Türkiye, Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemi nedeniyle F-35 programından çıkarılırken aynı sisteme sahip Hindistan’da Amerikan F-35’lerinin tatbikata katılması dikkat çekti. Peki, Türkiye’nin F-35 programına dönmesinin önündeki engeller neler?
S-400 meselesi çözülürse uçaklar teslim edilebilir mi? Ve en önemlisi, F-35 Türk Hava Kuvvetleri için gerçekten gerekli mi?
Tolga Özbek ile beraber hazırladığımız 2T Teknoloji & Savunma programımızın 16. bölümünde, Türkiye’nin F-35 dosyasını açıyoruz. Türkiye, 2002 yılında F-35 Müşterek Taarruz Uçağı programına ortak olarak katıldı.
Türk savunma sanayii şirketleri de uçağın üretim sürecinde çeşitli parçaların tedarikinde görev aldı. Türkiye, program kapsamında yaklaşık 1,4 milyar dolar ödeme yaparken uzun vadede 100 adet F-35A savaş uçağı tedarik etmeyi planlıyordu.
Ancak Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alınması, Türkiye ile ABD arasında ciddi bir krize dönüştü. ABD yönetimi, Temmuz 2019’da Türkiye’yi F-35 programından çıkardı.
Türk pilotlarının eğitiminde de kullanılan, Türkiye için üretilmiş 6 adet F-35A ise ABD’de kaldı. Ekim 2026’da ortaya çıkan görüntüler, söz konusu uçakların ABD’deki depolama alanlarında tutulmaya devam ettiğini gösterdi.
Yıllardır teslim edilmeyen bu uçakların akıbeti, Ankara ile Washington arasındaki görüşmelerin önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. ABD’nin temel güvenlik gerekçesi, S-400 radarlarının F-35’in düşük görünürlük özelliklerine ilişkin hassas verileri toplayabilmesi ve bu bilgilerin Rusya’nın eline geçebilmesi riski.
Özellikle uzun süreli radar takibi ve uçuş özelliklerinin analiz edilmesi, beşinci nesil savaş uçaklarının gizlilik kabiliyetleri açısından endişe yaratıyor. Türkiye’nin programdan çıkarılmasıyla birlikte yaptırım süreci de devreye girdi.
Aralık 2020’de ABD, Rus savunma sektörüyle yapılan işlemler nedeniyle CAATSA kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığına yönelik yaptırımlar uyguladı. Ancak F-35 meselesinde ayrı bir hukuki engel daha bulunuyor: 2020 mali yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nın 1245.
Gelişmenin Detayları
Bu düzenleme, S-400 meselesi çözülmeden F-35 uçaklarının, parçalarının ve ilgili desteğin Türkiye’ye transferini sınırlandırıyor. ABD Dışişleri Bakanlığının 22 Temmuz 2026 tarihli Kongre yanıtında da Türkiye’nin mevcut koşullarda yasal gereklilikleri henüz karşılamadığı belirtildi.
Dolayısıyla CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35 teslimatının kendiliğinden önünü açmıyor. S-400 konusunda somut bir çözüm ve ilgili yasal şartların yerine getirilmesi gerekiyor.
F-35 tartışmasını yeniden alevlendiren gelişmelerden biri, ABD’ye ait F-35A savaş uçaklarının Hindistan’da düzenlenen Tarang Shakti 2026 tatbikatına katılması oldu. Hindistan da Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri satın alan ülkeler arasında yer alıyor.
Buna rağmen Amerikan F-35’lerinin Hindistan hava sahasında operasyonel tatbikat kapsamında görev yapması, Türkiye’ye uygulanan politikanın tutarlılığı konusunda soru işaretleri doğurdu. Üstelik tatbikat sırasında Hindistan Hava Kuvvetleri personelinin F-35’lere erişiminin sınırlandırıldığına ilişkin haberler yayımlandı.
