‘Hayalim, İstanbul Modern’in yanında bir ek bina inşa etmek’

‘Hayalim, İstanbul Modern’in yanında bir ek bina inşa etmek’

Yaklaşık 2 bin projeye imza atan ve doğadan ilham alan yaklaşımıyla bilinen Ross Lovegrove, tasarım dünyasının öncü isimlerinden.

📝 Editör Özeti ÖNE ÇIKANLAR
  • Yaklaşık 2 bin projeye imza atan ve doğadan ilham alan yaklaşımıyla bilinen Ross Lovegrove, tasarım dünyasının öncü isimlerinden.
  • 24-26 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek Furnishings&Design Istanbul’da (FDI) bir konuşma yapacak olan Ross Lovegrove’a teknolojinin tasarım dünyasını nasıl değiştirdiğini ve yapay zekânın yaratıcı süreçteki rolünü de sorduk.
  • ◊ Sizi endüstriyel tasarım alanına yönlendiren ve bugünkü tasarım felsefenizin temelini oluşturan en önemli kırılma noktası neydi?

Yaklaşık 2 bin projeye imza atan ve doğadan ilham alan yaklaşımıyla bilinen Ross Lovegrove, tasarım dünyasının öncü isimlerinden. 24-26 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek Furnishings&Design Istanbul’da (FDI) bir konuşma yapacak olan Ross Lovegrove’a teknolojinin tasarım dünyasını nasıl değiştirdiğini ve yapay zekânın yaratıcı süreçteki rolünü de sorduk. ◊ Sizi endüstriyel tasarım alanına yönlendiren ve bugünkü tasarım felsefenizin temelini oluşturan en önemli kırılma noktası neydi? Sanat okuluna gidene kadar hayatımda pek yön duygusuna sahip değildim.

Yaratıcı zihne sahip olduğumu biliyordum ama bunu nasıl hayata geçireceğim konusunda fikrim yoktu. İşçi sınıfı aileden gelen biri olarak, karşıma çıkan her fırsatı, gelecekteki ufkumu şekillendirecek ve yaratıcı inovasyon dünyasında potansiyelimi gerçekleştirmemi sağlayacak bir vizyonla ele almam gerektiğini hissediyordum.

Teknolojinin ve malzemelerin evrimine ve tasarımın önemine daha fazla odaklanmam gerektiğini düşünüyordum. ◊ Kariyerinizin ilk döneminde Sony için Walkman üzerinde çalıştınız. Bir süre önce de Google yapay zekâsıyla birlikte bir sandalye tasarladınız.

Teknolojiyle tasarım nasıl dönüşüyor? Yaklaşık 50 yıllık tasarım geçmişimle analog çağdan dijital çağa, şimdi de yapay zekâ çağına geçişe tanıklık etmiş olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Analog çağdaki tasarım süreci gözlem ve hayal gücünün, illüstrasyon, teknik çizim, maket yapımı gibi yöntemlerle daha yavaş ilerleyen ama yoğun bir yaratıcı süreçle buluşması üzerine kuruluydu. Alanınızda zirveye ulaşmak için gerçekten olağanüstü beceri donanımına sahip olmanız gerekiyordu.

Dijital çağ geldiğinde bunun süreci kökten değiştireceğini ve küresel endüstriyel üretime sorunsuz bir şekilde bağlanacağını biliyordum ve onu tüm kalbimle benimsedim. Artık yapay zekâ var ve bu onunla nasıl konuşacağını bilen insanların elinde şimdiden muazzam bir potansiyel patlaması yaratıyor.

Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Çünkü bu, tıpkı aynı zihniyete sahip binlerce tasarımcının eşzamanlı olarak işbirliği yapması gibi bir şey. Google’la yaptığım işbirliği dünyada bir ilkti.

