Zirve öncesinde yeni dönem hedeflerine hazırlanıyor. Kasım 2022’den bu yana Genel Sekreterlik görevini yürüten Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev, dört yıllık dönemde Teşkilatın kurumsal kapasitesinin güçlendiğini, iş birliği alanlarının genişlediğini ve Türk Dünyası'nın uluslararası görünürlüğünün arttığını değerlendirdi.
Ömüraliyev’in değerlendirmelerinde, siyasi istişarelerin somut projelere dönüştürülmesi, ekonomik ve dijital bağların derinleştirilmesi ile iş birliğinin halkların günlük yaşamına yansıması öne çıktı. TDT’nin bugün ulaştığı noktayı değerlendirirken sürecin 1992’de Türk devletlerinin liderlerinin ilk kez bir araya gelmesiyle başladığına dikkat çeken Ömüraliyev, Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirveleri’nin yaklaşık yirmi yıl boyunca siyasi diyaloğun, karşılıklı güvenin ve ortak hareket etme iradesinin gelişmesine zemin hazırladığını belirtti. 2009’da imzalanan Nahçıvan Anlaşması’yla Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin kurulması, bu siyasi iradenin kalıcı bir uluslararası iş birliği yapısına dönüşmesini sağladı. 2021 İstanbul Zirvesi’nde Türk Konseyi’nin Türk Devletleri Teşkilatı adını alması ve Türk Dünyası 2040 Vizyonu’nun kabul edilmesi ise kurumsallaşmada yeni bir aşama oluşturdu.
Ömüraliyev’e göre, bugün TDT’nin sahip olduğu kurumsal kapasitenin temelinde otuz yılı aşkın süredir devam eden siyasi irade bulunuyor. Liderlerin ortaya koyduğu irade, zaman içinde siyasi diyaloğun kurumsal iş birliğine; kurumsal iş birliğinin de somut proje ve uygulamalara dönüşmesini sağladı.
Teşkilat böylece ilk dönemindeki istişare ve diyalog çerçevesini aşarak kapsamlı ve uygulama odaklı bir uluslararası yapıya dönüştü. Teşkilatın coğrafi ve ekonomik ölçeği de bu değişimin göstergeleri arasında yer alıyor.
Üye ve gözlemci devletler yaklaşık 4,8 milyon kilometrekarelik alanı ve 180 milyonluk nüfusu kapsıyor. Dünya genelindeki yaklaşık 300 milyonluk Türk ailesi ise ortak tarih, dil ve kültürün sınırları aşan toplumsal boyutunu ortaya koyuyor.
Üye ve gözlemci ülkelerin toplam gayrisafi yurt içi hasılası yaklaşık 2,11 trilyon dolara, dış ticaret hacmi ise 1,12 trilyon dolara ulaşıyor. Bu büyüklükler dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 2’sine ve küresel ticaretin yüzde 3,6’sına karşılık geliyor.
Aynı dönemde ülkelerde kaydedilen ortalama yüzde 5,2’lik ekonomik büyüme, yüzde 3,2 düzeyindeki dünya ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Türk Dünyası'nın stratejik önemi ekonomik göstergelerle sınırlı değil.
Bölge, petrol ve doğal gaz kaynakları, kritik madenleri, yenilenebilir enerji potansiyeli ve enerji nakil güzergâhlarıyla küresel enerji arz güvenliğinde rol oynuyor. Orta Asya’dan Hazar Havzası ve Kafkasya üzerinden Anadolu’ya uzanan coğrafya, Avrupa ile Asya arasındaki ticaret ve ulaştırma bağlantılarının da merkezinde bulunuyor.
Öncelik, bu potansiyelin halklar için daha fazla refaha, yatırıma ve somut iş birliğine dönüştürülmesi. TDT’nin çalışmaları, Türk iş birliği kuruluşlarının daha geniş kurumsal ağıyla da tamamlanıyor.
