Geçtiğimiz yılın aynı döneminde 1,48 milyar Euro olarak kaydedilen aylık dış açığın bu denli keskin bir genişleme göstermesinin arkasında, ithalatın ihracattan çok daha hızlı büyümesiyle derinleşen mal ticaretindeki tıkanıklık yer alıyor. Bunun yanı sıra, yabancı sermayeli şirketlerin kâr ve temettü transferlerini içeren birincil gelir hesabındaki ani açık artışı da sermaye çıkışlarını hızlandırarak ödemeler dengesi bilançosunun bozulmasını tetikliyor.
Hizmetler sektörünün ürettiği dönemsel fazlanın, sanayi ve gelir kalemlerindeki bu hacimli erozyonu dengelemekte yetersiz kalması ise dış finansman ihtiyacını çok daha kritik bir boyuta taşıyor.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Kamu harcamalarındaki esneklik payının azalması ve bütçe açığındaki katılıkla birleşen bu dış denge açığı, makroekonomik literatürde 'ikiz açık' olarak adlandırılan kırılganlığı beslerken, uluslararası fon yöneticilerinin Romanya varlıklarına yönelik risk iştahını daha temkinli seviyelere çekmesine yol açıyor. Döviz rezervlerinin ithalatı karşılama oranlarındaki hassasiyet göz önüne alındığında, yerel para otoritesinin hareket alanını koruyabilmesi adına doğrudan yabancı sermaye girişlerini artıracak adımları hızlandırması önümüzdeki süreçte kaçınılmaz görünüyor.
Cari açığın milli gelire oranındaki bu hızlı bozulma, Doğu Avrupa genelindeki borçlanma maliyetlerini yukarı yönlü tetiklerken, bölgesel para birimleri üzerindeki devalüasyon baskısını da canlı tutuyor.
Sürdürülebilir büyüme patikasına geri dönülebilmesi için sanayi üretiminde dışa bağımlılığı azaltacak mali teşviklerin devreye alınması, bölge ekonomisinin dış şoklara karşı direncini artıracak en kritik viraj olarak öne çıkıyor. Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!
✍️ Yorum Yapın