Özel Haber | İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda... Cardiff’te tarihi buluşma: İngiltere bölünüyor mu?

Kuzey İrlanda, Galler ve İskoçya liderlerinin bugün Cardiff’te bir araya gelmesi.

🎙️ Sesli Gazete (~13 dk)
Özel Haber | İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda... Cardiff’te tarihi buluşma: İngiltere bölünüyor mu?
📝 Editör Özeti ÖNE ÇIKANLAR
  • Üç liderin bağımsızlık referandumu konusunda ortak bildiri yayımlaması ve Londra yönetiminden referandum için yetki istemesi gündemde.
  • ÜÇ LİDER CARDİFF’TE BULUŞUYOR CNN TÜRK Londra Temsilcisi Gökçe Aytulu, toplantının siyasi açıdan tarihi bir kırılma olduğunu ancak bağımsızlık referandumu konusunda hukuki sürecin oldukça farklı işlediğini belirtti: “Bugün Galler'in başkenti Cardiff'te İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler liderleri bir araya gelecek.
  • Toplantı sırasında ve sonrasında bağımsızlık referandum kararı için Londra'nın kendilerine yetki vermesi yönünde bir açıklama yapmaları bekleniyor.

Kuzey İrlanda, Galler ve İskoçya liderlerinin bugün Cardiff’te bir araya gelmesi bekleniyor. Üç liderin bağımsızlık referandumu konusunda ortak bildiri yayımlaması ve Londra yönetiminden referandum için yetki istemesi gündemde.

ÜÇ LİDER CARDİFF’TE BULUŞUYOR CNN TÜRK Londra Temsilcisi Gökçe Aytulu, toplantının siyasi açıdan tarihi bir kırılma olduğunu ancak bağımsızlık referandumu konusunda hukuki sürecin oldukça farklı işlediğini belirtti: “Bugün Galler'in başkenti Cardiff'te İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler liderleri bir araya gelecek. Bu bir yönüyle tarihi bir kırılma.

Bunun siyasi ve hukuki boyutu var. Toplantı sırasında ve sonrasında bağımsızlık referandum kararı için Londra'nın kendilerine yetki vermesi yönünde bir açıklama yapmaları bekleniyor.

Siyasi boyutu ise ilk kez tarihte İngiltere dışındaki Birleşik Krallık'ı oluşturan üç ülkede de milliyetçi ve ayrılıkçı liderler görev başında. En son mayıs ayında Galler'de bir seçim yapıldı ve Galler'deki Milliyetçi Parti de iktidara gelince böyle bir ortam oluşmuş oldu.” KUZEY İRLANDA’DA REFERANDUMUN HUKUKİ ZEMİNİ FARKLI Aytulu, Kuzey İrlanda’nın referandum konusunda İskoçya ve Galler’den farklı bir hukuki statüye sahip olduğunu, 1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması’nın belirli şartların oluşması halinde referandum sürecini öngördüğünü aktardı: “Ancak hukuki olarak bir bildiriyle yapılması bu kadar kolay değil.

Kuzey İrlanda'nın durumu biraz farklı. Çünkü 1998'de imzalanan Good Friday Anlaşması'nda bir referandum şartı var.

Bu şartta İngiltere'nin atadığı İrlanda Bakanı'nın, eğer gerekli şartlar oluşmuşsa, bir referanduma götürme zorunluluğu var, bir yükümlülüğü var. Ancak İskoçya ve Galler'de durum biraz daha farklı.

Bu bölgesel yönetimler kendi başlarına karar alıp bir referandum yapamıyorlar.” İSKOÇYA DAHA ÖNCE REFERANDUMA GİTMİŞTİ İskoçya’nın 2014 yılında bağımsızlık referandumu yaptığını hatırlatan Aytulu, o dönem Birleşik Krallık Parlamentosu’nun referandum için geçici izin verdiğini söyledi. 2022 yılında ise İskoçya’nın tek taraflı referandum girişiminin Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi tarafından engellendiğini belirtti: “2014 yılında İskoçya'da, İngiltere'den bağımsızlığını ayrılmak istediğine yönelik bir referandum yapılmıştı. Bu referandum yüzde 55 hayır oyuyla kabul edilmemişti.

Ancak bu referandum için o dönem İngiltere yani Birleşik Krallık Parlamentosu, İskoçya'ya bu referandumu yapabilmesine yönelik geçici bir izin vermişti. O dönemde Birleşik Krallık, İskoçya'nın kendinden ayrılmayacağına yönelik biraz daha emindi.

