İtalya Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Roberto Mancini ve futbolcu Sandro Tonali, Türkiye maçı öncesi Yüzüncü Yıl Atatürk Stadı'nda basın toplantısı düzenliyor Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, İsrail polisinin koruması altında Meğaribe (Faslılar) Kapısı'ndan gruplar halinde Mescid-i Aksa'ya giren 1143 İsrailli, sabah saatlerinde avlularda dolaşarak dini ayin ve Talmudik ritüeller gerçekleştirdi. İsrailliler, Aksa'nın avlularına bitkisel adaklar soktu.
Kudüs Valiliği, İsrail polisinin bu adakların içeri sokulmasına engel olmadığını belirterek, uygulamaların Mescid-i Aksa'da mevcut tarihi ve hukuki statükonun sürekli ihlali olduğunu vurguladı. Mescid-i Aksa'nın avlularında ayrıca İsraillilerin Pamukçular (Kattanin) Kapısı yakınında dua edip Talmudik ritüeller gerçekleştirdiği, sözler söylediği, dans halkaları oluşturduğu ve toplu olarak yere kapanma şeklindeki ayinler yaptığı aktarıldı.
Kudüs Valiliği, daha önce yaptığı açıklamada 260 İsraillinin Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlediğini ve Talmudik ritüeller gerçekleştirdiğini duyurmuştu. Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, yaptığı açıklamada, İsrailli yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'ya yönelik artan baskınlarının ve İsrail polisinin koruması altında gerçekleştirdikleri Talmudik ayinlerin ciddi tehlike oluşturduğunu ifade etti.
Bu ihlallerin, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında yeni bir fiili durum dayatmaya ve Filistinli Müslümanların ibadetlerine yönelik kısıtlamalar getirmeye çalıştığını gösterdiğini belirten Ebu Rudeyne, söz konusu uygulamaların dünya genelindeki Müslümanların duygularını ciddi şekilde provoke ettiğini kaydetti. Ebu Rudeyne, İsrail'in Mescid-i Aksa'yı zamansal ve mekansal olarak bölmeye yönelik girişimlerinin ve işgal altındaki Kudüs'teki tırmanışın, siyasi çatışmanın bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit edecek bir "din savaşına" dönüşmesi riskini artırdığını ifade etti.
Mescid-i Aksa'nın 144 dönümlük alanının tamamının bölünemez ve ortaklığa konu edilemez bir İslami ibadet mekanı olduğunu vurgulayan Ebu Rudeyne, "Kutsallara yönelik ihlaller kırmızı çizgidir ve ateşle oynamaktır." değerlendirmesinde bulundu. Ebu Rudeyne, İsrail hükümetini söz konusu provokatif politikaların yol açabileceği ciddi sonuçlardan tamamen sorumlu tutarak, uluslararası topluma, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine, Filistin halkına ve kutsal mekanlara koruma sağlayacak acil ve somut adımlar atma çağrısında bulundu.
İsrail makamlarının ihlallerini durdurması ve ilgili uluslararası kararlara uyması gerektiğini belirten Ebu Rudeyne, uluslararası toplumdan bu yönde harekete geçmesini istedi. Hamas, yaptığı yazılı açıklamada, işgal altındaki Kudüs ve Mescid-i Aksa'da baskınların, Talmudik ritüellerin ve baskıcı uygulamaların artmasının kentin Arap ve İslami kimliğini değiştiremeyeceğini ifade etti.
"İsrail'in Kudüs'ü "askeri kışlaya" dönüştürmesi, Filistinliler ve kutsal mekanlar üzerindeki baskısını artırması, İsrailli yerleşimcilerin baskınlarına ve Talmudik ritüellerine koruma sağlaması, kentin ve kutsal mekanların kimliğine yönelik devam eden saldırıların boyutunu gösteriyor" denilen açıklamada, Mescid-i Aksa'nın Pamukçular (Kattanin) Kapısı bölgesi ve avlularında yaşananlara dikkati çekildi. Baskı ve Yahudileştirme uygulamalarının artırılması, güç kullanılarak fiili durum dayatılması ve sözde "bitkisel adakların" Mescid-i Aksa'ya sokulması girişimleri konusunda uyarıda bulunulan açıklamada, bu uygulamaların İsrail'e veya fanatik Yahudilere Mescid-i Aksa üzerinde herhangi bir hak vermediği ve mescidin İslami kimliğini değiştirmediği vurgulandı.
Açıklamada, Kudüs, Batı Şeria ve İsrail içindeki Filistinlilere Mescid-i Aksa'da nöbet tutmayı ve buraya gitmeyi sürdürme, Yahudileştirme planlarına ve İsraillilerin uygulamalarına karşı koyma çağrısında bulunuldu. Arap ve İslam ülkelerine de Kudüs ve Mescid-i Aksa'daki gelişmeler karşısında acilen harekete geçme ve adım atma çağrısı yapılan açıklamada, saldırıların ve ihlallerin durdurulması ve kutsal mekanların korunması için baskı yapılmasını istendi.
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Yahudilerin dini bayramlarının olduğu dönemlerde Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarını artırıyor. Mescid-i Aksa, İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994'te imzalanan barış antlaşmasına göre Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor.
Ancak İsrailliler, 2003'ten bu yana Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin izni olmadan İsrail'in tek taraflı kararıyla polis eşliğinde Mescid-i Aksa'ya giriyor. Bu girişleri baskın olarak nitelendiren Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, Müslümanların egemenliğinin ihlal edildiğini vurguluyor.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz. Bu haberde bir hata mı var?
Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.
💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!
✍️ Yorum Yapın