Ortaya çıkan sandalye tasarımı dikkat çekiciydi. Çünkü yalnızca ‘iskelet yapı’, ‘morfogenez’ gibi kelimelerle ifade edilen ilkeleri kullandık; hiçbir zaman ‘sandalye’ kelimesini kullanmadık.

Yapay zekâ benim için mükemmel bir araç; yeni teknolojileri her zaman benimsiyorum. ◊ Sizce geleceğin tasarımında sürdürülebilirlik malzeme seçimi dışında hangi başlıklarda dönüşecek? Mineraller, kum, petrol, bitkiler...

Bunlar bize armağan edilen, ilk bakışta en durağan ve etkisiz görünen malzemeler. Otomobiller, akıllı telefonlar, uçaklar, uzay araçları, bilgisayarlı tomografi cihazları ve yüksek teknoloji ürünü spor kıyafetleri bunlardan ortaya çıkıyor.

İnsanların bunu hatırlaması gerekiyor. Bu yeni gelişmiş zekâ, insanların çıkar çatışmaları, kendine düşkünlüğü, manipülasyonu, kâr hırsı veya azınlığın aşırı servet biriktirmesi gibi konularla engellenmediği için gerçekten ‘akıllı’ olacak.

Çeşitlilikse sanatsal ve sınırsız bir hayal gücüne sahip tasarımcıların sürece dahil olmasıyla ortaya çıkacak. Bu tasarımcılar nadir bulunan kâhinlere dönüşecek ve sıradan, her yerde olan nesnelere değer kazandıracaklar. ◊ Geleceğin yaşam alanlarını düşündüğünüzde evlerde nasıl bir dönüşüm bekliyorsunuz?

Benim bakış açıma göre içmimarlık hâlâ mağara ya da vaha fikrinin alanında.

Bir evin dış dünyadan uzak, güvenli bir sığınak olması gerekiyor. Kapı kilitlendiğinde insanın zihni ve bedeni, diğer insanların hayatlarının enerjisinden ve müdahalesinden özgürleşmeli.

Evler başkasının vizyonundan hareketle kurulmuş olmamalı. Bana göre ev, satın alınıp içine yerleşilen bir şey değil; sizin bir uzantınız olmalı.

Teknoloji hayatı kolaylaştırmalı, konfor sağlamalı. Bana göre ev, sağlığın ve iyi oluşun mekânı olmalı.

Bu nedenle benim odağım ve daha geniş katkım, banyo gibi bildiğimiz alanların ötesinde yeni bir mekânı anlamak ve tanımlamak olurdu: Kişinin kendi bedenini takip edebileceği ve yaşam tapınağının kontrolünü tamamen eline alabileceği, kişisel bir teşhis arayüzü niteliğinde mikro bir sığınak. ◊ İstanbul’da tasarımın geleceği üzerine konuşacaksınız. Türkiye’nin tasarım potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dengeler Doğu’ya kayarken ve ortadoğu yeniden konumlanırken İstanbul’un bir köprü görevi görmesi adına inanılmaz fırsatlar görüyorum. FDI tasarım fuarında Türkiye’nin mobilya ekonomisine dair genel bir bakış edinmeyi ve sektörün potansiyelini desteklemeyi çok istiyorum.

Hayalim, İstanbul Modern’in yanında bir ek bina inşa etmek. İstanbul Modern, İstanbul’daki mimari, kültür ve sanatın birleşimini temsil eden gerçekten olağanüstü bir yapı.

Ayrıca Londra, Paris ve Milano örneklerinde olduğu gibi, sergiler ve etkinlikler için şehrin tarihi açıdan önemli mekânları kullanılmalı. Örneğin, Hermes ve Vuitton, Milano’daki fuar alanında değil, şehrin merkezinde sergilerler; sizin de elinizde gerçekten olağanüstü bir şehir var.

Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.

İlgili Konular: #Teknoloji #İstanbul #Modern’in

💬 Yorumlar (0) Siz de düşüncelerinizi paylaşın

Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorumu siz yapın!

✍️ Yorum Yapın