IEA petrol arzı tahminini düşürdü: Türkiye'yi ne bekliyor?

IEA petrol arzı tahminini düşürdü: Türkiye'yi ne bekliyor?

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Ağustos Petrol Piyasası Raporu, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından önümüzdeki aylarda enerji maliyetlerinin yüksek seyretmeye de…

🤖 Yapay Zekâ Editör Özeti & 3 Maddede Öne Çıkanlar ÖZGÜN ANALİZ
  • Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Ağustos Petrol Piyasası Raporu, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından önümüzdeki aylarda enerji maliyetlerinin yüksek seyretmeye devam edebileceğine işaret ediyor.
  • Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizliğin sürmesi ve petrol ürünleri arzındaki sıkışıklık nedeniyle Ajans, 2026 yılına ilişkin küresel petrol arzı tahminini yeniden aşağı çekti.
  • Rapora göre küresel petrol arzı bu yıl günlük ortalama 4,3 milyon varil azalacak.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Ağustos Petrol Piyasası Raporu, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından önümüzdeki aylarda enerji maliyetlerinin yüksek seyretmeye devam edebileceğine işaret ediyor. Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizliğin sürmesi ve petrol ürünleri arzındaki sıkışıklık nedeniyle Ajans, 2026 yılına ilişkin küresel petrol arzı tahminini yeniden aşağı çekti. Rapora göre küresel petrol arzı bu yıl günlük ortalama 4,3 milyon varil azalacak. Üçüncü çeyrek arz tahmini geçen aya göre günlük 1,7 milyon varil düşürüldü. Küresel petrol talebinin ise günlük ortalama 1,6 milyon varil gerilemesi bekleniyor. IEA, buna rağmen fiyatların yüksek kalacağınıöngörüyor. Talep zayıflarken fiyat baskısının sürmesinde arz zincirindeki aksaklıklar, rafineri darboğazları ve petrol ürünlerine erişimin zorlaşması etkili oluyor. DW Türkçe'den Pelin Ünker'e konuşan enerji uzmanı Ali Arif Aktürk, Türkiye açısından asıl riskin fiziki petrol arzından çok enerjiye daha yüksek maliyetle ulaşmak olduğunu belirtiyor. Aktürk, Türkiye'nin petrol ve dizel tedarikini farklı ülkelerden sürdürebildiğini ancak Karadeniz'deki gelişmeler ile petrol ürünleri fiyatlarının Türkiye'yi doğrudan etkilediğini ifade ediyor. Karadeniz çıkışlı Kazak petrolünde de sıkıntı yaşandığını belirten Aktürk, bunun da fiyatlar üzerindeki baskıyı artıran unsurlardan biri olduğunu söylüyor. Özellikle Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik saldırılarının Türkiye ve Akdeniz çanağındaki fiyatları Hürmüz'deki krizden daha fazla etkilediğini ifade ediyor. "Türkiye fiziki enerji tedariki açısından Hürmüz'den çok etkilenmedi. Ama Karadeniz saldırıları çok etkileyebilir." IEA raporunda en dikkat çekici başlıklardan biri ham petrolden çok dizel ve diğer rafine ürünlerde yaşanan sıkışıklık. Ajansa göre küresel rafinerilerin ham petrol işleme miktarı temmuz ayında artsa da geçen yılın aynı döneminin yaklaşık 5 milyon varil altında kaldı. Ortadoğu'daki ihracat kesintileri ve Rus rafinerilerine yönelik saldırılar nedeniyle üçüncü çeyrek rafineri işleme tahmini de günlük 370 bin varil aşağı çekildi. Bunun sonucu olarak dizel, jet yakıtı ve benzin piyasalarında arz daralırken Atlantik Havzası'nda rafineri marjları rekor seviyelere yükseldi. Rusya, Ortadoğu ve Asya'dan yapılan dizel ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre günlük 1,3 milyon varil geriledi.

Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Bu miktar küresel deniz yoluyla yapılan dizel ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine karşılık geliyor. Aktürk'e göre Türkiye açısından belirleyici olan artık ham petrol fiyatından çok dizel piyasasında yaşanan sıkışıklık. Son iki ayda Rusya'nın dizel ihracatının aylık bazda yaklaşık yüzde 65 gerilediğini, buna karşılık toplam petrol ürünleri ihracatındaki düşüşün yüzde 30 seviyesinde kaldığını belirten Aktürk, dizel ihracatındaki gerilemenin genel petrol ürünleri ihracatındaki düşüşten çok daha sert olduğunu ifade ediyor. Bunun hem Rus rafinerilerine yönelik saldırılardan hem de ihracat kısıtlamalarından kaynaklandığını söylüyor. Aktürk, Türkiye'ye temmuz ayında 18 tankerle toplam 447,7 bin ton dizel geldiğini, bunun önemli bölümünün Rusya kaynaklı olduğunu belirtiyor. Türkiye'deki pompa fiyatlarının Akdeniz piyasasındaki Lavera ve Genova ürün fiyatlarını takip ettiğini söyleyen Aktürk, bu nedenle uluslararası piyasalardaki artışın iç piyasaya da yansımaya devam edeceğini ifade ediyor. "Ben kışa doğru özellikle kasım ortalarına kadar daha fazla bir artış bekliyorum." IEA raporu, petrol piyasasında fiyat oluşumunun giderek ham petrol miktarından uzaklaştığını ortaya koyuyor. Temmuz ayında referans petrol fiyatları yaklaşık 40 dolarlık geniş bir bantta dalgalanırken, ürün piyasalarındaki sıkışıklık fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdı. Aktürk de piyasanın dinamiklerinin değiştiğini belirtiyor. IEA'nın önceki raporlarında Hürmüz Boğazı'ndaki krizin kısa sürede çözüleceği beklentisinin öne çıktığını söyleyen Aktürk, son raporda bu yaklaşımın değişmeye başladığını ifade ediyor. "IEA, İran krizinin başından beri genel olarak iyimser mesajlar veriyordu. Hürmüz krizinin kısa dönemde çözüleceğini varsayıyordu." Aktürk'e göre IEA, petrol piyasasını çoğunlukla arz ve talep rakamları üzerinden değerlendiriyor, piyasanın gerçek dinamiklerini ise gecikmeli yorumluyor. Son dönemde yalnızca Hürmüz'deki gelişmelerin değil, Rusya-Ukrayna savaşının da petrol ürünleri piyasasını yeniden şekillendirdiğini belirten Aktürk, bazı rafinerilerde kritik ünitelerin onarılamaz ölçüde hasar gördüğünü ve rafineri kapasitelerinin yüzde 30-40 oranında devre dışı kaldığını söylüyor.  "Artık fiyatlama, toplam petrol arzından çok hangi varilin, hangi bölgede, hangi tarihte ve hangi navlun maliyetiyle erişilebilir olduğu etrafında şekilleniyor." Aktürk, tanker navlunları ve sigorta maliyetlerindeki artışın da fiyat oluşumunda giderek daha belirleyici hale geldiğini söylüyor. Karadeniz'de sigorta maliyetlerinin de artık Hürmüz Boğazı'ndakine benzer seviyelere ulaştığını belirtiyor. Yüksek enerji fiyatlarının Türkiye ekonomisine etkisi yalnızca akaryakıtla sınırlı kalmıyor.

Aktürk, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişincari açığı doğrudan etkileyeceğini belirtiyor. Doğal gaz sübvansiyonları ile enerji kaynaklı bütçe yükünün artmasının Hazine'nin borçlanma ihtiyacını yükseltebileceğini ifade ediyor. Dizelde uygulanan eşel mobil mekanizması nedeniyle bütçe gelirlerinde yaşanabilecek azalmanın da bu baskıyı artırabileceğini söylüyor. Enflasyonla mücadelede döviz rezervlerinin belirleyici olacağını söyleyen Aktürk, baskılanan döviz kurunun dış ticaret dengesini, sanayinin rekabet gücünü ve ihracatı olumsuz etkilediğini belirtiyor. Enflasyondaki yükseliş eğiliminin ise süreceğini öngörüyor. "Ekonomik açıdan zor bir döneme giriyoruz" diyen Aktürk, sonbaharla birlikte hidroelektrik santrallerin üretiminin azalmasıyla doğal gaz ve kömür santrallerinin daha fazla devreye gireceğini belirtiyor. Bunun elektrik piyasasında fiyatları yukarı çekebileceğini ve sanayi üzerinde yeni maliyet baskıları yaratabileceğini ifade ediyor. Aktürk, kış aylarında konut tüketimindeki artış nedeniyle Türkiye'nin yaklaşık 50-55 ilave spot LNG kargosuna ihtiyaç duyacağını, Avrupa'nın depolarını doldurma sürecinin de uluslararası gaz fiyatlarını yukarı yönlü etkileyebileceğini belirtiyor. "Ezcümle zor bir kış ekonomi yönetimini bekliyor." IEA'nin dikkat çektiği bir diğer gelişme ise küresel petrol stoklarındaki hızlı düşüş. Rapora göre gözlemlenen küresel petrol stoklarıyalnızca Temmuz ayında 69 milyon varil azaldı. Savaşın başlamasından bu yana toplam stok kaybı ise 410 milyon varile ulaştı. Böylece toplam gözlemlenen petrol stokları Nisan 2025'ten bu yana ilk kez 7,9 milyar varilin altına indi. Ajans, yılın sonuna doğru piyasada yeniden arz fazlası oluşmasını beklese de üçüncü çeyrekte küresel petrol piyasasının günlük 1,8 milyon varillik açık vereceğini öngörüyor. Mevcut stok tamponlarının hızla erimesi nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının her geçen gün daha kritik hale geldiği değerlendirmesinde bulunuyor.  Aktürk, petrol piyasasını değerlendirirken yalnızca Brent ve WTI fiyatlarına bakmanın yeterli olmadığını, gerçek fiyat oluşumunun rafineri marjları ve ürün piyasalarında izlendiğini söylüyor. "Ekranlarda takip edilen Brent, WTI fiyatları ile gerçek hayatta oluşan, fiili fiyatların ilişkisi kırıldı" diyen enerji uzmanı, bu nedenle önümüzdeki aylarda rafineri marjları, Lavera ve Genova ürün fiyatları, Karadeniz'deki gelişmeler ile tanker navlun ve sigorta maliyetlerinin birlikte izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.

Yorumlar

Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!