TÜRKSOY, TÜRKPA, Türk Akademisi, Türk Kültür ve Miras Vakfı, Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği ve Türk Yatırım Fonu; kültür, parlamenter diplomasi, bilim, ortak mirasın korunması, iş dünyası arasındaki temaslar ve KOBİ’lerin desteklenmesi gibi farklı alanlarda faaliyet yürütüyor. Bu kurumlar arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi, ortak hedeflerin daha bütünlüklü biçimde hayata geçirilmesi açısından önem taşıyor.
TDT bünyesinde siyasi diyalogdan ekonomi ve ticarete, ulaştırma ve enerjiden dijitalleşme ve yapay zekaya, sağlıktan çevreye, eğitimden gençliğe, güvenlikten uzay teknolojilerine kadar 64 iş birliği mekanizması bulunuyor. 2023’ten bu yana 32 yeni mekanizma kuruldu; bu sayı, 2022 sonuna kadar oluşturulan mekanizmaların toplamına eşit. Bu gelişme, Teşkilatın kurumsal büyümesinin son yıllarda hızlandığını gösteriyor.
Ömüraliyev, sayısal göstergelerin ötesinde, Türk devletleri arasındaki siyasi eşgüdümün ve birlikte hareket etme iradesinin güçlenmesini dönemin önemli kazanımlarından biri olarak görüyor. Siyasi istişarelerin kapsamı genişlerken kurumlar arasındaki ağlar da güçlendi; Türk dünyası uluslararası alanda daha görünür bir ortak ses oluşturmaya başladı.
Birleşmiş Milletler sistemi ve diğer uluslararası kuruluşlarla gelişen ilişkiler, TDT+ formatı ve Türk Haftası gibi kamu diplomasisi girişimleri bu dönüşümün parçaları arasında yer alıyor. Kültürel ve toplumsal alanda ise Ortak Türk Alfabesi konusunda kaydedilen ilerleme öne çıkıyor. 2026’da Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı anılırken, Ortak Türk Alfabesi’nin uygulanmasına yönelik çalışmalar; Türk dillerinde dil teknolojileri ve yapay zeka uygulamalarıyla birlikte ilerletiliyor.
Böylece ortak mirasın korunmasının yanı sıra dijital çağın imkânlarıyla geleceğe taşınması amaçlanıyor. Ömüraliyev, 3 Ekim Türk Devletleri İşbirliği Günü’nün de 1992’de başlayan siyasi iradenin, 2009’da kurumsal yapıya kavuşmasının ve bugün çok boyutlu bir teşkilata dönüşmesinin anlamını hatırlattığını kaydetti.
Ömüraliyev, 2026’yı uygulama, dönüşüm ve kurumsal derinleşme kavramlarıyla değerlendiriyor. Azerbaycan’ın dönem başkanlığının yıl boyunca Teşkilat gündemine ivme kazandırdığını belirten Genel Sekreter, yoğun siyasi ve sektörel gündem, yeni girişimler ve mevcut iş birliği mekanizmalarının daha etkin işletilmesinin öne çıktığını ifade etti.
Liderlerin siyasi iradesinin farklı alanlara yansıtıldığı ve kararların uygulamaya geçirildiği bu dönemde, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev başta olmak üzere Azerbaycan’ın kurumlarına katkıları ve liderliği dolayısıyla teşekkürlerini iletti. Önceki yıllarda oluşturulan siyasi ve kurumsal zeminin bu yıl daha fazla somut projeye dönüştürüldüğünü belirten Ömüraliyev, nisan ayında Bakü’de düzenlenen İkinci Hükümet Başkanları/Cumhurbaşkanı Yardımcıları Toplantısı’nın liderler düzeyinde alınan kararların uygulanmasını hızlandırmak bakımından önem taşıdığını aktardı.
Mayıs ayında Türkistan’da yapılan Gayriresmî Zirve’de ise yapay zeka ve dijital dönüşüm doğrudan liderlerin gündemine taşındı. Türkistan Bildirisi, Dijital Türk Dünyası, yapay zeka, dijital dönüşüm, siber güvenlik ve inovasyon alanlarında gelecek dönemin çerçevesini ortaya koydu.
