İstanbul’un farklı sahnelerinde 10 yılı aşkın süredir dinleyiciyle buluşan Özay Bakır bir yandan da aralarında ‘Birini Buldun mu?’, ‘Aşk Katili’ ve ‘Toz Duman’ın da olduğu şarkılar yayımladı. Üç hafta önce de yazın enerjisini taşıyan yeni teklisi ‘Puding’i çıkardı. Hareketli temposu, flörtöz sözleri ve renkli klibiyle dikkat çeken şarkının İngilizce versiyonu da olacak.
◊‘Puding’in sözleri nasıl bir duyguyla yazıldı?
‘Puding’ çok hoşlandığım ve arzuladığım bir kadına yazıldı. Aramızda bir flört ve enerji söz konusuydu. Şarkıyı geçen yıl yine böyle bir yaz atmosferinde yaptım. Bazı sözleri başka yerlere çekildi tabii. Ama “Bu gemiyi yüzdürelim mi” derken aslında “Bu ilişkiye başlayalım mı” diyorum. “Bende iyi dalga var” derken de heyecanı anlatıyorum.
◊Şarkıda “Seni pudingi çay kaşığıyla yer gibi yavaş yavaş yemek istiyorum” diyorsunuz. Aşkı yavaş yavaş keşfedilen bir duygu olarak mı görüyorsunuz?
Aşk ansızın gelmeli bence. Bir anda seni alıp götürmeli ve onu hissederken de vakit kaybetmemeli insan. Şarkıda da “Bir an önce olsun bu iş, yeterince uzadı” diyorum. Çünkü uzayınca duygular solmaya, algılar ve ilgiler değişmeye başlıyor. Dolayısıyla aşk geldiği zaman fırsatı kaçırmamak lazım. Şarkıda çay kaşığıyla yavaş yavaş derken de ‘Kendini bir bıraksan, seni adım adım keşfedeceğim’ duygusunu anlatıyorum.
◊Önceki şarkılarınız daha melankolikti. ‘Puding’in hareketli ve flörtöz olması bilinçli bir tercih mi?
Mevsimsel mi bilmiyorum ya da ekiple yaptığımız seçimler bizi daha melankolik şarkılara itti. Ama bundan sonra bu tarzda daha çok şarkı yapacağım. Çünkü sahnede eğlenceli tarafımla biliniyorum. Sahnede hareketli ve sürekli enerjik biriyim. Dolayısıyla bunu şarkılarıma da yansıtmak istiyorum.
◊2014’ten bu yana İstanbul’un farklı sahnelerinde şarkı söylüyorsunuz. Bu süreçte gece hayatında ne gibi değişimler gözlemlediniz?
Sahnelerim her zaman şükür ki dolu. Güzel insanların gitmek istediği mekânlarda sahneye çıkmayı tercih ediyorum. Müzik artık çok değişti. Lvbel C5’ler, onlar, bunlar çöp ettiler sistemi. Dolayısıyla eskiden gelen insanlar artık gece çıkmıyor. Yeni gelen güzel insanlar var tabii ama genel olarak içerik değişti. Pop-rock sahnelerine ilgi eskisi kadar yoğun değil. Eskiden pazartesi günü Cihangir’deki Hazine’de çıkıyordum ve 100 kişi oluyordu. Şu an pazartesi konser verebilecek bir sanatçı yoktur.
◊Bir yanda sizin gibi sözünü, müziğini ve düzenlemesini kendi yapan sanatçılar var. Diğer yanda sosyal medyada hızla hit olan şarkılar. Bu tablo size nasıl hissettiriyor?
İnsanların hayatına TikTok diye bir şey girdi. TikTok’a yönelik yapılan şarkıları ayrı bir kefeye koyuyorum. Onları eleştirip çamur atmak istemem. Ama insanların araba kullanırken o şarkıları dinlediğini zannetmiyorum. TikTok gibi eğlence ve dopamin ortamında bu şarkılar gidiyor. Ama aynı insanların güzel pop müziği de ayırt edip dinleyebiliyor olması gerekiyor.
◊Bugün bir sanatçı için sahnede olmak mı, sosyal medyada görünür olmak mı daha önemli?
Şu anda dijital medya daha revaçta ve insanların daha kolayına geliyor gibi gözüküyor. Ama ben bu konuda biraz analog bir adamım. Daha çok sahnedeyim ve sahnede var olmayı seviyorum. Bu şarkıları yapma ve bu yolculuğa çıkma sebebim de ülkenin hemen hemen her şehrinde kendi şarkılarımla insanlara iyi gelmek, onları iyi hissettirmek ve onlarla buluşmak. Sosyal medya olmasaydı benim açımdan daha iyi olurdu ama artık bu da işin bir kuralı. O kurala uymamız gerekiyor.
