Çin’in güneyindeki Zhuhai kentinde 1942 yılında dünyaya gelen Kwong Wan Lo, henüz yedi yaşındayken büyük bir travma yaşadı. Lo’nun anlatımına göre Şanghay’da iş insanı olan babası, Çin Komünist Partisi tarafından yenilgiye uğratılan Kuomintang yönetimiyle bağlantılı olduğu suçlamasıyla idam edildi.
Lo, 19 yaşında annesiyle birlikte Hong Kong’a taşındı ve bir pamuk fabrikasında çalışmaya başladı. Ağabeyinin Avustralya’ya yerleşmesi, daha sonra annesini de yanına alması üzerine o da ailesini takip etmek istedi.
Ancak yaklaşık altı yıl boyunca yaptığı göç başvurularının tamamı reddedildi.
YÜK GEMİSİNDE 18 GÜNLÜK YOLCULUK
Yasal yollarla sonuç alamayan Lo, 1981 yılında hayatının geri kalanını belirleyecek bir karar verdi. “Long Chu Island” isimli yük gemisine saklandı ve 18 gün süren yolculuğun ardından Sydney’e ulaştı.
Yaklaşık bir düzine düzensiz göçmenle birlikte Avustralya’ya giriş yapan Lo, bir ay sonra kalıcı giriş izni için başvurdu. Ülkeye yasa dışı yollarla girdiği gerekçesiyle başvurusu reddedildi. Yaptığı itiraz da üç yıl sonra kabul edilmedi.
Lo, yıllar sonra bu kararını şu sözlerle anlattı:
“Avustralya’ya bu şekilde gelmekle hata yaptım. Bu hata bütün hayatımın üzerine gölge düşürdü. Gerçekten bunu hiç yapmamalıydım.”
30 YIL BOYUNCA FARK EDİLMEDEN YAŞADI
Lo, sonraki yaklaşık 30 yıl boyunca büyük ölçüde yetkililerin dikkatini çekmeden Sydney’de yaşadı. 1983’te ehliyet, daha sonra sağlık kartı ve vergi numarası aldı.
Ağabeyinin işlettiği restoran sayesinde iş bulan Lo, Sydney’deki Kanton restoranlarında aşçılık yaptı. Bir yandan çalışırken diğer yandan annesinin bakımını üstlendi.
İş arkadaşları ve çevresindeki insanlar, ülkede yasal oturum hakkı bulunmadığını bilmiyordu.
Lo, “İlk günden itibaren kazandığım her kuruşun vergisini ödedim. Sosyal yardımlarla geçinmedim, her zaman çalıştım. Avustralya’dan karşılıksız tek bir dolar bile almadım” dedi.
Ancak yakalanma ve sınır dışı edilme korkusu hayatının hiçbir döneminde peşini bırakmadı.
“Kendimi dışlanmış biri gibi hissediyordum. Bunca yıl kim olduğumu hiç kimseye anlatamadım.”
ÖNCE AĞABEYİNİ, ARDINDAN ANNESİNİ KAYBETTİ
Lo’nun ağabeyi Ronald, 1990’lı yılların başında geçirdiği dalış kazasında hayatını kaybetti. Annesinin 2014’te ölmesinin ardından ise onun adına tahsis edilmiş yaşlı bakım evinden ayrılmak zorunda kaldı.
Bu gelişme, yıllardır ertelediği oturum sorununu çözmek için yeniden harekete geçmesine neden oldu.
Ücretsiz hukuki destek alan Lo’nun yaptığı oturum başvurusu, daha önce hiçbir zaman yasal kalıcı oturum sahibi olmadığı gerekçesiyle reddedildi. 2017 yılında göçmenlik bakanından müdahale talep etti ancak başvurusu kamu yararına olmadığı değerlendirilerek kabul edilmedi.
Sonraki yıllarda yaptığı sağlık vizesi ve diğer başvurular da sonuçsuz kaldı.
Yetkililer Lo’yu gözaltına almadı veya sınır dışı etmeye çalışmadı. Ancak ülkede kalabilmek için üç ayda bir geçici vizesini yenilemesi gerekti. Çalışma hakkı bulunmayan Lo, giderek azalan birikimiyle Sydney’in batısındaki eski ve kalabalık bir dairede yaşamaya başladı.
Sağlık sorunları bulunan 83 yaşındaki Lo, ihtiyacı olan işitme cihazını dahi alamadığını belirterek, “İki günde bir somun ekmekle yaşamaya çalışıyorum” dedi.
"HİÇBİR ÜLKE BENİ KABUL ETMİYOR"
Hayatı boyunca pasaport sahibi olmayan Lo’nun elindeki tek kimlik belgesi, sömürge döneminden kalma ve geçerliliğini yitirmiş bir Hong Kong kimlik kartıydı.
Hong Kong’da yaşayan eşi ve çocuklarıyla 1987’den bu yana bağlantısı bulunmayan Lo, kendisini vatansız olarak görüyordu.
