‘Yeteneği olmadan büyük roller alanları ne aklım ne içim kaldırıyor’

‘Yeteneği olmadan büyük roller alanları ne aklım ne içim kaldırıyor’

O değişimden korkmayan oyunculardan.

📝 Editör Özeti ÖNE ÇIKANLAR
  • O değişimden korkmayan oyunculardan.
  • Şimdiye kadar da birbirinden farklı karakterleri canlandırdı.
  • Bu onunla ilk röportajımız, ekrandaki gibi boylu poslu ve yakışıklı...

O değişimden korkmayan oyunculardan. Şimdiye kadar da birbirinden farklı karakterleri canlandırdı.

Bu onunla ilk röportajımız, ekrandaki gibi boylu poslu ve yakışıklı... Sakin bir yapısı var.

Biraz mesafeli dursa da bunu yıkmak için onunla sohbet etmeniz yeterli. Burak Sevinç’le muhabbete başlıyoruz. ◊ 16 senedir oyunculuk yapıyorsun.

Her şey Zonguldak’ta başlıyor. Nasıl bir ailede büyüdün?

Babam madenciydi. Oraya çok küçük yaşlarda dedem vasıtasıyla girmiş.

Daha önce futbol oynuyormuş. 16 yaşındayken gol kralı olmuş. 1974-75 sezonu gazete kupürleri vardı ‘Fenerbahçe’den inanılmaz teklif’ diye. Ama babam kabul etmemiş. ◊ Neden bu fırsatı tepmiş?

Annemle o zaman sözlenmişler ve dedem madene sokmuş. 10 yıl madene inmiş. Sonra kuyu bakım şefi olarak çalışmış. 30 yaşından sonra da kemanla müzisyenliğe başlamış.

Ardından sesi de güzel olduğu için udi solist olarak hayatına devam etmiş. Annem hep ev hanımıydı.

Benden üç yaş küçük bir kardeşim var. Fenerbahçe’de profesyonel voleybolcuydu.

Bıraktı, şimdi spor eğitmenliği yapıyor. ◊ Senin müzik geçmişin de ora-da mı başlıyor? Evet, babadan geliyor.

Kendimi bilmeye başladığımdan beri evde enstrümanlar vardı; darbuka, ut, bağlama, keman... Oyuncak niyetine onlarla oynuyormuşum. 12 yaşında musiki derneğine gitmeye başladım.

Kanun öğrendim. 13 yaşında ortaokula giderken bir yandan takım elbisemi giyip babamla sahneye çıkıyordum. Sonra da hep konservatuvar istedim. ◊ Başardın mı konservatuvara girmeyi?

Liseden mezun olduğumda İstanbul’a gittim; İstanbul Teknik Üniversitesi’ne girebilmek için... Ama o yıllarda okullarda torpil çok dönüyordu.

Beni almadılar, üç sene sınavlara girmedim, psikolojim bozuldu, antidepresan kullanmaya başladım. Sonra bir arkadaşımın babası beni yeniden sınavlara girmem için ikna etti, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde kanun bölümünü kazandım. ◊ Ve bu sevdayla okulu bitirdin...

Hayır bitirmedim, ikinci sene terk ettim (gülüyor). Benim istediğim şey müzikti.

Baktım 3-5 tane müzik dersi var. Gerisi kredi doldurmak için derslerdi.

Dayanamayacağım deyip okulu bıraktım. Ve müzik yapmaya devam ettim.

Aynı zamanda Devlet Tiyatroları’nda sekiz sene kadar müzisyen olarak çalıştım. ◊ Oyuncu olarak seni kim keşfetti? Keşfetmek mi denir bilmiyorum ama yönetmen Ahmet Katıksız aile dostumuzdu, çok yakındık. “Yeni bir dizi yapacağız.

Romantik komedi, adı ‘Babam İçin’. Orada senin tipinde bir karaktere ihtiyacım var” dedi. “Ben oyunculuktan ne anlarım” dedim.

Ahmet “Mahalle köftecisini oynayacaksın, kendin ol yeter” dedi. Deneme çekimine girdim ve seçildim.

Sete çıktığımda sudan çıkmış balık gibiydim. Ama sonra oyunculuğa bayıldım.

Eğitim aldım.

Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Kırılma anım ‘Kurtlar Vadisi’ oldu. İki sezon oynadım. ‘Evli ve Öfkeli’, ‘Altınsoylar’, ardından ‘Söz’, ‘Leke’, ‘Kırmızı Oda’, ‘Hudutsuz Sevda’ geldi.

Şimdi ‘Yeraltı’ndayım, yeni sezonda devam edecek. ◊ Oyunculuktan ne umdun, ne buldun? Oyunculuktan umduğum her şeyi buldum.

Hiç aklımda olmayan bir şeydi ve bir anda âşık oldum. Müziğe âşık bir adamdım, oyunculuğa âşık oldum. ◊ Seni hiç tanımayan birine kendini birkaç cümleyle nasıl anlatırsın?

Ben iyi biriyim, en başta bunu söyleyebilirim. Tanısam da tanımasam da karşımdaki kişi hakkında asla önyargıda bulunmam.

Kötü bir şey düşünmem. İnsanlarla bir anda samimi olabilen biri değilim.

Bu konuda biraz zorlanıyorum. İş hayatımız zaten çok kalabalık.

Bir yerden sonra yoruluyorum ve o yüzden hayatıma çok fazla insan almayı da bünyem kaldırmıyor. İnsanlar beni hep soğuk, kendini beğenmiş gibi görür ama öyle biri değilim.

Sadece tanımanız için biraz benimle vakit geçirmeniz gerek. ◊ Hayattaki en büyük savaşın neyle? Hayattaki en büyük savaşım kendimle.

Her şeyi içimde yaşar, dışarıya pek vurmam, sorunlarımı sevdiklerimle de paylaşamam. Akrep burcuyum.

Kendini sokar derler ya. Ben tam oyum.

Fazla içine kapanık, kendi derdiyle uğraşan biriyim. Bunu aşmaya çalışıyorum. ◊ Dışarıdan çok beyefendi bir portre çiziyorsun.

Karanlık noktaların yok mu? Ben kendime karanlığım.

Bir derdim varsa kendi içimi karartıyorum. O düşüncenin içinden de çıkmam zaman alıyor, başkasından yardım da istemiyorum.

Yani benim tek derdim kendimle. ◊ Senin dünyana girsek en çok neye şaşırırız? Bir saattir muhabbet ediyoruz, bence sen artık şaşırmayabilirsin.

Ama belki başka meziyetlerimi söyleyebilirim, onları bilmediğin için şaşırabilirsin. Güzel yemek yaparım.

Ahşapla uğraşıyorum, şu odadaki dolabı, masayı, sandalyeyi sana birkaç güne çıkarabilirim. 30 metre dibe dalıp sualtında vakit geçirmeyi seviyorum. Telefonda çocukların bile oynayabileceği kolay oyunlara takılıp saatlerimi orada harcayabilirim.

Bunu pek kimse bilmez. ◊ Şimdilerde aynaya baktığında nasıl birini görüyorsun? Büyüyen bir Burak.

İnsan büyüdükçe şekilleniyor, hâlâ daha hayatı öğreniyorum. Hâlâ daha yaşamayı, oyunculuğu, müzisyenliği öğreniyorum.

Bunların sonu yok. ‘BU PROJELER MESLEĞE SAYGISIZLIK...’ ◊ Çok sevdiğin müziği bıraktıran oyunculukta seni bu kadar çeken neydi? Oyunculuk dünyanın en büyük özgürlüğü.

Maddi olarak şu anda çok bir getirisi olmasa da bu özgürlüğü hiçbir meslekte yaşayamazsın. ◊ Maddi açıdan siz oyuncular çok kazanmıyor musunuz? Belli bir kısmı çok kazanıyor.

İnsanlar televizyonda gördüğü herkesi aynı kazanıyor zannediyor. Öyle bir şey yok.

Yüksek ücret alanlar iki elin parmağını geçmez. Bu arada Allah bereket versin, asla lafım ve gözüm yok.

Ama 16 yılda gelebildiğim noktaya bakarsak tabii güzel kazanıyorum ama insanların zannettiği kadar değil. ◊ Seni 16 yıl içinde en yaralayan şey ne oldu?

Yaralayan demeyeyim ama aklıma çok fazla takılmaya başlayan bir şey var. Sırf sosyal medyada çok takipçisi var diye birilerinin bir yere gelmesi.