Ekonomik alanda Türk Yatırım Fonu’nun operasyonel hale gelmesi; Merkez Bankaları Konseyi, Türk Yeşil Finans Konseyi ve yatırım teşvik ajanslarını bir araya getiren TurkIPAnet gibi mekanizmaların gelişmesi, ekonomik ve finansal iş birliğinin kurumsal altyapısını güçlendirdi.
Gelişmenin Detayları
Dijital Ekonomi Ortaklık Anlaşması da dijital ticaret ve ekonomik bütünleşme bakımından yeni bir alan açıyor. Buna karşın, ülkelerin dünya ticaretindeki ağırlığına rağmen kendi aralarındaki ticaretin geliştirilmesi için önemli bir potansiyel bulunuyor.
Ticaret engellerinin azaltılması, yatırımların teşvik edilmesi, üretim ve tedarik zincirlerinin birbirine bağlanması ve gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması önümüzdeki dönemin temel öncelikleri arasında yer alıyor. Bağlantısallık da stratejik gündemin merkezinde bulunuyor.
Orta Koridor’un daha hızlı, rekabetçi ve dijital hale gelmesi için ulaştırma ağları, demiryolları, limanlar, lojistik merkezleri ve gümrük idareleri arasındaki eşgüdüm artırılıyor. Basitleştirilmiş Gümrük Koridoru ile e-Permit, e-TIR ve e-CMR gibi dijital uygulamalar, sınır geçişlerini kolaylaştırmayı ve taşımacılığı daha hızlı, izlenebilir ve öngörülebilir hale getirmeyi amaçlıyor.
Çin–Kırgızistan–Özbekistan Demiryolu ve Zengezur Koridoru gibi stratejik bağlantı projeleri de bu yaklaşımın önemli parçaları arasında. Bu projelerin hayata geçirilmesi ve mevcut ulaştırma ağlarıyla bütünleştirilmesi, Orta Koridor’un etkinliğini artırırken Türk Dünyası'nın Asya ile Avrupa arasındaki ticaret ve lojistik bağlantılarındaki rolünü güçlendirebilir.
Enerji alanında ise mevcut kaynakların ve stratejik konumun daha güçlü bölgesel bağlantılara dönüştürülmesi hedefleniyor. Petrol ve doğal gazın yanında elektrik iletim hatları, yenilenebilir enerji yatırımları ve yeşil enerji koridorlarında iş birliğinin derinleştirilmesiyle hem ülkelerin enerji güvenliğine hem de küresel arz çeşitliliğine katkı sağlanması amaçlanıyor. 2026’da TDT’nin geleceğin teknoloji alanlarına daha fazla yöneldiğini belirten Ömüraliyev, yapay zekanın yanı sıra dijital altyapı, siber güvenlik, Türk dillerinde büyük dil modeli, teknoloji parkları ve inovasyon ekosistemleri üzerinde çalışıldığını bildirdi.
Uzay alanındaki 12U TDT-SAT ortak küp uydu projesi ise ülkelerin bilimsel ve teknolojik kapasitesini ortak bir girişim etrafında birleştiriyor. Sağlık alanındaki iş birliği de uygulama odaklı hale geliyor.
WHO/Avrupa ile yürütülen 2026–2027 Eylem Planı; tele-tıp, sağlıkta yapay zeka, nadir hastalıklar ve afetlere ortak sağlık müdahalesi gibi başlıklarda iş birliğini yeni bir aşamaya taşıyor. Siyasi istişare kapasitesi de gelişiyor.
Dışişleri bakanları daha sık bir araya gelirken güvenlik konseyleri, savcılıklar, yüksek mahkemeler, adli bilimler ve mali istihbarat birimleri dahil daha geniş bir kurumsal ağ düzenli temas kuruyor. Değişen güvenlik ortamında savunma sanayii alanında bilgi, teknoloji ve tecrübe paylaşımı imkânlarının değerlendirilmesi de önem kazanıyor.
Bu çalışmaların ülkelerin ulusal önceliklerine saygı, karşılıklı yarar ve bölgesel istikrara katkı ilkeleri temelinde ele alındığı belirtiliyor. TDT, uluslararası ortaklıklarını da derinleştiriyor.