Hindistan Hava Kuvvetleri Komutanı’nın uçaklara yaklaşma ve kokpiti görme konusundaki kısıtlamalara dikkat çekmesi, ABD’nin hassas teknolojilerini koruma konusundaki yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. Burada önemli bir ayrım var: Hindistan’da F-35’lerin tatbikata katılması, Hindistan’a F-35 satıldığı anlamına gelmiyor.
Ayrıca ABD’nin uçakları hangi koşullarda ve hangi güvenlik tedbirleriyle kullandırdığı da değerlendirilmek zorunda. Yine de ortaya çıkan tablo, Türkiye açısından önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Benzer güvenlik endişeleri söz konusuyken Washington neden iki ülkeye farklı uygulamalar getiriyor?
Bu farkın arkasında teknik risk değerlendirmeleri kadar siyasi ilişkiler ve savunma politikaları da bulunabilir. F-35 tartışması yalnızca geçmişte yapılan ödemeler ve teslim edilmeyen uçaklarla sınırlı değil.
Asıl mesele, Türkiye’nin gelecekte nasıl bir hava gücüne sahip olmak istediği. F-35; düşük görünürlük, gelişmiş sensörler, veri paylaşımı ve ağ merkezli harekât kabiliyetleriyle öne çıkan beşinci nesil bir savaş uçağı.
Bu özellikler, gelişmiş hava savunma sistemlerinin bulunduğu bölgelerde görev yapma ve farklı platformlardan gelen bilgileri bir araya getirme açısından önemli avantajlar sunuyor. Diğer taraftan Türkiye, millî muharip uçak KAAN projesiyle kendi beşinci nesil savaş uçağını geliştirmeyi hedefliyor.
Yerli savunma sanayisinin güçlendirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve uzun vadeli operasyonel bağımsızlık da bu yaklaşımın önemli parçaları.
Ancak KAAN’ın geliştirme ve hizmete giriş süreciyle F-35’in mevcut operasyonel kabiliyetlerini aynı seviyede kabul etmek doğru olmaz. İki programın olgunluk düzeyleri, maliyetleri, teslimat takvimleri ve görev profilleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Türkiye’nin F-35’e dönmesi ile millî savaş uçağı geliştirmeye devam etmesi de birbirini zorunlu olarak dışlayan seçenekler değil. Karar; bütçe, tehdit değerlendirmesi, NATO ile birlikte çalışabilirlik, teknolojiye erişim ve uzun vadeli savunma stratejisi çerçevesinde ele alınmalı. 2T Teknoloji & Savunma’nın 16. bölümünde Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasının nedenlerini, ABD’de bekleyen 6 Türk F-35A’nın son durumunu ve S-400 nedeniyle oluşan hukuki engelleri ele alıyoruz.
Hindistan’ın S-400 sistemlerine sahip olmasına rağmen ABD F-35’lerinin Tarang Shakti 2026 tatbikatına katılmasını da değerlendiriyoruz. Washington’ın iki ülkeye yaklaşımı gerçekten bir çifte standart mı, yoksa farklı siyasi ve askerî koşullar mı söz konusu?
Bölümde ayrıca F-35’in Türk Hava Kuvvetleri için sağlayabileceği avantajları, KAAN projesinin önemini ve Türkiye’nin gelecekteki hava gücü yapılanmasında hangi seçeneklerin öne çıkabileceğini tartışıyoruz. Türkiye’nin parasını ödediği uçaklara kavuşması mümkün mü?
S-400 krizi nasıl çözülebilir? F-35’e dönüş mü, millî savaş uçağına yatırım mı, yoksa iki yaklaşımı birlikte yürütmek mi daha mantıklı?
Tüm bu soruların yanıtlarını 2T Teknoloji & Savunma’nın 16. bölümünde ele alıyoruz. İyi seyirler… Yorumunuz gönderildi,onaylandıktan sonra yayımlanacak. Δ document.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );
💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!
✍️ Yorum Yapın