Sosyal medyada uzun süredir onunla söyleşi yapmamı isteyen ciddi bir kitle vardı. Sonunda buluşuyoruz. Düzgün bir fiziği ve güzel bir enerjisi var. Kariyerine odaklı bir genç oyuncu. Emin Günenç’i daha yakından tanıyalım...
◊ Daha önce işlerin oldu ama son bir senede büyük bir hayran kitlesi edindin. Sen kimsin?
23 Temmuz 1994 doğumluyum. İstanbul’da doğup büyüdüm ama bir göçmenlik de var; dedem Bulgaristan’da doğmuş. Hayalim futbolcu olmaktı. 10 sene futbol oynadım. Sonra bir sakatlık süreci geçirdim. O dönem ‘İleride ne yaparsam mutlu olurum’ diye düşünmeye başladım. Hiçbir zaman masabaşı iş yapmak gibi bir hayalim yoktu. Ama sayısal zekâm çok iyiydi, ders çalışmadan matematik sorularını bulmaca çözer gibi çözerdim. O sebeple babam mühendis olmamı çok istiyordu, üniversite tercihimi bile o yaptı. Ve Marmara Üniversitesi Makine Ressamlığı Bölümü’ne girip bitirdim.
◊ Nasıl bir ailede büyüdün?
Babam Zeytinburnu’nda arnavutciğeri satardı, annem ev hanımıydı. Bir kız kardeşim, bir ablam var.
◊ Oyuncu olmaya nasıl karar verdin?
Futbolu bıraktığım dönemde karar verdim. Üniversitede okurken de zaten bir yandan oyunculuk eğitimleri almaya başladım.
‘Ezra’ dizisinde oynadım. O sırada kanal satıldı, üçüncü bölümde final yaptı. Ardından ‘Bir Annenin Günahı’ dizisine başladım. Asıl çıkışım ‘Kırmızı Oda’ oldu ve sonra ‘Masumlar Apartmanı’ geldi.
◊ Oyunculuktan ne umdun, ne buldun?
Allah’ıma şükürler olsun, her şey umduğum gibi gidiyor. Birden hızlı bir yükseliş olmadı, hep adım adım ilerledim, oynadığım işler bir sonraki işlerimi getirdi.
◊ Oyunculuk dünyasına girdikten sonra seni en şaşırtan şey neydi?
Bazen oyunculuk dışında farklı kriterlerin de seçimlerde etkili olabildiğini gördüm. Sosyal medyadaki görünürlük ve takipçi sayısı da artık sektörün değerlendirdiği unsurlardan biri. Çok yetenekli ve eğitimli oyuncuların fırsat bulmakta zorlandığı zamanlar olabiliyor. Ama son dönemde daha fazla yeni oyuncunun ön plana çıkmasını çok değerli buluyorum. Eskiden belirli dizilerde hep belirli oyuncuları görüyorduk, yeni isimlere daha fazla alan açılması bence sektör adına çok güzel.
◊ Sonrası için hayallerin neler?
En yukarıyı görebilmek, farklı karakterleri canlandırmak. Kanal D’de yayımlanan ‘O Kız’ dizisinde Erkan Petekkaya engelli bir babayı oynuyordu, 45 yaşında biri olarak 5 yaşındaki çocuk zihnine sahipti. Onun gençliğini oynamıştım. 20 yaşında ama 5 yaşındaki çocuk zihnine sahip bir karakter. O iş benim için çok farklıydı ve bana başrol getirdi.
◊ Bundan sonra birlikte oynamak için hayalini kurduğun bir partner var mı?
Beğendiğim kadın oyuncular var. En başta, belki klasik ama, Serenay Sarıkaya geliyor. Hem oyunculuğu güzel, hem çok alımlı bir kadın, hem çok başarılı. Onunla partner olmak isterdim.
◊ Sence ekranda seni gördüğümüzde neden izleyelim?
Her oyuncunun yaptığı işi bir yerden yakalaması lazım. Önemli olan farklı olabilmek.
Bence farklıyım. Yaptığım işi çok ciddiye alan, hırslı biriyim. Bir şeyi başarana veya en iyisi olana kadar asla bırakmıyor, onun için uğraşıyorum.
‘Arafta’ dizisinin ikinci sezon çekimlerini bitirdik. Yurtdışında gösteriliyor.
◊ Sen hiç arafta kaldın mı?
Kaldığım oldu. Aşk ve iş arasında kaldım. O dönem aşkı seçmiştim. Ama pişman olup bir ay sonra istediğim hayat bu değil dedim. İşime âşık biriyim.
◊ Sana çalışmamanı mı söyledi?
Göz önünde olmamı istemiyordu. Zaten bazen birini beğeniyorsunuz, popüler ve göz önündesin diye seninle olmak istemiyor. Aslında bu işin böyle bir dezavantajı var.
◊ Canlandırdığın karakter gibi intikamcı bir tarafın var mı?
Hiç yok, ben kin besleyemem. Biri yanlış yaparsa hayatımdan çıkarırım.
◊ Karakterini nasıl ortaya çıkardın?
Deneme çekimine gittiğimde yönetmenimiz ve yapımcımız çok beğenmişlerdi. Ben de onlara “Benim böyle yakışıklı göründüğüme bakmayın. Aslında içimde bir Zeytinburnu çocuğu yatıyor” dedim. Orada doğup büyüdüm. Karakteri çıkarmak çok zor olmadı benim için.
◊ Oynadığın karakter kadar maço musun?
Biraz maçoyum, evet. Dış görünüşümden dolayı, insanlar bunu duyunca şaşırıyorlar.
◊ Nasıldır senin maçoluğun?