Bu yüzden aslında bu izni vermişti. 2022 yılında benzer bir izin talebi olmadan İskoçya'yı bu sefer de Yüksek Mahkeme engelledi. Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi bunun tek başına yapamayacağını söylemişti.” ORTAK BİLDİRİYLE LONDRA’YA SİYASİ BASKI Aytulu, üç liderin bugün imzalaması beklenen ortak bildirinin hukuki olarak doğrudan bağımsızlık referandumu yapılmasını sağlamayacağını, ancak Londra yönetimi üzerinde siyasi baskı oluşturmayı amaçladığını ifade etti: “İşte böyle bir hukuki de durum var.

Ancak bunu aşmak için Londra'nın üstünde siyasi bir baskı yapmak için bugün üç ülkenin lideri bir ortak bildiriye imza atacak. Bunun ekonomik ve siyasi etkileri olacağını tartışmak çok mümkün.

İskoçya'daki nükleer deniz üssünden, Galler'deki nükleer enerji santrallerine kadar nasıl paylaşılacağı, siyasette neler getireceği ayrı bir tartışma ve kaos konusu olabilir.” “İNGİLTERE’DE ALTTAN ALTA KAYNAYAN BİR KAZAN VAR” Gazeteci Zeki Gümüş, üç ülkede de uzun süredir Birleşik Krallık’tan ayrılma yönünde bir siyasi eğilim bulunduğunu söyledi. Brexit sonrasında Avrupa Birliği ile ilişkilerin de bu ülkeler açısından önemli bir ayrışma başlığı haline geldiğini belirtti: “İngiltere'de bu saydığımız ülkeler ayrılmak istiyorlar.

Alttan alta bir fokurdayan, kaynayan kazan var. Şu andaki yerel başbakanların hepsi de milliyetçi kanattan gelen ve İngiltere'den ayrılmak isteyen insanlardan oluşuyor.

İngiltere, Brexit'le Avrupa Birliği'nden çıktı. Avrupa Birliği'nden çıkınca aslında bu üç ülke, Avrupa Birliği ile birlikte olmak istiyorlar ve birtakım ticaret yapmak, ilişkilerini geliştirmek istiyorlar.

Kendi iç işleriyle ilgili birtakım şeyler var. Bundan kaynaklı İngiltere'nin bu kotasından biraz da uzaklaşmak istiyorlar ve ayrılmak istiyorlar.

İngiltere buna karşı çıkıyor. Referandum izni isteyecekler.

Bugünkü toplantıda referandum izni istiyorlar. Eğer İngiltere bu anlamda ‘dur’ derse durmak zorunda kalacaklar.

Fakat bunun tarihi bir geçmişi var. Bu kadar ülke, işte 34 ülke İngiltere'den ayrılmak istiyor ve bu iş neden bugün ortaya çıkıyor?

Çünkü bana göre burada bir İsrail kışkırtmasının olduğunu düşünüyorum. Başka baskılar ve istekler de olabilir.

Zaten bunun üzerinden yürüyen bir İsrail olabilir. Çünkü İngiltere şu anda İsrail'e karşı diplomasi anlamında ‘Hayır, senden mal almayacağım’ dedi.

Özellikle 'Batı Şeria bölgesinden mal almayacağım' dedi ve 12 ülkede buna katıldı. Bunun üzerinden yürünmüş olabilir.

Hemen bugün olacak bir mesele değil ama bunların hepsi de birer harekettir diye düşünüyorum.” Gökçe Aytulu, bölgelerde ayrılıkçı hareketlerin geçmişinin çok daha eskiye dayandığını ancak güncel anketlerde bağımsızlık desteğinin liderlerin siyasi söylemlerini destekleyecek düzeyde olmadığını söyledi: “Mevcut konjonktür içerisinde birçok olağan şüpheli var ama alttan alta 100 yıldır aslında üç ülke açısından ve bölgesel yönetim olarak düşünüldüğünde böyle bir istek de var. Bu siyasi liderlerin tabanını düşünüldüğünde karşılığı çok yok.

Bugün mevcut anketlere göre, Galler'de ayrılıkçıların oranı yüzde 32 civarında. İskoçya'da yüzde 46-47 civarında gözüküyor.

Kuzey İrlanda'da ise yüzde 35-36 civarında bağımsızlık taraftarı olduğu söyleniyor.” Prof. Dr.

