Maratona del Golfo Capri-Napoli, İtalya’nın Capri Adası’yla Napoli Körfezi arasında gerçekleştirilen dünyanın en prestijli ve zorlu açık su ultra maratonlarından biri. 13 Haziran’da düzenlenen maratonun 28 kilometrelik (Vesuvius parkuru) kategorisinin şampiyonuysa milli sporcumuz Eda Savcıgil oldu. 18 yaşındaki Savcıgil 9 saat süren mücadeleyi 1’inci tamamladı. Yarış sürecinde kusmasına, ona eşlik eden teknenin motorunun bozulmasına ve kolundan sakatlanmasına rağmen pes etmedi. Genç sporcuyla başarısını ve yaşadıklarını konuştuk.
◊ Capri-Napoli’nin 28 kilometrelik parkuruna katılma fikri nasıl doğdu?
Antrenörüm Bengisu Avcı’yla tanıştıktan sonra dünyanın en zorlu açık yüzme maratonu olan Okyanus 7’lisine (Oceans Seven) ilgi duymaya başladım. Bunun için tamamlamam gereken adımlar ve hazırlık aşamaları vardı. İlk başta ülkemizdeki ultra maraton ve maraton parkurlarını yüzdüm. Sonra “Yurtdışında kendimi görmeliyim” dedim. En yakındaki yarışa baktım, Capri-Napoli’yi gördüm ve “Bunu yüzmek istiyorum” dedim. Ama çok az sporcu alıyorlar. 9 solo yüzücü yarıştık. Aslında yer yoktu ama bir sporcu sakatlandı. Türkiye’deki derecelerimi gönderdim. Bana “İki parkura da gelebilirsin, derecelerin yetiyor” dediler. Ben de bu parkuru yüzmeyi çok istediğimi söyledim.
◊ Birinci olduğunu anladığında ilk aklından geçen şey neydi?
Sevincimi ilk Bengisu Avcı’yla paylaştım. 9 saatlik yolculuk boyunca hep birlikteydik, yarım saatte bir onunla temas halindeydim. Başarmanın mutluluğunu yaşadım. Bir Türk kadını olarak kadın-erkek tüm sporcuları geride bırakıp birinci olmak benim için çok ayrı bir duyguydu. İtalyanlar biraz milliyetçi ve yarışın favorisi bir İtalyan sporcuydu. Yarışı ikinci bitirdi. Tarif edilemez bir duyguydu.
◊ Kimsenin görmediği ama senin unutamadığın bir an var?
Var, yaklaşık 15’inci kilometrede, yani yarışın yarısındayken kusmaya başladım. Yaklaşık 7-8 kez kustum. Tam o sırada dalgalar ve akıntı da başladı. Hem kusuyor hem de teknemden uzaklaşıyordum. Bengisu Abla “Ayak vur, bize doğru gelmen lazım” diyordu ama o an kendimde o gücü bulamadım. Tek yapmaya çalıştığım kusmayı bırakıp yeniden yüzmeye odaklanmaktı. Bir süre sonra toparlandım, yüzmeye devam ettim.
◊ Yanında seni takip eden bir tekne mi vardı?
Herkesin yanında bir eşlik teknesi var. O teknede kaptan ve antrenörünüz oluyor. Gideceğiniz rotayı GPS yardımıyla onlar belirliyor. Çünkü yüzerek bitiş noktasını görmeniz mümkün değil. Antrenörünüz de tekneden size hem mental destek veriyor hem de istediğiniz sıklıkta yemeğinizi ulaştırıyor.
◊ Açık denizdeyken en çok hangi duyguyla mücadele ediyorsun?
Yalnızlık. Çünkü 9-10 saat boyunca tek başınızasınız. Konuşabildiğiniz tek kişi antrenörünüz ve onunla da yarım saatte bir sadece 10-20 saniye konuşabiliyorsunuz. Bu yüzden mental güç, yarışın en önemli unsurlarından biri. O yalnızlığa dayanabilmek gerekiyor.
◊ Ailen, arkadaşların seni nasıl takip ettiler?
