Türkiye'de özkaynak tartışmaları genellikle yetersiz tesisler, çamurlu sahalar veya ödenek eksiklikleri üzerinden tartışılan ve kabul edelim ki aslında hiç önemsenmeyen bir başlık durumunda. Başarı sistemle değil de sisteme rağmen başarmış, aslında bireysel mucizelerle gelmekte. Oysa Hollanda’da, özellikle bizzat gidip yerinde incelediğim PSV Eindhoven çatısı altında durum tam tersi: Burası bir kulüp değil, insan potansiyelini yüksek standartlarla işleyen bir teknoloji laboratuvarı. “Neden bizden dünya yıldızı çıkmıyor?” sorusunun cevabı sahadaki yetenekte değil, o yeteneği bir ‘insan kaynağı‘ olarak gören Hollanda ‘kafasında‘ gizli. İşte Türk futbol ekosisteminin ‘doğaçlama‘ kültürüyle taban tabana zıt, profesyonelliğin sınırlarını zorlayan 5 sarsıcı gerçek. 1-STRATEJiK GÖNÜLLÜLÜK: SIFIR MALiYETLi YÜKSEK NiTELiKLi iNSAN KAYNAĞI Sistemde hayran olunacak fazlaca başlık bulmak mümkün. Ancak kendi etkilendiğim adanmışlık konusuyla başlamak isterim. Göksal Kaya isimli Türk, bana tesisi gezdirirken öğreniyorum ki; kendisi aslında bir devlet memuru; ancak 12 yıldır haftada 24 saatini gönüllü olarak akademiye vakfediyor. Hakem koordinatörlüğünden hazırlık maçlarının organizasyonuna kadar uzanan bu devasa operasyonel yükün gönüllülük esasıyla yürütülmesi, kulüp için sıfır maliyetle yüksek kaliteli insan sermayesi anlamına geliyor. Bu, sadece bir yardımseverlik değil, bir akademi bütçesinin stratejik olarak nasıl optimize edildiğinin göstergesidir. Göksal Kaya, bu profesyonel adanmışlığı şu sözlerle anlatıyor: “Bir yıl gönüllü olarak çalıştım. Ondan sonra bana teklif ettiler; ‘Burada koordinatörlüğü alabilir misin?’ diye. Hakemlik koordinatörlüğüne başladım... Diğer başka bölümlerde de görevler verdiler.
Konuya ilişkin edinilen son bilgilere göre; Haftada 24 saatimi gönüllü olarak çalışıyorum.” 2-600 BiNLiK FiLTRE VE SOSYAL GÜVENLiK AĞI PSV'nin yetenek avcılığı, sadece gözlemcilerin saha kenarında not tutması değil, devasa bir veri hunisidir. Akademi, çevresindeki geniş bir ağda her yıl ortalama 600 bin çocuktan oluşan bir havuzu filtreliyor. Bu küresel taramada, seçilen çocukların sadece ‘ayaklarına’ değil, yaşamlarına da yatırım yapılıyor. ‘Gastgezin’ (koruyucu aile) sistemi tam bu noktada devreye giriyor. Uzaktan gelen çocuklar için kurulan 20-22 ailelik bu sistem ile kulüp, çocuğun sosyal güvenliğini aile sıcaklığıyla koruma altına alarak, sporcunun saha dışındaki duygusal yükünü minimize ediyor. Ve tabiri caizse gözü hep üstünde oluyor. 3-BiLiŞSEL YÜK YÖNETiMi: KRAMPONDAN ÖNCE MATEMATiK PSV Akademisi’nde eğitim, antrenman programının yanına iliştirilmiş bir ‘zorunluluk’ değil, sistemin kalbidir. Tesiste tam zamanlı görev yapan 3 öğretmen, genç futbolcu adaylarının aynı zamanda birer öğrenci olduğu gerçeğini es geçmiyor. Bu doğrultuda akademide görevlendirdikleri rehberlik öğretmenleriyle örneğin, bir oyuncunun matematik notu düşerse, kulüp doğrudan müdahale edebiliyor. Buradaki temel strateji, sadece topa vuran değil, oyunu okuyabilen ‘zeki oyuncular’ inşa etmektir. Bir stratejist gözüyle bu, ‘bilişsel yük yönetimi’ olarak nitelendirildi. Sahada hızlı karar vermesi beklenen bir gencin, okul hayatındaki akademik disiplini, sahadaki taktik disiplininin provası olarak kabul ediliyor. 4-TEKNOLOJiK BESLENME EKOSiSTEMi Profesyonellik mutfakta baÅlar, ancak PSVâde bu süreç tamamen dijitalleÅmiÅ durumda. âATL Full Scoochâ adlı teknolojik altyapı üzerinden yürütülen beslenme yönetimi, her oyuncu için kiÅiselleÅtirilmiÅ bir veri haritası sunuyor.
Bu sistem üzerinden yemek takibi, geri bildirimler ve profesyonel koçluk hizmeti veriliyor. Ancak asıl fark yaratan unsur, ebeveynlerin bu teknolojik halkaya dahil edilmesi. Online toplantılarla aileler, beslenme sürecinin birer paydaÅı haline getiriliyor. Yani akademi, sporcuyu yetiÅtirirken aslında bir âaile bilinciâ de inÅa ediyor. 5-GÃRÃNMEYEN DiSiPLiN: OPERASYONEL MÃKEMMELLiK VE ETiK DEÄERLER Tüm bu gözlemlerimi futbolcuların aÄzından da sizlere ulaÅtırmak isterdim ancak orada da PSV disiplin kurallarına takıldım ve itiraf etmeliyim ki bundan memnun oldum! Hollandaâdaki katı kiÅilik hakları yasaları uyarınca, çocukların soyunma odaları gibi mahrem alanlarının görüntülenmesine asla izin verilmiyor; bu da kulübün âönce insan, sonra sporcuâ vizyonunu perçinliyor. Ve o çocuklar gerçek birer âtopçuâ olmadan hâlâ çocuk oldukları gerçeÄiyle yaÅıyor ve yaÅatılıyor. PSV Akademiâde zaman geçirince anlıyorsunuz ki, bu çocuklar futbolcu olmasalar bile hayatlarına harika birer deneyim eklemiÅ oluyorlar. SONUÃ: BiR BiNA MI, YOKSA BiR KÃLTÃR MÃ? Bugün PSV, 2.500-3.000 kiÅilik modern stadyum inÅaatıyla fiziksel kapasitesini artırıyor olabilir; ancak burayı bir âyıldız fabrikasıâ yapan Åey beton deÄil, entelektüel birikimdir. PSV Akademisi, yeteneÄi bulmanın bir Åans, onu iÅlemenin ise bir program bir vizyon olduÄunu kanıtlıyor. Sonuç olarak kendimize Åu soruyu sormalıyız: âYetenekli çocuklara sahip olmak mı daha zordur, yoksa o yeteneÄi koruyup iÅleyecek bu kadar kapsamlı bir sistem mühendisliÄi kurmak mı?â Gidip gördüm ve ben cevabımı aldım! Ajans Türk editörleri gelişmelerin detaylarını aktarmayı sürdürüyor.
Yorumlar