Akordeondan yükselen ezgiler Mikitamae köyünün sokaklarına yayılırken, 80 yaşındaki Maime Kapten çimenlerin üzerinde dönerek dans ediyor. İşlemeli eteği havalanıyor, boynuna dizilmiş gümüş zincir ve madeni paralar her hareketinde birbirine çarparak ses çıkarıyor.
Kapten, Estonya’nın güneydoğusu ile Rusya sınırında yüzyıllardır yaşayan Seto halkının üyelerinden biri. Seto dilini günlük hayatında akıcı biçimde konuşabilen sayılı kişiler arasında yer alıyor.
Normalde ıssız ve sakin olan Mikitamae, 1 Ağustos’ta düzenlenen 33’üncü Seto Krallık Günü’nde binlerce ziyaretçinin buluşma noktasına dönüştü. Köye girenlere bilet yerine sembolik vizeler verildi; etkinlik alanında krallığa ait özel para kullanıldı, yarışmalar yapıldı ve günün sonunda temsili bir askerî geçit düzenlendi.
GERÇEKTE HİÇ KURULMADIAdında “krallık” geçse de Setolar tarihte bağımsız bir devlete veya gerçek bir krala sahip olmadı. Bir günlük krallık fikri, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1994 yılında ortaya çıktı.
Yeni Estonya-Rusya sınırı, Setoların yüzyıllardır yaşadığı tarihî bölgeyi iki parçaya ayırmıştı. Aynı topluluğun üyeleri bir anda farklı ülkelerde kaldı. Ailelerini, akrabalarını ve mezarlıkları ziyaret etmek isteyenler sınırı geçebilmek için vize almak zorunda kaldı.
Rusya tarafında yaşayan Setoların büyük bölümü zamanla evlerini terk ederek veya satarak Estonya’ya taşındı. Bölgede 200’den az kişinin kaldığı belirtiliyor. Krallık Günü de birbirinden uzaklaşan topluluğu yeniden bir araya getirmek, kültürünü görünür kılmak ve dilin unutulmasını önlemek amacıyla düzenlenmeye başladı.
Maime Kapten için günün en önemli yanı da bu buluşma. Kapten, yılda bir kez tanıdıklarıyla karşılaşabildiklerini, birkaç kelime konuşup birbirlerine sarılabildiklerini anlatıyor.
ÖNCE SESLERİ DUYULUYORKrallık Günü’nde köyün sokakları, beyaz üzerine kırmızı işlemeli kıyafetler, renkli etekler, başlıklar ve ağır gümüş takılarla doluyor.
Setolar arasında, “Bir Seto kadınını görmeden önce duyarsınız” şeklinde eski bir söz bulunuyor. Bunun nedeni kadınların boynunda ve göğsünde taşıdığı gümüş zincirlerin, büyük broşların ve madeni para biçimindeki süslerin yürürken çıkardığı ses.
Bir asır önce günlük hayatta kullanılan bu kıyafetler artık çoğunlukla bayramlarda, düğünlerde ve kültürel etkinliklerde giyiliyor. Ancak giysiler yalnızca süs amacı taşımıyor. Renkler, başlıklar ve takılar; kadının evli olup olmadığını, kiliseye mi, pazara mı yoksa kutlamaya mı gittiğini anlatabiliyor.
Seto kültüründe gümüşün özel bir yeri var. Nesilden nesle aktarılan takılar yalnızca maddi değer taşımıyor; aile geçmişinin ve toplumsal kimliğin de parçası kabul ediliyor.
KRALI PEKOSeto gelenekleri, Doğu Ortodoks Hristiyanlığı ile Hristiyanlık öncesi inanışları yan yana yaşatıyor.
Topluluk üyeleri yüzyıllar boyunca kilise ayinlerine katılırken aynı zamanda bereket ve verimlilikle ilişkilendirilen mitolojik Peko’dan yardım istedi. Seto anlatılarında Peko, halkın yer altında uyuyan kralı olarak kabul ediliyor.
Bu nedenle bir günlük krallıkta gerçek bir kral seçilmiyor. Halk, Peko’nun dünyadaki temsilcisi ve habercisi sayılan “Ülemsootska”yı belirliyor.
Adaylar programlarını ağaç kütüklerinin üzerinde durarak açıklıyor. Ardından seçmenler destekledikleri adayın önünde sıraya giriyor ve yüzlerce metre uzayabilen ipleri tutuyor. En uzun sırayı oluşturan aday, bir yıl boyunca topluluğun temsilcisi oluyor. Resmî etkinlik programında seçim, krallık gününün ana törenlerinden biri olarak yer alıyor.