Yarış boyunca teknelerdeki GPS’le herkes beni takip edebiliyordu. Bir ara bana eşlik eden teknenin motoru bozuldu. Bu çok büyük bir olaydı çünkü rota onunla ilerliyor. Yüzmeye devam etmemi söylediler. Sonra antrenörümün tekne değiştirdiğini gördüm. Bir ara tekneyi göremeyince endişelendim. Ama yarışı bitirdiğimde herkes mutluydu. Uzun yıllardır çalıştığım antrönörüm Okan Ulaş da dahil, başından beri hepsi bana inanıyordu. Ben de başardım.
◊ Yarışta yaşadığın bu kadar olayın içinde nasıl sakin kaldın?
Mentalimi iyi tutmakta zorlandığım anlar oldu. En zoru son 1,5 kilometreydi. Sekiz saat boyunca yüzmüştüm, önümde yaklaşık bir saat kalmıştı. Bir anda sol omzum ve kolum ağrımaya başladı. İnanılmaz acı çekiyordum, kolumu kaldırıp çeviremiyordum bile. Kendi kendime ‘Sekiz saat yüzdün, buraya kadar geldin. Şimdi ne yapacaksın’ dedim. Bu yüzden biraz yavaşladım, arkamdaki rakibim yaklaşmaya başladı. O sırada Bengisu Abla “Hadi kızım” diyordu. O kadar çok şampiyon olmak istiyordum ki kolumu zorla açıp yüzdüm. Acıdan ağlıyordum ama pes etmedim. Her seferinde kendimi toparlayıp yüzmeye devam ettim.
◊ Kolunun ağrısı neden olmuş, sonra düzeldi mi?
Bisepste ödem oluşmuş ve omzumdaki kaslarda biraz sıkıntı var. Türkiye’ye döndüğüm sabah MR çekildi ve bir haftadır fizyoterapi görüyorum. Yarıştan sonraki akşam ve sonraki iki gün benim için inanılmaz kötü geçti. Çünkü kolumu 15 derecenin üstünde kaldıramadım.
◊ Bu sporu neden seviyorsun? Sudayken nasıl hissediyorsun?
Yeri geliyor 0 derece sularda yarışıyoruz. Bazen 13-14 derece...Ama suda olmak bende hep kahkaha atma isteği uyandırıyor. Çünkü en mutlu olduğum yerdeyim. Yorulduğumda, başıma bir şey geldiğinde ‘Tamam, bunu yaşadın ama devam et. Çünkü en çok olmak istediğin yerdesin’ diyorum.
◊ Başarına insanlar nasıl tepki veriyor? Sana ne diyorlar?
Geçen hafta gittiğim kampta yeni insanlarla tanıştım. Bana lakap takmışlar. Hepsi “Görüşürüz Okyanus Kızı” diyordu. Benim için çok gurur vericiydi bu. Onun dışında tabii çeşit çeşit; “Hoşgeldin Şampiyon” ya da “İtalya’nın Fatihi” gibi arkadaşlarımın söylediği güzel lakaplar var.
“Ara ara ‘Aya Benzer’ şarkısını mırıldandım”
◊ 9 saat boyunca aklından başka neler geçti?
Yarıştan önce bir abla bana “Geçen yıl bu parkurda balinalar ve vatozlar görüldü. Sen de rastlarsan korkma” dedi. Daha 18 yaşındayım, doğal olarak ilk bir iki saat suyun içinde balina ve vatoz aradım. Sonra bunu aşıp anın keyfini çıkarmaya başladım. Ardından aksilikler peş peşe geldiği için başka bir şey düşünmeye fırsat bulamadım. Arada aklıma şarkılar da geldi...
Örneğin Mustafa Sandal’ın ‘Aya Benzer’ şarkısını mırıldandım ara ara.
◊ Bundan sonrası için hayalin ne?
Şu andaki hedefim Okyanus 7’lisi parkurlarını tamamlayan en genç ve en hızlı Türk sporcu olmak. Aynı zamanda buz yüzme şampiyonlarına da katılıyorum. Onlardaki hedefim de dünya rekoru ve dünya şampiyonlukları.
Yorumlar