Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, 24 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hazırladığı düzenleme, hangi ekonomik faaliyetlerin “çevre dostu” sayılacağını ilk kez resmi kriterlere bağlıyor.
Şirketlerin kendilerini gelişigüzel “yeşil” ilan etmesinin önüne geçmek hedefleniyor. Yönetmelik bunun için yeşile boyama (greenwashing) kavramını da tanımlıyor.
Taksonomiyi, sürdürülebilir yatırımlar için hazırlanmış ortak bir sözlük olarak düşünebilirsiniz. Avrupa Birliği’nde yıllardır uygulanan benzer sistemin Türkiye versiyonu olan bu yapı, İklim Kanunu’na dayanıyor.
Sistemin yürütücüsü İklim Değişikliği Başkanlığı olacak. Başkanlık, bakanlıklar, düzenleyici kurullar ve özel sektör temsilcilerinden oluşan 15 kişilik bir komiteyle birlikte çalışacak.
Düzenlemede altı çevresel hedef yer alıyor: sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ile biyoçeşitliliğin korunması. Bir faaliyetin taksonomiye uyumlu kabul edilmesi için üç şartı birlikte sağlaması gerekiyor.
Faaliyet, hedeflerden en az birine önemli katkı sunmalı.
Diğer hedeflere ciddi zarar vermemeli. Uluslararası çalışma ve insan hakları standartlarına da uymalı.
Katkının ölçüsünü ise Başkanlığın yayımlayacağı teknik tarama kriterleri belirleyecek. Kömür gibi katı fosil yakıtların kullanıldığı üretim faaliyetleri ise hiçbir koşulda sürdürülebilir sayılmayacak.
Yönetmeliğin ekinde taksonomi kapsamındaki faaliyetler tek tek sıralanıyor. Listede güneş, rüzgâr, jeotermal ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji üretiminden batarya ve hidrojen ekipmanı imalatına, atıksu arıtmadan elektrikli ve elektronik ekipman imalatına kadar geniş bir yelpaze yer alıyor.
Çimento, demir-çelik ve alüminyum gibi emisyonu yüksek sektörler ise “geçiş faaliyeti” olarak listede bulunuyor. Oteller ve kamp alanları gibi konaklama tesisleri de biyoçeşitliliğin korunması başlığı altında kapsama alındı.
Her faaliyetin hangi koşullarda “yeşil” sayılacağını ise Başkanlığın yayımlayacağı teknik kriterler belirleyecek. Yönetmeliğin en dikkat çeken yanı raporlama tarafında.
Şirketler taksonomiye uyumlu gelir, yatırım ve giderlerini gönüllü olarak raporlayabilecek.
Bankalar, sigorta ve emeklilik şirketleri, aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri için ise raporlama zorunlu olacak. Finansal kuruluşlara 1 Ocak 2029’a kadar geçiş süresi tanındı.
Raporlar, mali dönemin bitişini izleyen altı ay içinde Çevrimiçi Taksonomi Yönetim Sistemi‘ne yüklenecek ve kamuya açık olacak. Yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere idari para cezası uygulanabilecek.
Kısa vadede tüketiciler için doğrudan bir değişiklik yok. Ancak bankalar kredi portföylerinin ne kadarının “yeşil” olduğunu raporlamak zorunda kalacağı için, önümüzdeki yıllarda yenilenebilir enerji, su verimliliği ve geri dönüşüm projelerinin finansmana daha kolay ulaşması bekleniyor.
Asıl belirleyici olacak teknik kriterler henüz yayımlanmadı. Sistemin ne kadar sıkı işleyeceğini de bu eşikler gösterecek.
Yine de “yeşil” kelimesinin bir pazarlama süsü olmaktan çıkıp ölçülebilir bir kritere dönüşmesi, uzun süredir beklenen bir adımdı. Yorumunuz gönderildi,onaylandıktan sonra yayımlanacak. Δ document.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );
💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!
✍️ Yorum Yapın