‘Her şey kırıldı, döküldü, tekrar yapıştırıldı. Daha sağlam şekilde...’

‘Her şey kırıldı, döküldü, tekrar yapıştırıldı. Daha sağlam şekilde...’

Model dağıldıktan 10 yıl sonra tekrar bir araya geldi. Önce tek bir konser içindi bu birleşme; ilgi ve sevgi büyük olunca devamı geldi. Şimdi de yeni tekli ‘Ölürüm Daha İyi’ çıktı. Grup üyeleri Fatma …

Her konserinde sahneyi bir performans alanına çeviriyordu Model. Grup üyeleri kıyafetleri ve tavırlarıyla güçlendirdikleri farklı bir müzik diliyle tanıştırdı o dönem gençleri. 2000’li yılların başında alternatif pop ve rock müzikte yeni bir heyecan dalgası yaratmayı; ‘Değmesin Ellerimiz’, ‘Pembe Mezarlık’, ‘Bir Melek Vardı’ gibi hit’leriyle birçok kişiye ulaşmayı başardılar.

Fatma Turgut, Can Temiz ve Okan Işık’tan oluşan çekirdek kadroyu birbirine bağlayan sadece müzik değil, aynı zamanda dostluklarıydı. İzmirli üç genç İstanbul’a gelip belki de hayallerinin ötesinde bir başarıya ulaştı ama bu sırada aralarındaki dostluk bağını darbelerden koruyamadılar. 2016 yılında Can Temiz ve Okan Işık ABD’deyken Fatma Turgut attığı tweet’le grubun dağıldığını duyurdu. Bu konu üzerine çok şey yazıldı, çizildi; tekrar bir araya gelmelerine imkânsız gözüyle bakılıyordu. Ve 10 yıl sonra Model’in tek bir konser için birlikte sahneye çıkacaklarını öğrenmek özellikle onları hiç terk etmeyen hayranları için büyük bir sürpriz oldu. Mart ayında gelen haberin ardından ışık hızında gelişen süreci grup üyeleriyle konuştuk.

◊Model tekrar bir araya gelmeye nasıl karar verdi?

Can Temiz: Çok planlı, programlı bir geri dönüş projesi olmadı açıkçası. “Hadi, bir tane konser yapalım”dan çıktı her şey. Sahneye çıktık. Beraber sahnede olmayı özlediğimizi fark ettik. Sonra “Şarkı yapalım” dedik. Beraber şarkı yapmayı özlediğimiz fark ettik. Olaylar ilerledikçe bizde de daha fazlasını yapmak için bir heyecan oluşmaya başladı. O yüzden her ne oluyorsa bizim için de sürpriz oluyor.

Fatma Turgut: 10 sene oldu, bir solo kariyer yürüttüm. Çok zordu birçok şey. Model’deyken muazzam bir işbölümü vardı aramızda, bazen hiç konuşmadan birçok şeyi hallediyorduk. Tabii arkadaşlarımı da çok özlemişim. Sonuçta, en başında yola birlikte çıktığım insanlar. Kilometremiz çok fazla. Tabii sonra aradan 10 sene geçti. Ama üçüncü konserin sonunda kuliste koltuğa yatıp “Ne yiyeceğiz”, “Ne yiyelim ya” halindeydik. O samimiyet geri geldi.

Okan Işık: Sonuçta biz çok eski arkadaşız, İzmir’den birlikte yola çıktık, İstanbul’a geldik. İki yıl, belki daha uzun bir süre aynı evi paylaştık. İnsan içindeyken fark edemiyor tabii ne kadar değerli bir şeye sahip olduğunu. Benim için en önemlisi bu arkadaşlığın geri gelmesi oldu.

Can Temiz: İki yıl önce (4 Ekim 2024) video call (görüntülü konuşma) yaptığımızda görüşme kahkahalarla geçti. 10 senedir küs olan insanların ilk görüşmede kahkahaların atıldığı bir konuşma içerisinde olmasını beklemezsin ama öyle gelişti. Oturmuş bir arkadaşlığın zorlamana gerek olmayan bir enerjisi oluyor ya, öyle bir histi.

