Türkiye’nin füze programında bugüne kadar konuşulan menziller yüzlerce kilometreyle ölçülüyordu. YILDIRIMHAN ise bu ölçeği bir anda değiştiren bir proje olarak gündeme geldi. Sistem, mayıs ayında İstanbul’da düzenlenen SAHA fuarında kamuoyuna tanıtıldı. Geliştirme, Milli Savunma Bakanlığı’nın Ar-Ge birimi tarafından yürütülüyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, projeyi şu sözlerle tanımladı: “Ülkemizin ilk sıvı roket yakıtlı, hipersonik hızda seyir yapabilen, şu ana kadar yaptığımız en uzun menzilli YILDIRIMHAN füzemiz var.” Tanıtımda paylaşılan bilgilere göre sistemin öne çıkan özellikleri şöyle: 6.000 kilometrelik menzil, uluslararası sınıflandırmada kıtalararası balistik füze (ICBM) eşiği olarak kabul edilen 5.500 kilometrenin üzerinde kalıyor. Bu da YILDIRIMHAN’ı Türkiye’nin bu kategoriye giren ilk projesi hâline getiriyor. Sistemin en çok konuşulan teknik tercihi yakıt tipi. Türkiye’nin envanterindeki TAYFUN gibi füzeler katı yakıtla çalışıyor. Katı yakıtlı sistemler depolanmaya ve hızlı ateşlenmeye daha uygun; hazırlık süresi kısa. Sıvı yakıtlı sistemler ise daha yüksek özgül itki üretebiliyor, yani aynı kütleden daha fazla menzil elde etmeyi mümkün kılıyor. YILDIRIMHAN’da kullanıldığı belirtilen nitrojen tetroksit ve hidrazin türevi kombinasyonu, depolanabilir sıvı yakıt sınıfında yer alıyor; bu da sistemin uzun süre dolu bekletilebilmesine imkân tanıyor.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Aynı teknoloji ailesi uzay fırlatma araçlarında da kullanılıyor. Bu nedenle proje, füze programının ötesinde Türkiye’nin uzay erişim kabiliyetiyle de ilişkilendiriliyor. Burada altını çizmek gerekiyor: YILDIRIMHAN henüz uçmuş bir sistem değil. Proje prototip ve model aşamasında bulunuyor; laboratuvar testlerinin tamamlandığı belirtiliyor. Bloomberg’in haberinde yıl sonuna doğru bir test yapılabileceği öne sürüldü, ancak bu konuda resmî bir açıklama yapılmış değil. Dolayısıyla sistemin ilan edilen performansa ulaşıp ulaşmayacağı, atış testleriyle görülecek. Proje, savunma çevrelerinde farklı değerlendirmelere yol açtı. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Sıtkı Egeli, projenin araştırmacılar açısından beklenmedik olduğunu belirterek sistemin tek kademeli yapısının teknik açıdan zorluklar barındırdığına dikkat çekti. Kıtalararası menzile ulaşan füzeler genellikle çok kademeli tasarlanır; her kademe yakıtını tükettikten sonra ayrılarak ağırlığı azaltır. Güvenlik analisti Burak Yıldırım ise projeyi bir konsept çalışması olarak değerlendirdi ve Türkiye’nin askeri kabiliyetlerini sergilemekten çekinmediği yorumunu yaptı. Bu görüşler, sistemin sahaya ne zaman ve hangi konfigürasyonla çıkacağının şimdilik açık bir soru olduğunu gösteriyor.
Füzenin dış görünümünde iki detay dikkat çekiyor. Gövdede Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid’in tuğrası, burun bölümünde ise Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası yer alıyor. Sistemin adı da bu tarihsel göndermeden geliyor. YILDIRIMHAN, tek başına bir silah projesi olarak değil, Türkiye’nin uzun menzilli sistemler alanındaki iddiasının bir göstergesi olarak okunuyor. Kısa ve orta menzilde TAYFUN ailesiyle, hipersonik kabiliyette Blok-4 ile ilerleyen programın üzerine, çok daha uzun menzilli bir katman ekleniyor. Projenin nihai durumu ise sahada yapılacak testlerle netleşecek. O aşamaya kadar YILDIRIMHAN, Türkiye’nin füze teknolojisinde nereye bakmak istediğini gösteren bir işaret olarak değerlendiriliyor. Yorumunuz gönderildi,onaylandıktan sonra yayımlanacak. Δ document.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() ); Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
Yorumlar
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!