Birleşmiş Milletler sistemi başta olmak üzere uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla ilişkiler daha kurumsal ve proje odaklı bir zemine taşınıyor. WHO/Avrupa ile yürütülen iş birliği, farklı uluslararası kuruluşlarla geliştirilen ortak girişimler ve iş birliği protokolleri bu yaklaşımın örnekleri arasında bulunuyor.
Teşkilatın artan görünürlüğü, üçüncü ülkelerin TDT ile daha yakın ve yapılandırılmış ilişkiler geliştirme ilgisini de beraberinde getiriyor. Farklı coğrafyalardan ülkelerle temasların ve iş birliği imkânlarına yönelik görüş alışverişinin artması, TDT’nin Türk dünyası içinde olduğu kadar daha geniş uluslararası alanda da muhatap alınan bir platform haline geldiğini gösteriyor.
TDT+ formatı, üçüncü ülkeler ve ortaklarla karşılıklı yarar temelinde, belirli alanlarda daha esnek ve yapılandırılmış iş birliği kurulmasına imkân sağlıyor. Amaç, Teşkilat içindeki dayanışmayı güçlendirirken dış ortaklarla ilişkileri derinleştirmek ve bölgesel-küresel iş birliğine katkıyı artırmak.
Ömüraliyev, artan uluslararası görünürlüğün aynı zamanda barış, istikrar, bağlantısallık, sürdürülebilir kalkınma ve diyalog alanlarında daha geniş coğrafyalara katkı sunma sorumluluğu getirdiğini vurguluyor. Genel Sekreter’in 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde temel nokta, TDT’nin kararları uygulamaya, anlaşmaları projelere ve ortak vizyonu somut sonuçlara dönüştüren bir yapıya doğru ilerlemesi. 29–30 Ekim’de Ankara’da düzenlenecek 13.
TDT Zirvesi, Teşkilatın gelişiminde yeni bir dönüm noktası olarak görülüyor. “
. Bu yaklaşım, ortak tarih, kültür ve kardeşlik bağlarından alınan gücün uyumlu politikalara, somut girişimlere ve ortak eyleme dönüştürülmesini ifade ediyor; aynı zamanda Teşkilatın istişareden kurumsal iş birliğine ve ortak ideallerden somut kazanımlara uzanan dönüşümünü yansıtıyor.
Zirveyle birlikte Türkiye’nin dönem başkanlığını devralması, TDT tarihinde yeni bir sayfa açacak. Ömüraliyev, Türkiye’nin liderliğinin iş birliğini derinleştirme, bağlantısallığı güçlendirme ve ortak stratejik öncelikleri hayata geçirme çalışmalarına yeni ivme kazandıracağına inandığını belirtiyor.
Zirvede, 2027–2031 dönemine ilişkin stratejik çerçeve başta olmak üzere Teşkilatın gelecek yıllardaki kurumsal ve sektörel önceliklerine yön verecek girişimlerin ele alınması öngörülüyor. Ekonomik bütünleşme, bağlantısallık ve dijital dönüşüm alanlarında planlanan adımlar da gündemin önemli unsurları arasında.
Bu çalışmalar, Türk Dünyası 2040 Vizyonu’nun somut hedeflere ve uygulamaya dönük sonuçlara dönüştürülmesi hedefiyle ilişkilendiriliyor. Ömüraliyev’e göre, uzun vadeli yol haritasının temel rehberi Türk Dünyası 2040 Vizyonu olmaya devam edecek.
Gelecek dönemin ana kavramlarından biri daha derin bütünleşme olacak. Bu kavram, devletlerin egemenliklerine ve ulusal önceliklerine tam saygı çerçevesinde ekonomi, ulaştırma, enerji, dijital altyapı ve beşerî ilişkilerdeki bağların güçlendirilmesini kapsıyor.
Amaç, iş birliğinden daha derin bütünleşmeye, anlaşmalardan uygulamaya ve münferit projelerden birbirini tamamlayan ekonomik, dijital ve insan odaklı ortak bir alana ilerlemek.
