Mısır’ın Minya bölgesindeki Cebel el-Tayr nekropolünde kazı yapan arkeologlar, ülkenin mimarlık tarihine ilişkin önemli ipuçları sunan iki mezar ortaya çıkardı.
Yaklaşık 5 bin yıl öncesine tarihlenen mezarlarda, duvarların alt bölümlerinin kalın, üst kısımlarının ise giderek daha dar biçimde inşa edildiği belirlendi. Yapının ağırlığını daha dengeli dağıtan bu yöntem, sonraki yüzyıllarda basamaklı piramitlerde ve Giza piramitlerinde çok daha büyük ölçekte kullanıldı.
Araştırmacılara göre buluntular, piramitlerin mühendislik tekniklerinin bir anda ortaya çıkmadığını; nesiller boyunca yapılan mimari denemeler sonucunda geliştirildiğini gösteriyor.
DUVARLAR DARALIYORMezarlardan ilki, alışılmışın dışında tasarımı nedeniyle “istisnai” bir keşif olarak nitelendirildi. Yapının duvarları zeminde geniş başlayarak yukarı doğru daralıyor ve böylece daha fazla dayanıklılık sağlıyordu.
Benzer bir mimari yaklaşım daha sonra Mısır’ın basamaklı piramitlerinde ve Keops, Kefren ile Mikerinos piramitlerinin yapımında kullanılacaktı.
İkinci mezarın da benzer bir plana sahip olduğu ancak çok daha iyi korunduğu belirtildi. Bu sayede arkeologlar, yapının özgün tasarımını ve kullanılan inşaat yöntemlerini daha ayrıntılı biçimde inceleyebildi.
Mezarlarda duvarların tamamı boyunca uzanan büyük ahşap desteklere de rastlandı. Bu parçaların yapıyı güçlendirmek ve taş blokların hareket etmesini önlemek amacıyla kullanıldığı düşünülüyor.
Taş yüzeylerde bulunan oksitlenme izlerinin ise işçilerin blokları kesmesi ve biçimlendirmesi sırasında kullanılan aletlerden kalmış olabileceği değerlendiriliyor.
KRAL DEN BENZERLİĞİMısır Yüksek Eski Eserler Konseyi Genel Sekreteri Dr. Hişam el-Leysi, yapıların Mısır’ın Birinci Hanedan döneminin güçlü hükümdarlarından Kral Den’e ait mezarla benzerlik gösterdiğini açıkladı.
Birinci Hanedan, Yukarı ve Aşağı Mısır’ın yaklaşık MÖ 3100’de tek bir krallık altında birleşmesinin ardından ülkeyi yöneten ilk hükümdar ailesiydi.
Bu dönemde merkezi devlet yönetimi güçlenmiş; yazı, mimarlık, mühendislik ve kraliyet mezarları konusunda önemli gelişmeler yaşanmıştı.
Yeni bulunan mezarların, ilk Mısır krallarının gömüldüğü Abidos’taki kraliyet yapılarıyla benzerlik taşıması, gelişmiş inşaat bilgilerinin ülkenin farklı bölgelerine erken tarihlerde yayıldığını düşündürüyor.
Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanı Şerif Fethi, keşfin mezar mimarisinin basit gömü alanlarından binlerce yıl ayakta kalacak büyük anıtlara nasıl dönüştüğünü anlamaya yardımcı olabileceğini söyledi.
BİNLERCE YIL KULLANILDIKazılarda, Mısır’ın tek bir krallık altında birleşmesinden önceki dönemlere ait mezarlar da bulundu.
Bazı kişilerin cenin pozisyonunda gömüldüğü, bedenlerinin dokuma bitki hasırlarına sarıldığı ve yanlarına siyah ağızlı seramik kaplar bırakıldığı belirlendi. Bu buluntular, Mısır’ın tarih öncesi Nakada II ve Nakada III dönemlerine tarihlendirildi.
Aynı alanda Antik Mısır’ın Geç Dönemi’ne ait tekli ve toplu gömüler de ortaya çıkarıldı. Bazı kişilerin ahşap tabutlara yerleştirildiği, tabutların büyük kısmı çürümüş olsa da bazı parçalarının günümüze ulaştığı bildirildi.
Farklı dönemlere ait mezarlar, Cebel el-Tayr’ın binlerce yıl boyunca önemli bir gömü alanı olarak kullanılmaya devam ettiğini gösteriyor.
Araştırmacılar, iki mezarın doğrudan piramit yapımında kullanılan teknolojiyi kanıtlamadığını ancak daha sonraki anıtsal yapılarda görülen mühendislik ilkelerinin sanılandan daha erken geliştirildiğini ortaya koyduğunu belirtiyor.
Keşif, Antik Mısır mimarisinin yalnızca kraliyet merkezlerinde değil, ülkenin farklı bölgelerinde yapılan uzun süreli denemelerle şekillenmiş olabileceği görüşünü güçlendiriyor.
Yorumlar