Bu aşamada 4,4 büyüklüğündeki küçük bir deprem bile tetikleyici olabiliyor. İstanbul'da ya da Marmara Denizi'nde 4,6 büyüklüğündeki bir deprem için "çok küçük" deriz ancak dağdaki o kritik noktaya gelmiş buzulları yerinden oynatmaya yetmiş.

Üstelik orada erimiş, ayrılmış ve parçalanmış hâlde tehlike saçan daha pek çok buzul var. Dolayısıyla bu risk bölgede devam edecek.

Ancak yeni kar yağışları başlayıp ayrılan parçaların aralarını doldurursa ve zamanla tekrar buzul oluşumu gerçekleşirse bu yapılar sağlamlaşabilir. Yine de bölgedeki Muson yağışlarının Ekim ayına kadar süreceğini unutmamak gerekir.

Bu durumu tamamen bir iklim krizi olarak nitelendirmek doğru olmaz ancak küresel ısınmanın doğrudan etkisi var. Isınma nedeniyle buzullar eriyor ve kopma noktasına geliyor.

Hatta dünyanın en yüksek noktası olan Everest Tepesi, buzulların erimesine bağlı olarak her yıl 2-3 santimetre kadar alçalıyor. Tıpkı geçmişte Alpler'deki buzulların eriyip sadece zirvelerde kalması gibi, buradaki buzullar da her geçen yıl azalıyor.

Şimdi de yapısal sorunları konuşmak gerekir. Sinop Ayancık'taki köprünün yıkılışını hatırlayalım.

Yolla aynı hizada, dümdüz inşa edilmiş bir köprüydü. Arkasındaki su toplama havzası çok geniş ve dik olan arazilerde (Tibet'teki o bölgede veya Karadeniz'in neredeyse tamamında) nehir debileri aniden yükselir.

Aniden yükselen bu debilerde yolla sıfır olan düz köprüler hiçbir işe yaramaz. Tibet'te de ilk köprü yıkıldıktan sonra kopan parçalar sürüklenerek arkasındaki 13-14 köprüyü sırayla yıktı.

Bu tür nehirlerde düz köprüler yapılmamalıdır. Bunların yerine 1847'de inşa edilen Edirne'deki Meriç Köprüsü gibi kemerli köprüler yapılmalıdır.

Köprüyü nehir kenarındaki yol seviyesiyle aynı hizada tutmaya çalışmaya gerek yoktur; ortası yüksek ve kemerli olmalıdır. Meriç Köprüsü 1850'lerden bu yana, yani yaklaşık 200 yıldır sapasağlam ayakta duruyor.

Ayakta kalmasının tek sebebi doğru mimariyle yapılmış olmasıdır. Su seviyesi ne kadar yükselirse yükselsin, kemerli yapı sayesinde su bir engelle karşılaşmadan gözlerden akıp gider.

Küçükçekmece'deki Mimar Sinan Köprüsü de aynı mantıkla yapılmıştır ve asırlardır hiçbir zarar görmemiştir. Ayancık'taki afette ise selin getirdiği tomruklar düz köprünün ayaklarına takıldı, suyu tıkadı ve baraj etkisi yaratarak büyük hasara yol açtı.

Su o kadar güçlüdür ki birkaç tonluk maddeleri bile rahatlıkla sürükleyebilir. Bu nedenle Karadeniz dâhil riskli bölgelerdeki tüm düz derenin üzerindeki köprüler, suyun rahatça akabileceği kemerli köprülerle değiştirilmelidir.

İlgili Konular: #Gündem #Nepaldeki̇ #Orhan

💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın

Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!

✍️ Yorum Yapın