Dernekte düzenlenen etkinlikte, Faslı 2 şef, ülkelerinin mutfağından kurabiye yaparken Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Suna Timur Ağıldere de Afrika Yemek Kültürü üzerine sunum yaptı. Programın açılışında konuşan Afrika Kültür Evi Yönetim Kurulu Başkanı Zeliha Sağlam, Kültür Yolu Festivalleri kapsamında her yıl birkaç program yaptıklarını belirterek burada el sanatlarından yemeğe, atasözlerinden dansa Afrika'ya ait bütün kültürlerin görülebileceğini dile getirdi.
Sağlam, yılın belli dönemlerinde cumartesi ve pazar günleri etkinlikler düzenlediklerini anlatarak Afrika Kültür Evi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan tarafından bir sosyal sorumluluk projesi olarak 2016'da kurulduğunu hatırlattı. Emine Erdoğan'ın 2005'ten 2016'ya kadar Afrika'da sosyal sorumluluk projelerine katıldığını aktaran Sağlam, o dönemde Afrika ülkelerindeki kadınların ürettiklerini bir türlü gösteremediğini ya da satacak adil bir pazar bulamadığını kaydetti.
Zeliha Sağlam, bunun üzerine bu projenin hayat bulduğunu ve Emine Erdoğan'ın destek olmak için, onların yaptığı bu değeri bütün dünyaya tanıtmak için Afrika Kültür Evi'ni kurduğunu anlattı. Kültür Evi'nin, sonrasında bir kültürel diplomasi örneğine dönüştüğüne işaret eden Sağlam, "Biz çok memnunuz.
Bu geldiğimiz çizgiden dolayı." dedi. Açılış konuşmasının ardından Fas ve Türk vatandaşı şefler Bochra Kelily ve Vidad Kelily, yapılacak kurabiyeyi ve demlenecek nane çayını anlattı.
Prof. Dr.
Ağıldere de "Afrika Yemek Kültürü" sunumunda, Afrika Kültür Evi'nin amacının Afrika'yı kültürüyle Türkiye'yi getirebilmek olduğunu söyledi. Ağıldere, "Ne yazık ki sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada Afrika kıtası, Afrika kültürleri yeteri kadar tanınan kültürlerden değil." dedi.
Bir kıtada 5 farklı mutfak coğrafyası olduğuna işaret eden Ağıldere, birbirinden oldukça farklı ülkelerin bulunduğuna, bu kıtada 2 bin dilin konuşulduğuna dikkati çekti. 2030'da her 4 kişiden birinin Afrikalı olacağını değerlendirdiklerini aktaran Ağıldere, "Dolayısıyla sadece Türkiye'nin değil, dünyanın Afrika kıtasını, Afrika kültürlerinin insanlarını iyi tanıması gerekiyor." ifadesini kullandı. Ağıldere, bir kültürü tanımanın en önemli unsurlarından birinin de sofra olduğunu söyleyerek "Biz yemek kültürü, gastronomi dediğimizde diplomasiyi de aslında, kültürler arası iletişimi de bunun içerisine koyuyoruz." dedi.
Afrika'da yemek kültürünün anaerkil olduğunu ve anneden kız çocuğuna aktarıldığını kaydeden Ağıldere, erkeklerin de son derece aktif şekilde yemek kültürü içerisinde bulunduğunu ve birlikte sofra kurulduğunu anlattı. Prof.
Dr. Suna Timur Ağıldere, her hanede, Türkiye'de olduğu gibi anneden kız çocuğuna aktarılan geleneksel ev yemekleri tarifleri bulunduğunu belirterek bunun, kıtanın somut olmayan kültürel mirasının bir parçası olduğunu söyledi.
Afrika kıtası dendiğinde akla "çöller ve kuraklık" gibi basmakalıp ön yargılar geldiğine işaret eden Ağıldere, bunun sunulan bir imaj olduğunu ancak kıtanın üç denizle çevrildiğini ve balık ürünlerinin yoğun şekilde tüketildiğini dile getirdi. Ağıldere, geleneksel ev yemeklerinin yerini tüm dünyada baş döndüren bir hızla hazır yemeklere ve endüstriyel gıdalara bıraktığını; bunun, üzerine düşünülmesi gereken çok önemli bir konu olduğunu vurguladı.
Türk kültüründe olduğu gibi Afrika'da da misafirperverliğin oldukça önemli olduğunun altını çizen Ağıldere, gelen konuğun hiçbir zaman boş döndürülmemesini söyledi.
Prof. Dr.
Ağıldere, Afrika'nın 5 bölgesindeki ülkeleri ele alarak her bölge ve ülkenin yemek kültürüne dair bilgi verdi. Kahvenin bugün petrolden sonra en çok işlem gören emtialardan biri olduğuna değinen Ağıldere, öte yandan kahvedeki değer zincirinin büyük bir bölümünün üretici ülkelerde değil, tüketici ülkelerde yer aldığını söyledi.
Prof. Dr.
Suna Timur Ağıldere, Afrika ülkelerinin ise daha çok çay tükettiğine işaret ederek burada bir dengesizlik olduğunu ve tarihsel bir yüzleşme yapılması gerekirse şeker ve kahvenin "sömürgeci izler" taşıdığını söyledi. Programın sonunda davetlilere kurabiye, nane çayı ve Ruanda kahvesi ikram edildi.
Programa, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Başkent Üniversitesi Türk Mutfak Kültürü Merkezi ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Fakültesi Mutfak Sanatları Bölümü akademisyenleri ve şefler katıldı. Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.
💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!
✍️ Yorum Yapın