Bu hedef doğrultusunda Türk devletleri arasındaki ticaret ve yatırımların artırılması, iş dünyaları arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve Türk Yatırım Fonu gibi ortak finansman araçlarının etkinliğinin güçlendirilmesi gerekiyor. Orta Koridor’un yalnızca bir ulaştırma güzergâhı olarak değil, ulaştırma altyapısını, enerji ağlarını, dijital sistemleri, ticareti ve üretim merkezlerini birbirine bağlayan stratejik bir koridor olarak geliştirilmesi de planlanıyor.
Bu bağlantıların güçlenmesi, Türk Dünyası'nın bölgesel ve küresel ekonomik ağlardaki konumunu ilerletebilir. Gelecek dönemde yapay zeka, dijital ekonomi, inovasyon ve uzay teknolojilerinin TDT gündemindeki ağırlığının artması bekleniyor.
Enerji alanında geleneksel kaynakların yanında yenilenebilir enerji, yeşil bağlantısallık ve yeni teknolojilerde iş birliğinin derinleştirilmesi hedefleniyor. İklim değişikliği, doğal afetler, gıda güvenliği ve halk sağlığını tehdit eden acil durumlar gibi sınır aşan sorunlara karşı ortak dayanıklılığın artırılması da temel sorumluluklar arasında gösteriliyor.
Bütün bu çalışmaların merkezinde insanların bulunması gerektiğini belirten Ömüraliyev, iş birliğinin sonuçlarının vatandaşların günlük hayatında daha fazla hissedilmesini temel amaç olarak tanımlıyor. Türk Üniversiteler Birliği (TÜRKÜNİB) ve Orhun Değişim Programı öğrencileri, akademisyenleri ve üniversiteleri birbirine yakınlaştırıyor.
Turkic ID, Ortak Müze Kart ve ortak turizm projeleri gibi girişimlerle halklar arasındaki etkileşimin artırılması, toplumların birbirini ve ortak kültürel mirası daha yakından tanıması hedefleniyor. Böylece kurumsal iş birliğinin devletler ve kurumlarla sınırlı kalmayıp toplumların her kesimine ulaşması amaçlanıyor.
Dayanışma, gelecek vizyonunun bir diğer temel unsuru. Ömüraliyev, dayanışmanın yalnızca iyi günlerde bir arada bulunmak değil, zor zamanlarda birbirinin yanında durmak ve ihtiyaç anında yardıma koşmak anlamına geldiğini belirtiyor. 2023’te Türkiye’de meydana gelen yıkıcı depremler ve sonraki yıllarda yaşanan diğer doğal afetler, Türk Dünyası'ndaki kardeşlik bağlarını ve ülkelerin birbirine destek olma iradesini ortaya koydu.
Bu dayanışma ruhu; sivil koruma, afet ve acil durum yönetimi, ortak müdahale kapasitesi ve sağlık alanındaki acil durum iş birliği gibi kalıcı kurumsal mekanizmalarla güçlendiriliyor. TDT’nin uluslararası konumunun güçlendirilmesi ve bölgesel-küresel iş birliğine katkısının artırılması da önümüzdeki dönemin hedefleri arasında.
Teşkilat içindeki iş birliği derinleştikçe üçüncü ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla daha kapsamlı ve sonuç odaklı ortaklıklar geliştirme kapasitesinin artacağı değerlendiriliyor. Hedef, kendi içinde daha fazla bütünleşen ve aynı zamanda bulunduğu coğrafyada ve ötesinde barış, istikrar, bağlantısallık, sürdürülebilir kalkınma ve diyaloğa daha güçlü katkı sunan bir teşkilat oluşturmak.
Bu çerçevede Ömüraliyev’in gelecek tasavvuru, daha fazla toplantı, anlaşma veya iş birliği mekanizmasının ötesine geçiyor. Esas hedef, vatandaşların iş birliğinin kazanımlarını doğrudan yaşayabildiği, bağları daha güçlü, dayanıklılığı daha yüksek ve refahı artan bir Türk Dünyası.