İrfan Kaya Ülger ise tartışmayı uluslararası hukuk açısından ele aldı. Ülger, self determinasyonun her durumda bağımsızlık anlamına gelmediğini ve Birleşmiş Milletler sisteminde ayrılmanın belirli şartlarda kabul edildiğini anlattı: “Tabii ülkenin resmi adı Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı.

Biz İngiltere diyoruz ama dört parçadan oluşuyor. İngiltere'nin karşı karşıya kaldığı sorunlar başka devletler için de söz konusu.

Dünyadaki mesele şudur: Devletlerin sınırlarıyla halkların sınırları örtüşmüyor. İçeride ayrılıkçı, ayrılmak isteyen halklar var.

Dışarıda da akraba topluluklar var. Bu bir dünya gerçeği.

Birleşmiş Milletler sistemi, bıçak kemiğe dayanmadıkça içerideki halkların sınırlar içerisinde tutulmasını ve onların bir şekilde içeride varlıklarını sürdürecek şartlar altında idamesini öngörüyor. Self determinasyon hakkı bir hukuki sonuç doğuran bir hak değil.

Temel bir prensip. Birleşmiş Milletler mekanizmasına baktığımızda ancak üç koşulda self determinasyonu, Birleşmiş Milletler ayrılıkçılığı kabul ediyor.

Bir devletin içerisindeki bir halkın ayrılmasını kabul ediyor. Sömürge geçmişi olacak.

İkinci olarak, taraflar arasında yani ayrılmak isteyen entite ile devlet arasında bir uzlaşma olacak. Mesela bunun klasik örneği Çekoslovakya.

Çekler ve Slovaklar zaten yapay bir devletti. 1918 yılında kurulmuşlardı. 1992 yılında anlaşmalı boşanma, aynen medeni hukukta olduğu gibi, Çekler ve Slovaklar ayrıldılar. Birleşmiş Milletler bunu da kabul ediyor.

Üçüncü olarak meşru olabilmesi için ayrılıkçılığın, bir devletin sınırlarından kopup bağımsızlık ilan etmenin, oradaki halka yönelik olarak devletin soykırım uygulaması gerekiyor. Bunun da işte klasik örneği, 2000'li yılların başında Kosova'da patlak verdi.

Biraz tartışmalı olmakla birlikte genel olarak orada Arnavutlara yönelik bir Milosevic idaresinin soykırımı pratiğe yansıttığı ve NATO'nun buna müdahale ettiğini biliyoruz.” “ASIL AMAÇ AYRILIK DEĞİL, DAHA FAZLA YETKİ OLABİLİR” Ülger, Cardiff toplantısının doğrudan Birleşik Krallık’tan ayrılma hamlesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, asıl hedefin bölgesel yönetimlerin yetkilerini ve mali imkanlarını artırmak olabileceğini savundu. Brexit sürecinin de bu ülkelerle Londra arasındaki siyasi ayrışmayı artırdığını belirtti: “Bu spesifik olarak İngiltere'ye geldiğimizde benim kanaatim, Cardiff'teki görüşme ayrılmadan ziyade daha fazla yetki ve daha fazla mali imkan, İngiltere hükümeti üzerinde bu şekilde bir baskı kurma amacıyla bu toplantı yapılacak.

Avrupa Birliği konusunda farklı davranıyorlar. Bu ülkeler temelde İngiltere'nin 2016 referandumunda Avrupa Birliği'nden ayrılmasına karşıydılar.

Ayrılık müzakereleri 2 sene sürdü. Sonra bu müzakereler sonrasında ortaya çıkan anlaşmanın İngiltere'de Avam Kamarası'nda oylaması da 2 sene sürdü. 2020 yılı Ocak ayında ancak İngiltere ayrıldı.

Mesela İskoçya bölgesi o referandumda İngiltere'nin içinde kalma aleyhinde oy kullanmıştı. Bu konuda da bir görüş ayrılıkları var. 2014 referandumunda da İskoçya bölgesi yüzde 55'i içeride kalma lehinde oy kullandı.

Dolayısıyla ayrılıkçılık, self determinasyondan ziyade ben yetkilerini ve mali imkanlarını genişletme amacı taşıyan bir girişim olarak görüyorum.” Kıvanç Tatlıtuğ’un evindeki kazayla ilgili avukatından açıklama Atlantik ötesi satranç! Trump ‘51. eyalet’ dedi, Kanada AB’ye yöneldi: “Benzersiz ittifak”

İlgili Konular: #Gündem #Haber #İskoçya #Galler #Kuzey

💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın

Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!

✍️ Yorum Yapın