Gelişmelerden anında haberdar olun. Araç almak isteyen milyonlarca tüketicinin kafasında bugün aynı soru var: “Beklersem daha uygun bir fiyat yakalayabilir miyim, yoksa artan maliyetlerle birlikte daha yüksek fiyatlarla mı karşılaşırım?” Yüksek kredi faizleri, finansmana erişimdeki zorluklar ve fiyat belirsizliği otomobil talebini ertelerken, pazardaki değişim yalnızca satış rakamlarında değil, tüketicinin tercih ettiği araçlarda da kendini gösteriyor. Peki, otomobil almak için doğru zaman ne zaman? Tüketici gerçekten fiyatların düşmesini mi bekliyor, yoksa artık daha ekonomik, teknolojik ve düşük kullanım maliyetli araçlara mı yöneliyor? Türkiye otomotiv pazarındaki son veriler, bu soruların yanıtlarının değişen bir alışkanlığa işaret ettiğini gösteriyor. YÜZDE 25’LİK KÜÇÜLME NE ANLATIYOR Türkiye otomotiv pazarı, yılın ilk yedi ayında hem satışlardaki gerilemeyle hem de tüketici tercihlerindeki dikkat çekici değişimle yeni bir döneme işaret etti. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin (ODMD) ocak-temmuz verileri, toplam satışlarda gerilemeye işaret etse de elektrikli ve hibrit araçların yükselişini sürdürdüğünü de ortaya koydu. Rakamlara bakıldığında ocak-temmuz döneminde otomobil ve hafif ticari araç satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,72 azalarak 638 bin 965 adet oldu. Otomobil satışları yüzde 12,14 düşüşle 502 bin 712’ye, hafif ticari araç satışları ise yüzde 5,05 gerileyerek 136 bin 253’e indi. Temmuz ayında ise pazar daralması daha belirgin hissedildi; otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 25 küçüldü. Öte yandan elektrikli otomobillerde ise özellikle daha erişilebilir modellerin yükselişi dikkat çekti.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; 160 kilovat altındaki elektrikli araçların satışları yüzde 5,3 artarak toplam pazarın yüzde 16,7’sine ulaşırken, 160 kilovat üzerindeki modellerin payı yüzde 57,8 düşüşle yüzde 2 seviyesinde kaldı. ‘BEKLE-GÖR’ MODUNA GİRİLDİ Temmuz ayında yaşanan bu yüzde 25’lik sert daralmanın pazarın bir erteleme ve ‘bekle-gör’ moduna girdiğini net bir şekilde gösterdiğini söyleyen Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, “Vatandaşın alımı ertelemesindeki birinci ve en büyük etken krediye erişim zorluğu ve yüksek finansman maliyetleri” dedi. Şu anda mevduat faizlerinin sunduğu cazip getirinin, birikim sahiplerini araç almak yerine mevduatta kalmaya teşvik ettiğine dikkat çeken Karakaş, “Kredi kullanarak araç almayı hedefleyen geniş kitle yüksek taşıt kredisi faiz oranları ve BDDK sınırlandırmaları (kredi kullanım oranlarının düşüklüğü) nedeniyle oyundan çekilmek zorunda kalıyor. Yüksek fiyatlar da bu tablonun zeminini oluşturuyor ancak temel düğüm finansmanda kilitleniyor” şeklinde konuştu. FİYATLARDA DÜŞÜŞ BEKLENMELİ Mİ? SONBAHAR DÖNEMİNE DİKKAT! Tüketicinin ‘fiyatlar radikal şekilde düşer’ beklentisine girmesini gerçekçi bulmadığını söyleyen Muhammed Ali Karakaş, “Otomotiv pazarında fiyat mekanizmasını belirleyen iki ana anahtar var: Döviz kuru ve küresel üretim/tedarik maliyetleri. Kur tarafındaki yukarı yönlü trend ve Euro/Dolar paritesindeki hareketler korunduğu sürece, nominal araç fiyatlarında kalıcı ve büyük indirimler beklemek hayalcilik olur” ifadelerini kullandı. Ancak sonbahar döneminde markaların ve distribütörlerin stok eritme hareketlerine sahne olacağını da hatırlayan Karakaş, “Fiyat listelerinde açık bir indirim görmesek bile; sıfır faizli kredi kampanyaları, takas destekleri, aksesuar/bakım hediyeleri ve indirimli filolar üzerinden gizli/örtülü indirimlerin arttığı bir rekabet ortamı göreceğiz. Tüketici için ‘bekleme’ stratejisi fiyat düşüşü için değil, bu kampanya avantajlarını yakalamak adına makul olabilir.
Ancak kur baskısı göz önüne alındığında, sonbahar sonrasında yeni zam riskinin her zaman masada olduğunu unutmamak gerekir” dedi. 1,5 MİLYON TL’LİK BİR ARAÇTA NASIL BİR FİYAT DEĞİŞİMİ BEKLENİYOR? Peki, önümüzdeki dönemde fiyatlarda gerileme veya artış olursa bu oranlar ne seviyede gerçekleşir? Örneğin 1,5 milyon TL’lik çok satan bir model üzerinden nasıl bir değişim yaşanır? “Gerileme senaryosunda (kampanyalı satışlar), doğrudan etiket fiyatında yüzde 10-15’lik bir düşüş beklemek imkansıza yakın. Ancak stok revizyonu ve markaların finansman destekleriyle (örneğin 300 bin TL’ye 12 ay yüzde 0 faiz gibi) tüketicinin cebine yansıyan toplam maliyet avantajı yüzde 3 ila yüzde 5 bandında bir esneme yaratabilir” diyen Muhammed Ali Karakaş şöyle devam etti: “Yani 1,5 milyon TL’lik bir aracın sunduğu nakit ve kampanya avantajı karşılığı yaklaşık 1,42-1,45 milyon TL seviyelerine denk gelen bir alım fırsatı doğurabilir. Artış senaryosu (kur ve maliyet baskısı) ise kurdaki kademeli yükseliş ve model yılı geçişleri dikkate alındığında, sonbahar ve yıl sonuna doğru fiyatlarda yüzde 5 ila yüzde 10 arasında bir artış potansiyeli yüksek. Bu durumda aynı araç 1,5 milyon TL’den 1,57-1,65 milyon TL bandına tırmanabilir. Özetle, araç alma niyeti ve imkânı olan tüketicinin radikal düşüşler bekleyerek nakitte kalması, kur kaynaklı zam dalgasına yakalanma riskini beraberinde getirebilir.” Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
Yorumlar
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!