Bu yıl en uzun sıra, geleneksel kıyafet ustası Ingrit Kala’nın önünde oluştu. Yeni Ülemsootska ilan edilen Kala’nın önceliği Seto kültürünün tanıtılması ve dilin yeni kuşaklara aktarılması olacak.
BİN YILLIK ŞARKILARKutlamanın en dikkat çekici bölümlerinden birini “leelo” adı verilen geleneksel çok sesli şarkılar oluşturuyor.
Leelo söylenirken bir kadın ilk dizeyi tek başına seslendiriyor. Koro, dizenin son hecelerine katılıyor ve ardından sesler birbirine karışıyor. Şarkıların sözleri yazılı metinlerden değil, ağızdan ağıza aktarılan hikâyelerden, mitolojik anlatılardan ve günlük yaşamdan besleniyor.
Eskiden çalışırken, düğünlerde, cenazelerde, dinî törenlerde ve mevsimsel kutlamalarda farklı leelo şarkıları söyleniyordu. Şarkılar bu nedenle yalnızca müzik değil, geçmiş kuşakların nasıl yaşadığını, neye inandığını ve dünyayı nasıl yorumladığını anlatan sözlü bir arşiv niteliği taşıyor.
Bin yıldan daha eski olduğu düşünülen Seto leelo geleneği, 2009 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne alındı. UNESCO da leeloyu günümüzdeki Seto kimliğinin temel taşlarından biri olarak tanımlıyor.
SAYILAR YANILTIYOREstonya’nın 2021 nüfus sayımında yaklaşık 25 bin kişi Seto konuşabildiğini bildirdi. Ancak araştırmacılar, bu rakamın dilin gerçek durumunu tam olarak yansıtmadığı görüşünde.
Seto dilini gündelik hayatta düzenli ve akıcı biçimde kullananların sayısının yalnızca birkaç bin olduğu tahmin ediliyor. Dil ve kültür çalışmalarına aktif biçimde katılanların sayısının ise yaklaşık bin kişiyle sınırlı olabileceği belirtiliyor. Genç kuşakların giderek standart Estoncaya yönelmesi, dilin geleceğine ilişkin endişeleri artırıyor.
Setolar, kendi konuşma biçimlerini farklı telaffuzu, kelime hazinesi ve dil bilgisi bulunan ayrı bir dil olarak görüyor. Estonya’da ise Seto resmî olarak Estoncanın bölgesel bir lehçesi şeklinde sınıflandırılıyor.
Setomaa’daki geleneksel yerleşim bölgesinde 3 binden az insan yaşıyor. Seto konuşanların önemli bölümü iş ve eğitim nedeniyle ülkenin farklı kentlerine dağılmış durumda. Bu durum, dilin aile içinde aktarılmasını daha da zorlaştırıyor.
KÜÇÜK PRENS BİLE VARBölgede Seto dilinde eğitim veren bir anaokulu grubu, yerel bir gazete ve farklı yayınlar bulunuyor. Antoine de Saint-Exupéry’nin dünyaca ünlü Küçük Prens kitabı da Seto diline çevrilen eserler arasında.
Ancak yeni Ülemsootska Ingrit Kala’ya göre okuldaki dersler tek başına yeterli değil. Dil evde konuşulmadığında çocukların öğrendiklerini günlük yaşamda sürdürmesi güçleşiyor.
23 yaşındaki Maria Grünberg ise Seto dilini çocukken dinlediği leelo şarkılarına eşlik etmeye çalışarak öğrendi. Bugün gençlerden oluşan bir leelo korosunu yönetiyor. Krallık Günü’nde kendi uyarladığı geleneksel kıyafeti ve büyükanne ile büyükbabasından kalan takıları giyerek sahneye çıktı.
Grünberg ve arkadaşlarının vermek istediği mesaj açık: Seto dili ve şarkıları yalnızca yaşlılara ait bir geçmiş değil, gençlerin de sahip çıkabileceği yaşayan bir kültür.
BİR GÜNLÜK ÜLKEAkşam olduğunda temsili askerî geçit sona eriyor, krallık parası yeniden hatıraya dönüşüyor ve verilen vizelerin geçerliliği bitiyor. Mikitamäe ertesi gün tekrar Estonya’nın güneydoğusundaki küçük ve sessiz bir köy oluyor.
Ancak Setolar açısından krallık, eğlenceli bir festivalden ibaret değil. Bir günlüğüne çizilen sembolik sınırlar, gerçek bir sınırın parçaladığı topluluğu yeniden bir araya getiriyor.
Hiçbir zaman gerçek bir devleti olmayan Setolar, yılda bir gün kendi krallıklarını kurarak dünyaya hâlâ burada olduklarını hatırlatıyor.
Yorumlar