“Avustralya beni kabul etmiyor; Hong Kong ve Çin de beni tanımıyor” diyen Lo’nun gerçekten vatansız sayılıp sayılamayacağı ise hukuken kesinleşmedi.
Melbourne Üniversitesi Peter McMullin Vatansızlık Merkezi’nden Katie Robertson, Avustralya’da vatansız kişilerin belirlenmesine yönelik resmî bir sistem bulunmadığını söyledi. Robertson’a göre başvuru sahiplerinin hiçbir devlet tarafından vatandaş olarak kabul edilmediklerini kanıtlamaları gerekiyor.
Robertson bu durumu, “Sistem, insanlardan esasen olumsuz bir durumu kanıtlamalarını istiyor” sözleriyle değerlendirdi.
"AVUSTRALYA'DA ÖLMEYİ TERCİH EDERİM"
Lo, Hong Kong veya Çin kendisini kabul etse bile geri dönmek istemediğini söyledi. Çin yönetimine karşı çocukluğundan gelen korku ve kırgınlığını koruduğunu belirten Lo, özgürlüğün kendisi için her şeyden önemli olduğunu ifade etti.
“Bana büyük bir ev teklif etseler bile Çin’e dönmem. Hong Kong artık benim tanıdığım yer değil. Özgürlük kalmadı” diyen Lo, yaşadığı tüm zorluklara rağmen Avustralya’da bulunmayı bir şans olarak gördüğünü söyledi.
“Burada İşçi Partisi’ni veya Liberal Parti’yi sevmediğimi açıkça söyleyebilirim. Hong Kong’da yöneticileri ya da polisi eleştirmeye cesaret edebilir miydim? İçinde bulunduğum bütün olumsuz koşullara rağmen burada özgürüm.”
YÜKSEK MAHKEME KARARI SÜRECİ DEĞİŞTİRDİ
Lo, Haziran 2020’de bakanlık müdahalesi için ikinci kez başvurdu. Ancak Avustralya Yüksek Mahkemesi’nin 2023 yılında verdiği karar, göçmenlik başvurularının değerlendirilmesinde kullanılan kuralların hukuka aykırı olduğunu ortaya koydu.
Mahkeme, dosyaların “benzersiz veya istisnai” olup olmadığına bakanlık görevlilerinin karar veremeyeceğini; kamu yararı değerlendirmesinin yalnızca bakan tarafından yapılabileceğini belirledi.
Yeni kurallar Eylül 2025’te yürürlüğe girdi. Lo’dan değişen kriterler doğrultusunda yeniden başvuru yapması istendi.
Bu yıl üçüncü kez bakanlık müdahalesi talebinde bulunan Lo’nun dosyasında; ülkede uzun süredir yaşaması, sağlık durumu, geri dönebileceği güvenli bir yer bulunmaması ve ağır mağduriyeti dikkate alındı.
Dosyayla ilgili mayıs ayında yetkililerden açıklama beklenmesinin ardından Avustralya Göçmenlik Bakanı Tony Burke, Lo’ya kalıcı oturum verilmesine karar verdi.
Lo’ya gönderilen resmî yazıda Bakan Burke’ün kamu yararı yetkisini kullanarak mahkeme kararının yerine daha olumlu bir karar koyduğu bildirildi.
Haberi aldığında büyük sevinç yaşayan Lo, bunun 40 yılı aşkın süredir kendisini ilk kez gerçekten mutlu hissettirdiğini söyledi.
Yıllarca süren başvurular, vize işlemleri ve ret kararları nedeniyle kendisini “kafese kapatılmış bir kuş” gibi hissettiğini anlatan Lo, kalıcı oturum sayesinde son yıllarını daha güvenli bir evde geçirebilmeyi umut ediyor.
“Tek istediğim bir kimlikti, başka hiçbir şey istemedim. Artık bitmek bilmeyen kaygı ve yalnızlıktan kurtulmak istiyorum.”
İLK KEZ PASAPORT SAHİBİ OLMAK İSTİYOR
Lo, bir yıl sonra Avustralya vatandaşlığına başvurmayı ve hayatında ilk kez pasaport sahibi olmayı planlıyor.
Ancak şimdilik başka bir ülkeye seyahat etmeyi düşünmediğini belirten Lo’nun en büyük dileği, yıllardır haber alamadığı ve artık 50’li ya da 60’lı yaşlarında olan çocuklarının iyi olduğunu öğrenmek.
“Hayatım boyunca yaşadığım güçlükler nedeniyle çocuklarım için hiçbir şey yapamadım. Kızım ve oğlum acaba iyi mi, bilmiyorum” diyen Lo, geleceğe ilişkin isteğini şu sözlerle özetledi:
“Son yıllarımı demokrasi ve özgürlüğün olduğu bir yerde geçirmek, gerçekten istediğim tek şey.”
Yorumlar