◊Peki, sizce neden hâlâ 90’ların şarkılarını söyleyip eğleniyoruz?
Bence artık öyle şarkılar çıkmıyor. Kültürel olarak insan zayıflarsa kelime dağarcığı da daralıyor, bu da şarkılara yansıyor. Tabii bugün de iyi işler var. Mesela Edis pop adına çok başarılı işler yapıyor.
◊Beğendiğiniz başka kim var?
Mabel Matiz iyi şarkılar yapıyor. Son dönemde Manifest bence çok güzel bir iş yapıyor. Pırıl pırıl, genç işi ve çok keyifli. Yani böyle bir şeye ihtiyacı vardı dinleyicilerin.
◊Yakında başka çalışmalarınız olacak mı?
‘Puding’in İngilizce versiyonu çıkacak. Sözlerini de ben yazdım. Klibi çekerken Türkçe ve İngilizce versiyonları aynı anda çektik. İngilizce bir şarkı yapmak çocukluğumdan beri istediğim bir şeydi.
‘ESKİ BİR İLİŞKİM VARDI...’
◊Hayatınızda “Keşke hiç yaşamasaydım” dediğiniz bir şey var mı?
Var tabii. Eski bir ilişkim vardı. O hiç olmasaydı diyebilirim. İsim vermeyeyim tabii. Ama daha sonra onu ‘İyi ki’ye dönüştüreceğim bir yolculuk yaşadım. ‘İyi ki böyle travmatik bir süreç yaşamışım ki bugün bu seçimleri yapabiliyorum’ dediğim bir noktaya geldim. Keşke, zamanla ‘iyi ki’ye dönüştü.
◊O deneyim sizi nasıl değiştirdi?
En azından artık daha zor manipüle edilebildiğimi düşünüyorum. Hatta ilişki bağlamında kolay kolay kimsenin beni manipüle edemeyeceğini düşünüyorum. Seçimlerimi daha yavaş, sindire sindire yapmam gerektiğini fark ettim. Ama bu bayağı zaman aldı. O ilişkiden sonra tekrar bir insanı seçmem bile uzun sürdü. Zor bir süreçti.
‘AYRILIK ACISIYLA ŞARKI SÖYLEMEK GÜZEL’
◊Sosyal medya hesabınızda dostunuz Papi’yi (köpeği) kaybettiğinizi paylaşmıştınız. Bu süreci atlatabildiniz mi?
O alışılabilecek bir şey değil. Gerçekten felaket bir acıymış. Zamana karşı yenilip vedalaşacak olsa insan kendini belki alıştırırdı ama Papi daha 5 yaşına yeni girmişti. Birden kriz geçirip kalbi durmuş. Annemin yanındaydı. Annemle babam kendilerini yerlere atmışlar. Babam “Hayatımda ağlamadığım kadar ağladım” dedi. Gerçekten bir aile üyesini kaybetmişçesine bir üzüntü çöktü. Tam da şarkımın çıkmasına iki gün kala oldu. Bu şarkıdan elde edeceğim bütün geliri barınaklara bağışlamaya karar verdim ben de.
◊Hasta olduğunu nasıl fark ettiniz?
Papi’yi yavruyken sahiplenmiştim. Hastalığı 3 yaşından sonra ortaya çıktı. Önce bir yalpaladı, ardından kasılmaya başladı. Hayvan hastanesine götürdük, kalbinde bir şey çıkmadı. Bir sonraki krizinde normal epilepsi geçiren bir insan gibi kasılıyordu. Veterinerler epilepsi olduğunu ve ilaç kullanması gerektiğini söyledi. İlacını hep düzenli kullandı. Annem yoksa ben vardım, ben yoksam babam vardı. Ama böyle bir kader bizi buldu.
◊Böyle bir kaybın ardından sahneye çıkıp insanları eğlendirmek zor bir denge, değil mi?
Çok zor bir denge. Ama sahneye çıktığımda başka bir personam ortaya çıkıyor. Normalde karşınızda Özay olarak oturuyorsam, sahneye Özay Bakır çıkıyor. Yaşadığı şey aşk acısı da olsa, ölüm de olsa, unutarak yapıyorum o sahneyi. Tabii slow şarkılar söylediğimde o duygular geliyor. Ayrılık acısıyla şarkı söylemek güzel bir şey bence. Şarkının hakkını daha iyi veriyorsunuz. Söylediğiniz şarkı Müslüm Gürses ya da Nilüfer şarkısıysa daha içten söylüyorsunuz. Hatta sahnede olmak bana terapi gibi geliyor.
Yorumlar