Hipersonik silahlar, son yıllarda savunma sanayiinin en çok konuşulan başlıklarından biri hâline geldi. ABD, Rusya ve Çin’in yoğunlaştığı bu alanda Türkiye de kendi programını yürütüyor. ROKETSAN tarafından geliştirilen TAYFUN Blok-4, ülkenin bu kategorideki ilk sistemi olarak öne çıkıyor. ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, sistemle ilgili yaptığı açıklamada testlerin başarıyla tamamlanmasının ardından yıl içinde seri üretime başlamayı hedeflediklerini belirtti. Füze, SAHA EXPO 2026’da ilk kez fırlatma aracı üzerinde sergilenmişti. Blok-4, tek başına doğmuş bir sistem değil; kademeli olarak olgunlaşan bir ailenin en yeni halkası. Ailenin ilk üyesi TAYFUN Blok-1, 2022 yılında gerçekleştirilen atış testinde yaklaşık 561 kilometrelik menzile ulaşarak Türkiye’nin envanterindeki en uzun menzilli yerli balistik füze oldu. Blok-2 ise 2026 Mayıs’ında ilk kez Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterine girdi. Aynı yılın ağustos ayında sistemin fırlatma, taşıma-yükleme ve komuta kontrol araçlarının teslim edilmesiyle TAYFUN, bütünleşik bir silah sistemi hâline geldi. Blok-4 ise ailenin hipersonik kabiliyet kazandırılan versiyonu olarak konumlanıyor. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre sistemin temel parametreleri şöyle: Menzile ilişkin resmî bir açıklama yapılmış değil.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Basında yer alan tahminler geniş bir aralıkta değişiyor; bu nedenle kesin bir rakam üzerinden konuşmak için resmî bildirimi beklemek gerekiyor. Bu noktada sık karşılaşılan bir karışıklık var. Balistik füzeler zaten atmosfere yeniden giriş sırasında Mach 5’in çok üzerinde hızlara ulaşır. Dolayısıyla bir sistemi hipersonik sınıfına taşıyan tek başına hız değil. Belirleyici olan manevra kabiliyeti. Klasik bir balistik füze, öngörülebilir bir yay çizerek hedefine iner; bu yörünge hesaplanabildiği için hava savunma sistemleri önleme noktasını tahmin edebilir. Hipersonik sistemler ise bu hızda rota değiştirebildikleri için önleme çözümünü sürekli bozar. Savunma tarafında tepki süresini kısaltan da tam olarak bu özellik. Blok-4’ün tanımında öne çıkan “hipersonik hızda manevra” ifadesi, sistemi klasik balistik füzelerden ayıran nokta olarak değerlendiriliyor. ROKETSAN Genel Müdürü İkinci’nin açıklamalarında dikkat çeken bir başka başlık, hipersonik tehditlere karşı yürütülen çalışmalar. Yani Türkiye yalnızca bu tür bir silahı geliştirmiyor; aynı zamanda benzer sistemlere karşı savunma kabiliyeti üzerinde de çalışıyor.
Bu ikinci başlık, katmanlı hava savunma mimarisi Çelik Kubbe ile doğrudan ilişkili. Uzun menzilli SİPER sisteminin üst katmanda konumlanması, radar ağının genişletilmesi ve erken uyarı süresinin uzatılması, hipersonik tehdide karşı geliştirilen yaklaşımın parçaları arasında yer alıyor. Hipersonik silah geliştirdiğini açıklayan ülke sayısı sınırlı. Rusya, Kinzhal ve Zirkon sistemlerini envanterine aldığını duyurdu. Çin, DF-17 ile kayan başlıklı sistemini uzun süredir kullanıyor. ABD ise HACM programındaki gecikmelerin ardından DARPA üzerinden yeni nesil bir hipersonik seyir füzesi için sanayiye çağrı yaptı. Türkiye’nin programı, bu ülkelerden farklı bir yoldan ilerliyor. Sıfırdan yeni bir platform yerine, olgunlaşmış TAYFUN ailesinin üzerine kabiliyet eklenerek ilerlenmesi, geliştirme süresini kısaltan bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Blok-4’ün seri üretime geçmesi hâlinde Türkiye, hipersonik sınıfta sistem üreten sayılı ülke arasında yer almış olacak. Yorumunuz gönderildi,onaylandıktan sonra yayımlanacak. Δ document.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() ); Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
Yorumlar
Bu haber henüz yorumlanmadı. İlk yorum yapan siz olun!