İlişkiler konusunda biraz daha geleneksel bir yapım var. Karşılıklı olarak bazı konularda hassasiyetlerim olabiliyor. Ama tabii ki bir ilişkide önemli olan iki kişinin birbirine saygı duyması ve ortak bir noktada buluşabilmesi.
◊ Emin’i hiç tanımayan birine nasıl anlatırsın?
Dürüst, güvenilir, eğlenceli...
◊ Hayatına giren biri ilk neye şaşırır?
Çok dürüstüm. Haksızlığa gelemiyorum. Atıyorum; sette, 100 kişilik bir ortamda herhangi birine haksızlık yapıldıysa müdahale ediyorum.
◊ Arkadaşlarının sende en çok değiştirmek istediği özellik ne?
Bazen bencil olduğumu söylüyorlar. Aslan burcunun ‘alfa’lığı olabiliyor; “Şu alfalığı bir bırak” diyorlar.
‘CİDDİ BOYUTTA EVLENME TEKLİFLERİ GELİYOR’
◊ Başlarda takipçi sayın 250 binken şu an 1 milyon 800 bin oldu, bekliyor muydun bu kadarını?
Bu işin tutacağını biliyordum, hatta yapımcımızla da konuşmuştuk, gerçekten yaptığım işlerin hepsinin üstüne çıktı.
◊ Yorumlar seni etkiliyor mu?
Yorumlara hiç bakmıyorum, biliyor musun? Çünkü bir fotoğraf atıyorum, inanılmaz bir etkileşim oluyor. En son baktığımda profil görüntülemem aylık 300 milyondu. Bir fotoğrafım 1 milyon ‘like’a yaklaştı. Hatta arkadaşımla bunun esprisini yaptık. “Ben Cristiano Ronaldo muyum? Nasıl 1 milyon like olabilir” dedim.
◊ Sosyal medyadan ahlaksız teklif alıyor musun?
Yurtdışındaki izleyici kitlesi karakterden dolayı “My husband” (Kocam) yazıyor. Beni biraz karakterle özdeşleştiriyorlar sanırım. Dizide daha eril ve güçlü bir karakteri oynuyorum, izleyicinin de bu tarafını sevdiğini düşünüyorum. Ama ahlaksız teklifler almıyorum. Yapım şirketine, menajerlik ajansına gelen mektuplar oluyor. Ciddi boyutta evlenme teklifleri bile geliyor.
Şunu anlatayım; birkaç sene önce bir deneme çekimine gitmiştim, bir kanalın dramalar müdürü bizim ajans sahibini arayıp “Bu çocuk çok yakışıklı. Kesinlikle jön olacak. Biz bunu almak istiyoruz” demişti.
◊ Kendini seksi buluyor musun?
Buluyorum tabii. Aslan burcu olarak konuştum (gülüyor).
◊ Sence kariyerinde yeteneğin mi görüntün mü ağır basıyor?
Bilmiyorum ama oyunculuğumun ağır basmasını isterim. İşimin çekimleri yeni bitti ama ben bir sonraki işin planlamasını yapıyorum. Çok küçük yaşta babam bana satranç öğretmişti, onun etkisi olsa gerek, her zaman bir sonraki adımımı hesaplıyorum... Bir iş tutsa da havasına girmiyor, bir sonraki adımı düşünüyorum.
◊ Sektörde umutsuzluğa kapıldığın zamanlar oldu mu?
Oldu. İsmin bilinmiyorken bir yere gelebilmek çok zor. Deneme çekimine giriyorsunuz, iyi bile olsanız, rakibiniz tanınan, popüler bir oyuncusuysa onu tercih ediyorlar. O yüzden zor.
◊ Ekranda bir jön algısı, belirli fiziksel arayışlar var. O fiziksel arayışları karşılayacağına inanıyor musun?
Geçen sene Fendi’nin bir davetine katıldım, Avrupa müdürü bana “Hem aktör olup, hem fiziği bu kadar iyi olup bir kıyafeti bu kadar güzel bir şekilde taşıyan çok az kişi gördüm” dedi. 8 yaşından beri düzenli spor yapıyorum. Bir mağazanın nasıl vitrini var ve orada markalarını en iyi şekilde göstermek istiyorlar, oyuncular olarak da bizim vitrinimiz bedenimiz. Bunu en iyi şekilde sergilememiz lazım. O yüzden yediğime, içtiğime, sporuma çok dikkat ederim. Her sabah 6.30’da kalkarım, Bebek’ten Emirgân’a kadar yürüyüp dönerim. Kahvaltımı yapar, sonra tekrar spor salonuna giderim. Bu benim hayatımın bir rutini.
◊ Sen hep beğenilen bir tip miydin?
Çok egolu duyulmasın ama öyleydim.
◊ Şimdi aynaya baktığında ne görüyorsun?
Kendimi seviyorum. Bence her insanın kendini sevmesi lazım.
Yok. Benim oralar çok sıkıntılı.
Ben nedense ilişkilerde hep başarısız oluyorum. Olmuyor yani bir şekilde.
◊ Neden, kriterlerin mi yüksek?
Nedenini bilmiyorum. Aslında biraz zor biriyim, kolay kolay birisinden hoşlanamıyorum. Günümüzde görüyoruz, biri biriyle sevgiliyken ayrılıyor. İki hafta sonra başkasıyla oluyor. Bende hiçbir zaman öyle bir şey olmadı. Benim yapıma ters. Ben seversem tam tutuluyorum. Sevmezsem yakınına yaklaşmıyorum.
◊ Peki, ne bekliyorsun karşı taraftan?
Her şeyden önemlisi eğlenceli olması lazım. İstediği kadar güzel olsun, eğlenceli olmadıktan ve kafalarımız uyuşmadıktan, aynı espriye beraber gülmedikten, gözlerimizle anlaşamadıktan sonra olmuyor.
Yorumlar