Kasım 2022’de başladığı Genel Sekreterlik görevinin sonuna yaklaşan Ömüraliyev, yaklaşık dört yıl boyunca Türk Dünyası'na bu makamda hizmet etmiş olmayı onur ve sorumluluk olarak değerlendiriyor. Göreve başladığında Teşkilatın gerçek gücünün yalnızca ortak tarih, dil ve kültürün derinliğiyle değil, bu bağları güçlü kurumlara, somut iş birliğine ve halkların yaşamına dokunan kalıcı kazanımlara dönüştürme kabiliyetiyle ölçüleceği görüşünü taşıdığını belirtiyor.
Geride kalan dönemde Teşkilatın faaliyet alanları genişledi, kurumsal temelleri sağlamlaştı, yeni iş birliği mekanizmaları ve ortaklıklar oluşturuldu. Daha önce ortak gündemde bulunmayan pek çok stratejik alanda birlikte çalışılmaya başlandı.
Ömüraliyev, bu gelişmelerin yanı sıra sayılarla ölçülemeyecek kazanımlar bulunduğuna dikkat çekiyor: devletler arasında karşılıklı güvenin artması, kardeşlik ve dayanışma bağlarının pekişmesi ve ortak hedefler doğrultusunda birlikte hareket ederek sonuç üretme iradesinin güçlenmesi. TDT’yi uluslararası alanda kendine özgü kılan unsurlardan biri de iş birliğinin yalnızca ortak çıkarlara değil, ortak tarih, dil, kültür ve kardeşlik bağlarına dayanması.
Teşkilatın 17 yıllık kurumsal tarihinde geliştirdiği istişare, dayanışma ve ortak hareket etme kültürü, geleceğin inşa edileceği temel unsurlar arasında görülüyor. Bugün kurumlar daha yakın çalışıyor; iş insanları, akademisyenler, gençler ve uzmanlar arasında yeni ilişkiler ve ortaklıklar kuruluyor, halklar birbirini daha yakından tanıyor.
Türk dünyası da beşerî ve ekonomik potansiyeli, stratejik konumu ve genişleyen iş birliği ağıyla uluslararası alanda daha görünür ve etkin bir konuma yükseliyor. Ömüraliyev, bu kazanımların temelinde devlet başkanlarının ortaya koyduğu siyasi irade ve kararlı desteğin bulunduğunu belirterek dışişleri bakanlarına, hükümetlere, ulusal kurumlara, uzmanlara ve Sekretaryadaki çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyor.
Her zirvenin, anlaşmanın, yeni mekanizmanın ve hayata geçirilen projenin arkasında ortak emeğin bulunduğunu vurgulayan Genel Sekreter, Türk Dünyası'nın geleceğine inanan insanlarla aynı yolda yürümeyi ayrıcalık olarak nitelendiriyor. Görevini halefine devretmeye hazırlanırken kendisine duyulan güven için şükran duyduğunu belirten Ömüraliyev, Teşkilatın geleceğine güvenle baktığını ifade ediyor.
TDT’nin bugün daha sağlam kurumsal temellere, daha geniş bir faaliyet alanına, gelişmiş ortaklıklara ve uluslararası alanda daha güçlü görünürlüğe sahip olduğunu; devletler ve halklar arasındaki ortak geleceği birlikte şekillendirme iradesinin de güçlendiğini kaydediyor. Ömüraliyev’in değerlendirmesine göre Türk Yüzyılı, birliğin yalnızca ortak tarih, dil ve ideallerde değil; birlikte hareket etme, ortak sınamaların üstesinden gelme ve halklar için daha iyi bir gelecek kurma gücünde de karşılık bulmalı.
Birlik güçlendikçe, dayanışma derinleştikçe ve iş birliği somut kazanımlara dönüştükçe Türk Dünyası'nın daha bağlantılı, dirençli ve müreffeh bir geleceğe ilerlemesi; bölgede ve ötesinde barışa, istikrara ve sürdürülebilir kalkınmaya daha fazla katkı sunması hedefleniyor.
💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!
✍️ Yorum Yapın