◊2024’te sizi bir araya getiren olay neydi?

Fatma Turgut: Son yaptığımız ‘Levlâ’nın Hikâyesi’ albümünü o dönemki plak şirketimize 10 yıllığına vermiştik. O 10 yıl doldu, hatta üzerinden bir miktar daha zaman geçti. Maalesef plak şirketinin sahibi bizim iletişimsizliğimizden faydalanıp, her birimize ayrı ayrı ulaşıp saçma sapan bir teklif yaptı. Ben de bu kadar güzel hikâyeler yaşayan bir grubun bunu hak etmediğini düşündüm. Can Bonomo’dan Can’ın telefonunu aldım.

◊Telefonu da mı yoktu sende? Öyle bir iletişimsizlik...

Fatma Turgut: Evet, konsere giderken yolda Can’ı aradım. “Ne yapıyorsun” diye sordum. “İyiyim, sen ne yapıyorsun” dedi. Sanki dün akşam birlikte yemek yemişiz gibi... “İyiyim, konsere gidiyorum”, “İyiyim, ben de hastayım biraz, evde yatıyorum” falan, bunları konuştuk. Sonra Okan’a mail attım. Ve “Hadi, biz bu albümü geri alalım” dedik. Akşamına WhatsApp grubu oluşturuldu.

Okan Işık: Ardından “Madem tekrar konuşmaya başladık, tatlı sonlandıralım bu işi” dedik. Sonuçta 10 yıl önce bir kavga sonucu dağılmış bir gruptuk. Sonra İzmir, Ankara ve İstanbul olarak üç konser olsun dedik. Devamı da geldi.

◊Birbirinizde nelerin değiştiğini gözlemlediniz?

Okan Işık: Herkes büyümüş, değil mi?

Can Temiz: Herkesin biraz hayattan da burnu sürtmüş. Burnun sürtünce de nelerin daha değerli, kıymetli olduğunun farkına varıyorsun. Nelerin kavga etmeye, kafaya takmaya değer olmadığını... Aslında büyümek böyle bir şey. Tabii biz başladığımızda 20’li yaşlardaydık. Hatta Model kurulduğunda ben 18’e basmamıştım.

◊O dönemi hatırlıyorum. Roxy Müzik Günleri’nde Billboard dergisinin özel ödülünü almıştınız...

Can Temiz: O geceyle ilgili ilginç bir ayrıntı var. O zamanki solistimiz farklıydı. Ama Fatma sahnenin hemen yanındaydı. Bizi desteklemek için gelmişti.

◊Model ayrıldığını açıkladıktan sonra Fatma solo kariyerine odaklandı, Can kendi projelerinde müzik yapmayı sürdürdü. Okan, sen neler yaptın?Â

Okan Işık: Can’la Los Angeles’a gittiğimizde orada bir grup kurduk. Çok eğlenceli zamanlardı. Ama grup istediğimiz sürede, istediğimiz seviyeye ulaşmadı. Sonra Can’ın Türkiye’ye dönmesi gerekti. Biz eşimle kaldık. Türkiye’de beraber takı tasarlıyorduk, onu Los Angeles’ta devam ettirmeye çalıştık. Şimdi bir kıyafet markamız var. Bunun dışında film müziği üzerine çalışıyorum.

◊15 Mayıs, İzmir Arena’daki ilk konserde neler hissettiniz?

Fatma Turgut: Kariyerimde 16’ncı senem. Ve hayatımda hiçbir konserde öyle heyecanlanmadım. Kuliste “Bana bir şeyler söyleyin. Nefes alamıyorum. Kafamı dağıtın” diyordum.

