Süper Lig’de hakemlerin ve oyuncuların yeni oyun kurallarına adaptasyonu merakla bekleniyordu. Hakemler 5 saniye kuralını uygulamada gayet başarılıydı.
Oyuncular 2026 Dünya Kupası’ndan aşina olmanın avantajıyla kolay uyum sağladı. “Topun oyunda kalma süresi” seceremiz için pek iyi şeyler söylemek mümkün değil. Hatta CİES (Uluslararası Spor Çalışmaları Merkezi) raporlarında, 37 lig arasında “oyunu yeniden başlatma süresi” sıralamasında 35 saniye ile sonuncu olduğumuz zamanlar çok uzak değildi.
Geçen senenin OPTA istatistiklerine göre 5 büyük lig ile Süper Lig kıyası yapıldığında hem süre hem oran olarak en sonda yer alıyorduk. 1-) Alışık olmadığımız şekilde 9 maçın 6’sının 56 dakika ve üzerinde olduğu görülüyor. Hatta bunların 4’ünde toplam maç süresinin 100 dakikanın altında olması sevindirici. 2-) Geçen sezon ortalama 51 dakika 53 saniye olan topun oyunda kalma süresi, bu sezonun ilk haftasında 56:11’e çıktı.
Yani 4 dakika 18 saniye topla daha çok oynandı. 3-) 100 dakika üzerinde oynanan G.Saray-Çorum ve Konya-Rize maçlarında da topun oyunda kalma oranının %58 ve %56 seviyesinde olması verim olarak iyi. 4-) Beşiktaş-Eyüpspor ve Samsunspor-Göztepe maçlarında süre ve oranlar, beklentinin çok altında. Hele ki Beşiktaş-Eyüpspor maçı kabul edilemez seviyede.
OYUNUN SÜRESi HAKEMiN KALiTESiYLE DOĞRU ORANTILI Pek çok futbolsever diyecek ki; “Bir haftalık verilerden topun oyunda kalma süresiyle mutlu ya da mutsuz olmak doğru mu”? Şeklen haklı bir soru gibi gözükmekle birlikte aslında 1. haftanın verdiği mesaj bile Süper Ligimiz için fevkalade!
Çünkü oyunu yöneten, kuralları uygulayan, akışına olumlu ya da olumsuz katkı sağlayan ve dolayısıyla oyun süresini etkileyen ana öğe aslında hakemler En çarpıcı örnek Beşiktaş-Eyüpspor maçı. FiFA hakemi Oğuzhan Çakır’ın yönettiği maçta 34 faul düdüğü çalındı, 5 sarı, 1 kırmızı kart çıktı.
Topun oyunda kalma süresi ise skandal: 48 dakika 35 saniye! Peki neden? 1-) Oyunun sertlik ve faul seviyesini kontrol edemeyen bir hakem söz konusuydu.
Süper Lig’e çıktığı andan itibaren faul ve disiplin uygulamalarında bir türlü gelişim gösterememiş olması temel problem. 2-) Oyunu bozan oyuncuları tespit edemeyen, akışı yorumlayamayan, önleyici hakemlikte yetersiz bir hakem olduğunda; taç, aut, degaj gibi vuruşlara süre sınırlaması uygulasanız da, nafile... Dolayısıyla süreyi hakemin yönetim mantalitesi, bilgisi, kalitesi, yeteneği çok etkiler. 34 FAUL DÜDÜĞÜ MAÇIN 34 KEZ DURMASI DEMEK 3-) 34 faul demek, 34 kez duran bir oyunun yeniden başlatılması anlamına geliyor.
Hatalı verilen, hiç faul olmadığı halde çalınan düdükler de cabası.
Neresinde tutsanız elinizde kalacak bir yönetim. Keza fauller sonrasında başlayacak oyundan gidecek süre de hakemin kanaatiyle ve uyarısıyla ancak şekillenebilir, hızlanabilir.
Bu da hakemlik yeteneği, tecrübeacak oyundan gidecek süre de hakemin kanaatiyle ve uyarısıyla ancak şekillenebilir, hızlanabilir. Bu da hakemlik yeteneği, tecrübe 4-) Konunun hakem üzerinden okunması gerektiğine dair çarpıcı bir örnek de Gaziantep-Alanya.
Maçın hakemi Yasin Kol’du. 35 faul düdüğüne rağmen, Beşiktaş-Eyüpspor’dan 5 dakika daha fazla top oyunda kaldı. İki maçın da toplam oyun süresi 94 küsür.
Demek ki iki hakemin yönetme mantalitesi, faul uygulamaları, uyarıları, oyunu başlatma hassasiyetleri, itiraz yönetme becerileri, sahada kendilerini kabul ettirebilme seviyelerindeki bariz farklılık dikkat çekiyor. 5-) Samsunspor-Göztepe maçından da sadece 21 faul olmasına rağmen 53 dakika topun oyunda kalmış olması düşük gözüküyor. Lakin 3-3’lük skordan dolayı 6 kez daha başlama vuruşu yapılmış olması, 2 penaltı kararı, VAR müdahalesi derken toplam sürenin artması ve uzatmaların etkisi devreye giriyor.
Süre daha iyi yönetilebilirdi.
💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!
✍️ Yorum Yapın