Ya da güzel veya yakışıklı diye... Ne yazık ki son birkaç yılda, bizim sektörümüz de artık sosyal medyadan ilerliyor.

Ama çok özür dileyerek söylüyorum, yeteneği olmadan televizyonda büyük roller alan insanları benim ne aklım ne de içim kaldırıyor. Çünkü seyir zevki denilen bir şey var.

Bizim yapmamız gereken şey senaryoyu en gerçek haliyle seyirciye geçirmek. Bunu yapamayan insanlarla o projeyi çektiğinizde seyirciye nasıl hitap etmiş olursunuz?

Bu mesleğe saygısızlık diye düşünüyorum. ‘SKANDALLARLA PARA KAZANACAĞIMA HİÇ KAZANMAYAYIM’ ◊ Hiç linç kültürüne maruz kaldın mı? Açıkçası yaşamadım.

Hatta bir programda araştırmışlar ve “Burak Sevinç’le alakalı olumsuz tek bir yoruma dahi denk gelmedik” demişlerdi. Bu çok sevindirici bir şey. ◊ Evet, çok sakin duruyorsun, biraz sıkıcı mısın?

Yok, sıkıcı değilim, normalim bence. Normal yaşamayı çok seviyorum.

Tabii magazin bir çorbacının çıkışında bizi de çekiyor. Gayet normal, röportaj veriyoruz ama skandal diyebileceğin herhangi bir şey şeyim yok.

Öyle yaşayan biri değilim. Hiç olmadım, olmayacağım. ◊ Hiç ‘Daha popüler olur, daha çok iş yapar, kazanırdım’ diyor musun?

Asla, sansasyonla, skandallarla para kazanacağıma hiç kazanmayayım. ◊ Yakışıklısın, sesin güzel, yeteneklisin. Hep başrollerde olabilirdin.

Sence hak ettiğin yerde misin? Yoksa nedir eksik olan?

Daha yukarıda olabilirdim. Eksikliğin ne olduğunu bilmiyorum.

Ama benim hiçbir zaman başrol oynama derdim olmadı. Tam tersine, ikinci adamı her zaman daha çok oynamak isterim.

Karakter oynamak benim için daha zevkli oluyor. Farklı yönlere gidebiliyorsun.

Bir de başrolün bir sorumluluğu var. Başrolü biraz daha tekdüze de buluyorum.

Evet, daha yukarıda olabilirdim ama olması gereken buymuş. Belki önümüzdeki senelerde olacağım. ‘İYİ Kİ OYUNCULUK ŞANS ESERİ KARŞIMA ÇIKMIŞ’ ◊ Arkadaşın Ezgi Gergin’le bir düet şarkı yayımladınız, ‘Sevmedin Beni’.

Nasıl ortaya çıktı proje? Evet.

Ezgi Gergin Tulumbacı, muhteşem bir solist. Yıllardır eşiyle ve onunla evde şarkılar söylerdik, “Bir gün seninle düet yapmak istiyorum” derdi.

Bu sene bu şarkıyı getirdi, stüdyoya girdik ve çok güzel bir iş ortaya çıktı. ◊ Sen kendini müzisyen olarak mı yoksa oyuncu olarak mı tanımlıyorsun? Ben artık müzisyen değilim, oyuncuyum.

Belki ileride hadi biraz daha müziğe ağırlık vereyim derim ama oyunculuğu aksatmaktan korkuyorum. Eşime, dostuma ev içinde müzisyenim.

Ama oyuncuyum. ◊ Hiç arada ‘Müzikten devam etsem, benden de popstar olurdu’ diye düşündüğün oluyor mu? Aksine, pandemiyi müzisyenler çok ağır yaşadı.

İyi ki oyunculuk şans eseri karşıma çıkmış, oyuncu olmuşum, başka bir mesleğim olmuş ve artık para kazanabiliyorum diye düşündüm. İyi ki müziği artık para için yapmıyorum dedim.

Yoksa çok büyük sıkıntılar çekebilirdim. Bir de her şey dijitale dönüyor.

Gerçek müzisyenler artık o kadar iyi para kazanamıyor. Yani o yüzden iyi ki oyuncu oldum.

Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.

İlgili Konular: #Yaşam

💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın

Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!

✍️ Yorum Yapın