Can Temiz: Özellikle ilk konserden önceki iki ayda yapılması gereken o kadar çok şey vardı ki son gün, sahneye çıkmamıza 10-15 dakika kalana kadar heyecanlanmaya vakit bulamayacak kadar meşguldüm. Ama o son dakikalarda bir anda panik başladı. İki aydır hazırlanıyorduk ama gerçek olacağını hiç düşünmemiştim. Bir yandan konser iptal olsun, yaşanmasın istiyordum, bir yandan da ‘Manyak mısın bunun için çalıştın’ diyordum. İki düşünce aynı anda savaştı kafamda.

Okan Işık: Heyecandan çok gergin bir konumdaydım aslında. Yanlış gidebilecek çok şey vardı. Teknik kısımları geçtim, 10 yıl sonra ilk kez çıkıyorduk, şarkıları yanlış çalabilirdim. Ama üç şarkıdan sonra bir rahatlama geldi.

◊20 bin kişiye çaldınız...

Can Temiz: Fatma ‘Değmesin Ellerimiz’de telefonların ışıklarını yakmalarını istedi. O zaman gördük kalabalığın nerede bittiğini. En şoke olduğumuz andı. ‘En arkadaki adam ne yapıyor’ falan olduk.

‘Tansiyon boşaldı’

◊Peki, Model için böyle mi yaşanmalıydı her şey?

Can Temiz: Tabii ki asla doğru cevabını bilemeyeceğimiz bir soru. Bugün bile geri dönüp baktığımda “Bunlar aslında halledilebilirdi” gibi hissetmiyorum. Başka yolu yoktu, dağılması gerekiyordu diyorum. O zaman psikolojik olarak devam edemeyecek durumda olduğumu biliyorum. Zaten yoksa niye bırakalım? Ne güzel gruptu. Daha erken birleşilir miydi? Kim bilir?.. Ama bana çok iyi geldi 10 sene. Çok mutluyum şu an olduğumuz yerden.

Okan Işık: Bence olması gereken buymuş. Çünkü çok birikmiş bir tansiyon vardı. Sanki konuşulmayan gerginlikler, tabu haline gelmiş konular vardı. Ve ayrılıkla birlikte şimdi o tansiyon boşaldı. Eskiden üstüne konuşamadığımız konular hakkında gülüp eğlenebiliyoruz artık. Her şey kırıldı, döküldü, tekrar yapıştırıldı. Daha sağlam bir şekilde yapışmış gibi hissediyorum.

Fatma Turgut: Bazen arkadaşlıklar biter, ilişkiler biter ve hep şuna inandırırım kendimi: Hayatımdaki onun görevi bu kadarmış ve gitmesi gerekiyormuş. Demek ki bizim birbirimizin hayatlarındaki görevi daha bitmemiş. Bizim tekrar bir araya gelmemiz gerekiyormuş.

‘Can pazarı gibi ortalık’

◊Müzik piyasasını bıraktığınız yerde buldunuz mu?

Can Temiz: Tabii 10 yılda çok şey değişti. Model için bile daha zorken her şey, kaldı ki ismini yeni duyurmaya çalışan sanatçılar için gerçekten can pazarı gibi ortalık. Evet, teknoloji sayesinde çok daha rahat ve hızlı şekilde müzik üretip paylaşıyorsun ama bu çok büyük bir satürasyona da neden oldu. Bu sefer işte sadece 10 kişinin bildiği kendi starları var gibi bir durum ortaya çıktı. Sesini duyurmak, şarkını sevebileceğini düşündüğün insanlara ulaştırmak zorlaştı. 

Fatma Turgut: Can’ın söylediklerine katılıyorum tabii, ama Model’in halihazırda zaten kemik bir dinleyicisi vardı. Spotify’da Model’in aylık 3.5 milyon dinleyicisi duruyordu. Ve acayip de sahip çıktılar ‘Ölürüm Daha İyi’ye.  Bizi seven, bizi özleyen insanlar böyle bir şarkıyı bence bekliyorlardı. Onların yüzünü kara çıkarmadık diye düşünüyorum.

Kaynak: Hürriyet Yaşam

Yorumlar